Kapat

‘’ASGARİ ÜCRETLİDEN ÖTV ALINMASIN’’ÇAĞRISI

 ‘’ASGARİ ÜCRETLİDEN ÖTV ALINMASIN’’ÇAĞRISI

Asgari ücret konusunda herkesin beklentisini açıkladığı şu günlerde yeni bir tartışma konusunda Ordu SMMMO Başkanı Bahadır Baş’dan geldi. KARADENİZ EKONOMİ’ye konuşan Baş, yeni bir öneride bulunarak asgari ücretli için ÖTV muafiyeti istedi..

Milyonlarca çalışanın gözü kulağı gelecek zam haberinde.Asgari ücret  ile birlikte çalışanlara ödenen vergi iadesi de artacak.Yaklaşık 8 milyon çalışanın direkt gelirini belirleyen ancak etkisiyle 83 milyona dokunan asgari ücret için geri sayım başladı. Çünkü asgari ücret sadece maaşları değil, işsizlik ödeneğinden kısa çalışmaya, 65 yaş aylığından doğum borçlanmasına kadar birçok ödeme ve ücreti belirliyor. Geçtiğimiz yıl pandemi şartlarının da etkisiyle yüzde 25 artırılan asgari ücret için bu yıl da güçlü bir zam beklentisi oluştu. Bu seneki tartışmalar önceki yıllara göre biraz daha hararetli geçmekte. Bunun iki temel nedeni var. İlki, yükselen enflasyon rakamlarıyla birlikte asgari ücretin satın alma gücünün çok hızlı bir şekilde erimesi. İkinci olarak ufukta (erken) seçim gözüktüğü için muhalefetin yüksek sesle bu konuda vaatlerde bulunması ve iktidarın da bu vaatler karşısında bir aksiyon almak durumunda kalması.

Başkan Baş’ın konuyla ilgili öne çıkan ifadeleri şunlar oldu: ÖTV artışları için Türkiye’ye bir önerim var. Katma Değer Vergisi (KDV) ve ÖTV adaletsiz bir vergi. Anayasamızda herkesin mali gücüne göre vergi ödenmesi yazıyor. ÖTV ve KDV artışları, benzine, doğalgaza, elektriğe gelen zamlarla kimsenin mali gücü kalmadı. Asgari ücretliler ÖTV’den muaf olmalılar. ÖTV muafiyet vergisi adı altında bir vergi çıkartmamız gerekiyor. Bunu dar gelirli vatandaşlar için ülkenin gündeme alması gerekiyor. Unutmayalım ki sosyal barış ekonomi yüzünden bozuluyor.

4 BİN TL’lik Asgari Ücret Refah Kaybını Önler

Ordu Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (SMMMO) Başkanı Bahadır Baş ile 2022 yılında uygulanacak asgari ücrete ilişkin öngörülerini konuştuk.

İşçi ve iş veren refahı için asgari ücret konusunda değişikliklere gidilmesini gerektiğini ifade eden Ordu SMMMO Başkanı Bahadır Baş her iki tarafında mutlu ve huzurlu olacağı bir sisteme geçiş yapılması gerektiğini söyledi. Baş; “İşçi ve iş vereni birbirinden ayrı düşünmek adaletli bir karar olmaz ve terazi dengesini bozar. Asgari ücretin içinde hem işçi hem de işveren açısından ciddi yükler var. Vergi ve zamlar yüzünden kimsenin mali gücü kalmadı. Olağanüstü bir dönemden geçiyoruz ve bu yükleri kaldırmamız gerekiyor. Asgari ücretli ÖTV’den muaf tutulmalıdır. Asgari ücretle çalışan vatandaş ile 20 bin TL maaş alan vatandaştan eşit düzeyde vergi almak adaletsizlik. Bununla ilgili bir düzenleme gerekiyor. Bunun yanında SGK kesintilerinin de azaltılması gerekiyor” dedi.

Başkan Bahadır Baş, Karadeniz Ekonomi Genel Yayın Yönetmeni Murat Gürsoy’un sorularını şöyle yanıtladı:

2022’de Asgari Ücret Ne kadar Olmalıdır?

Türkiye’de yaklaşık 6 milyon kişi asgari ücretle çalışıyor. Asgari ücreti 3.500 civarına gelecek olursa bu rakam 10 milyon kişiyi bulacak. 2021 yılına gelmeden önce asgari ücret 2.325 TL idi, 2.826 TL oldu. Bir önceki yıl göre 501 TL artış göstermiş. Son 3 yılda yüzde 26, 24 ve 16’lık artışlar meydana gelmiş. Son 4 ayın enflasyon rakamı yüzde 19. Enflasyona yüzde 5 veya yüzde 7 refah payı eklenecek. Yüzde 19 enflasyon artı yüzde 5 refah payı ile yüzde 24 artışla 3.500 rakamına ulaşıyoruz. İşverene maliyeti ise 5.206 TL oluyor. İşveren içinde bin TL’lik bir artış var. İşveren maliyetlerini de düşürmemiz gerekiyor. Diğer seçenek ise yüzde 19 enflasyona yüzde 7’lik refah payı eklenerek yüzde 26’lık bir artış olabilir. Burada da 4.000 TL’ye ulaşıyoruz. Yüzde 42’lik bir artış yaşanmış oluyor. Bunun da işverene maliyeti 5.900 TL. 3.500 ila 4.000 TL arasında bir artış bekleniyor. 4.000 TL’lik net ücret asgari ücretlinin refah kaybını önler. Ocak 2021’de asgari ücret 384 dolara karşılık geliyordu. Bugün 282 dolara karşılık geliyor. (Özel Tüketim Vergisi) ÖTV hayatın her alanında etki yapıyor. Bu vergide yüzde 50 oranında artmış. Bugün asgari ücretten kesilen gelir vergisi 456 TL. Sosyal güvenlik anlamında işçilerden yapılan kesinti ise yüzde 14 oranında. Bu alınmazsa o zaman işçi için reel bir gelir artıştan söz edebiliriz. Bu işverenin cebinden de çıkan bir para değil. Pandemi döneminde bu konuyu değerlendirmemiz gerekiyor. Asgari ücret üzerindeki SGK-işçi kesintisinin düzenlenmesi gerekiyor. Asgari ücretin üzerinden vergilerin kaldırılması hem işçi hem de iş veren refahı açısından hayati önem taşıyor. Bunun yanında SGK primlerinin aşağıya çekilmesi gerekiyor. Ortak pencereden bakmak lazım. İşverene işçiden ayrı düşünemeyiz. İş dünyasını görmezden gelemeyiz.  Vergi ve zamlar yüzünden kimsenin mali gücü kalmadı.

ÖTV Konusunda Yeni Bir Düzenleme Öneriniz Var, Bunu Açıklar Mısınız?

ÖTV artışları için Türkiye’ye bir önerim var. Katma Değer Vergisi (KDV) ve ÖTV adaletsiz bir vergi. Anayasamızda herkesin mali gücüne göre vergi ödenmesi yazıyor. ÖTV ve KDV artışları, benzine, doğalgaza, elektriğe gelen zamlarla kimsenin mali gücü kalmadı. Asgari ücretliler ÖTV’den muaf olmalılar. ÖTV muafiyet vergisi adı altında bir vergi çıkartmamız gerekiyor. Bunu dar gelirli vatandaşlar için ülkenin tartışması gerekiyor. Sosyal barış ekonomi yüzünden bozuluyor.

Vergi Usul Kanunu (VUK) 359. Maddesi Düzenlemeleri Nasıl İlerliyor?

Vergi Uslu Kanunu’nun 359. Maddesi ile ilgili yeni bir düzenleme gündemde. Sahte fatura kullanma, defter ve belgeleri kaybetme, yanlış hesaplar açma, kar-zararı doğru belirlememek gibi suçlarının karşılığı 18 aydan 3 yıla kadar hapis cezasıydı. Kulislerde konuşulan bu cezanın 5 ile 8 yıla çıkarılması planlanıyor. Ekonomik suçlara ekonomik cezalar olması gerekiyor. Önleyici denetimleri uygulamamız gerekiyor.

Türkiye Ekonomisi Hakkında Neler Düşünüyorsunuz?

Türkiye’nin ihraç ettiği ürünlerin içinde yüzde 70’lik ithal etkiler var. TÜFE ile ÜFE arasında yüzde 26 puanlık bir farklılık var. Sanayicinin inanılmaz maliyet artışını burada görebiliyoruz. Gayri Safi Yurtiçi Hasılanın son yıllardaki rakamlarına baktığımız zaman bir düşüş görüyoruz. Bizlerin döviz ile ilgili güven sorunumuz var. Ülke olarak enflasyonla mücadelede, para politikalarında güven vermemiz gerekiyor. Oyunu başlattıktan sonra kural değiştiriyoruz. Bu yanlış. Ekonomi anlayışımız iş dünyasına ve yabancı yatırımcıya güven vermiyor. İlke ve kurula bazlı ekonomiye bakış açımızda sorunlar var. Pandemide insanlar 0’ı tükettiler. Uzlaşı ile doğru bir enflasyon politikası oluşturmamız gerekiyor. Kuralları değiştirmeliyiz. Yaşadığımız enflasyon vatandaş için yoksulluk, iş adamı için belirsizlik demektir.

Ordu Ekonomisi İçin Neler Söylemek İstersiniz?

2019 TÜİK verilerini inceledim. Ordu 14 tane Orta ve Doğu Karadeniz ili arasında sadece Gümüşhane’yi geride bırakmış. Kişi başına düşen milli gelirde Türkiye ortalaması 9 bin 200 dolarken Ordu’da 5 bin 300 dolar. 81 il arasında Ordu 61. Sırada yer alıyor. Bu rakamları iyi analiz etmemiz gerekiyor. 2020’nin sonucu daha ağır gelecektir. Ordu bölgede Samsun ve Trabzon’un ardında 3. sırada geliyor. Çalışan sıralamasında Samsun’da 186 bin, Trabzon’da 122 bin kişi varken Ordu’da bu rakam 91 bin. BAĞ-KUR’lu çalışan sayısı ise Samsun’da 47 bin, Trabzon’da 22 binken Ordu’da 25 bin. Gelir Vergisi ödemesi anlamında da baktığımız zaman da yine 3. sırada yer alıyor. Ordu’da maalesef bir sanayi yok. Fındığa dayalı geçmişten gelen birkaç markalarımız var. Ünye gibi büyük bir ilçemiz var. Türkiye’nin 30 tane ilinden büyük ancak Organize Sanayi Bölgesi yok. Sanayicimize 20 yıldır yer bulamadık. Rekabet edebilmemiz için sanayi kuruluşlarının artması gerekiyor. Limanımız yok, havayolu kargo taşımacılığı istenilen düzeyde değil. Ordu Üniversitesi’nin İktisadi İdari Bililer Fakültesi (İİBF) Ünye’de. Bence bu yanlış. Şehir ve üniversite için en önemli bölüm İİBF’dir. Merkez yerleşkede olmalıdır.

Kurumsallaşma nedir?

Kurumsallaşma demek, şirketlerin anayasasını yazmaktır. Şirketlerin hedeflerini, yol haritasını belirlemektir. Şirketlerin geleceğe nasıl taşıyacağımıza dair yazılı kayıtlara uyulması gerekiyor. İşletmelerin kurumsallaşması adına en önemli görev mali müşavirlerdir. İşletmelerle omuz omuza vermemiz gerekiyor. Bununla beraber hem bizler hem de şirketler gelişecek ve büyüyecektir.

Mali Müşavirlerin Ekonomiye ve Şirketlere Katkıları Nelerdir?

Mesleğimiz hak ettiği değeri görmüyor. Türkiye’de mesleğin yasalarla statü altına alındığı tarihine baktığımız zaman genç bir mesleğiz. Türkiye’de 30 yıllık bir mesleğiz. Avrupa’da ise 100 yıllık bir meslek. Pandemi döneminde bir sıkıntı çıkmamışsa bu mali müşavirlerin başarısıdır. İnsanlar evlerindeydi ama kısa çalışma ödeneği aldılar. Bu çalışmaları bizler yaptık. Pandemi döneminde 100’ün üzerinde meslektaşımızı kaybettik. Kamusal bir görev icra ediyoruz.

Yeni Muhasebe Anlayışı Nedir?

Elektronik uygulamalara geçiş yapılıyor, ticaretin kavranması değişiyor. Artık Vergi İdaresi, Sosyal Güvenlik İdaresi çok daha gelişecek. Mali müşavirlik sisteminin defter tutma boyutu azalacak. İlerleyen zamanda beyanname gönderme işimiz bitecek. İşletmelerin içerisine girip onlarla birlikte çalışmamız gerekiyor.

E-Uygulamalar Hakkında Görüşleriniz Neler?

Cirosu 5 milyonu aşan mükellefler bir sonraki yıl e-fatura ve e-defter ile karşı karşıya kalıyordu. Bu rakam 2021 yılı için 4 milyon, 2022 yılı içinde 3 milyon olarak düşünülüyor. Henüz resmileşmedi. İnşaat sektörü ile ilgili bir değişiklik oldu. Gayrimenkul ve/veya motorlu taşıt, inşa, imal alım-satım veya kiralama işlerinde rakamlar çok daha aşağıya çekildi. 2020 yılı için 500 bin TL, 2021 yılı için 1 milyon TL rakamları olarak karşımızda. Bunlar önemli değişiklikler. E-arşiv düzenleme sınırı vergi mükelleflerine 5 bin TL idi, vergi mükellefi olmayanlar için de 30 bin TL’ydi. Bu sınır vergi mükelleflerine fatura kesme sınırına çekilecek, vergi mükellefi olmayanlara da 10 bin TL olarak ön görülüyor. 1-2 yıl içinde beyanname muhasebeciliği bitecek. Kayıtlar otomatik online yapılacak.

Ordu Defterdarlığı ve Vergi İdaresi Müdürlerinin Katılımı ile Çalıştay Gerçekleştirdiniz. Bu Çalıştayda Neler Konuşuldu?

Türkiye’de çok az yapılan bir uygulama. Vergi İdaresi ve Mali Müşavirler Odası’nın bir arada olması gerekiyor. Sorunları birlikte algılamak lazım. Ortak refleksler göstermesi gerekiyor. Bizi en iyi anlayacak kurumların başında Vergi İdaresi ve Sosyal Güvenlik Kurumu geliyor. Mükelleflerin işini yapıyoruz ama kamuya hizmet sunuyoruz. Ünye, Fatsa, Altınordu, Boztepe ve Köprübaşı Vergi Daireleri ile bir araya geldik. Sorunları konuştuk. Taleplerimizi ilettik.

HALİL YILMAZER / KARADENİZ EKONOMİ

 

Bu Haberlerede Göz Attınızmı ?