Kapat

Ayakkabı boyacılığından 5 yıldızlı otel sahipliğine

 Ayakkabı boyacılığından 5 yıldızlı otel sahipliğine

Ramada Hotel Gümüşhane’nin sahibi Zekai Araz ayakkabı boyacılığı ile başladığı ticari faaliyetlerinde şimdi 5 yıldızlı otel sahibi. Araz "geldiği yeri unutmamak" adına sahibi olduğu beş yıldızlı otelin lobisinde boya sandığını sergiliyor..

Murat Gürsoy ile Karadeniz Sohbetleri’nde bu hafta gerçek bir başarı öyküsünün mimarına konuk olmak için Gümüşhane’deyiz. Çetin geçen çocukluk yıllarına uzanıyor kahramanımız Zekai Araz’ın başarı öyküsü. Şimdilerde 60’lı yaşlarını süren başarılı bir iş adamı olan Araz aynı zamanda iyi bir de eğitimci. Çocuk yaşlarda edindiği ticaret zekâsının ilk enstrümanı olan boya sandığını da "geldiği yeri unutmamak" adına sahibi olduğu beş yıldızlı otelin lobisinde sergileyen işadamıyla dünü ve bugünü konuştuk. Buyurun sohbete…

-Hikâyenin en başına dönelim isterseniz. Zorluklarla geçen çocukluk günlerinize. Neler söylersiniz?

-Gümüşhane’nin Torul ilçesinin Harmancık köyünde dünyaya geldim. Gözleri görmeyen babam Remzi Araz’a küçük yaşlardan beri rehberlik ediyordum. O rehberlik günlerinden birinde köye gelen amcasından istediğim dondurma parası ile aslında hayatıma yön verdiğimi düşünüyorum. Çünkü babam çocuk aklımla da olsa amcamdan dondurma parası istememe çok kızmıştı. Hatta biraz fazla kızmıştı.

-Dolayısıyla o gün atılan küçük tokat hayatınızdaki büyük değişimin habercisi mi oldu?

-Tam da öyle… Babasının kızması üzerine ilk işim harçlıklarımı biriktirmek oldu. Ve biriktirdiğim o 2,5 lirayla bir boya sandığı aldım. O zamanlar ilçede yani Torul’da yaşıyoruz. Bir yandan okula giderken bir yandan da ayakkabı boyayarak para kazanmaya başlamıştım.

-Boya sandığı sembolik bir anlam taşıyor olsa gerek ki şu anda bulunduğumuz Ramada Hotel Gümüşhane’nin lobisinde sergiliyorsunuz. Ama tabi ki ayakkabı boyayarak bugünlere gelmediniz. Öykünün devamı nasıl gelişti?

-Paranın önemini kavramıştım o yaşlarda. Ayakkabı boyayıp para kazanmak bana çok cazip gelmişti. Kazandığım paralarla ikinci el bir bisiklet aldım. Baktım ki ben bisiklet kullanırken peşimde onlarca çocuk koşturuyor. Aklıma dâhiyane bir fikir daha geldi. Artık arkadaşlarıma bisiklet kiralıyordum ve yine para kazanıyordum. Tabi bütün bunlar olurken okulumu da ihmal etmedim. Ders çıkışlarında ayakkabı boyacılığı ve bisiklet kiralama işini sürdürdüm.

-Böyle geçen çocukluk yıllarından sonra yeni hedefler belirlemiş olmalısınız kendinize…

-Evet… Uzun süre bu işleri yaptım ve kendi paramı kazandım, kazandıklarımı biriktirdim ve o birikimlerimde gençlik yıllarımda bir de otomobil satın aldım. O arabayla Gümüşhane- Trabzon arasında yolcu taşımacılığı yapmaya başlamıştım artık.

-Bu arada eğitim hayatınızı sürdürmediniz mi?

-Sürdürmez olur muyum…1976 yılında kentte kurulan Kazım Karabekir Eğitim Enstitüsü’ne kaydoldum. Ki o yıllarda öğretmen olmak kolay değildi. Yani insanlar o günlerde “bari öğretmen olayım” demezlerdi. Eğitime büyük önem verilirdi. Artık koltuğumun altında birden fazla karpuz vardı. Ne okulumu ihmal ediyor ve taşımacılıktan vazgeçiyordum. Eğitim Enstitüsü'ne kayıt yaptırınca girişimci ruhumu daha fazla hissettim. Okul Gümüşhane'de olduğu için Torul'a gidip gelmem gerekiyordu. Kumbaraları açtığımda içinden o dönemin parasıyla 560 bin lira para çıktı. Gümüşhane'de TOFAŞ bayisi Zülfikar Ataç'tan Murat 131 marka araç almak için pazarlık yaptım. 475 bin liraya o arabayı aldım. O araçla hem Torul'a günübirlik gidip geliyorum hem de Gümüşhane'den Trabzon'a hasta götürmek isteyenleri okuldan sonra götürüyor yine para kazanıyordum.

-Okulu bitirdikten sonra peki?

-İki yıl süren eğitimin ardından Sivas'ın bir köyüne öğretmen olarak atandım. Öğretmenlik için gittiğim köyde maddi durumu iyi olmayan çocukların kitap ve defter gibi ihtiyaçlarını da karşılamaya başlamıştım. İdealist bir eğitimciydim yani. Ama tek başına idealizm yeterli gelmiyordu bana. Aklımda başka başka fikirler vardı. 5 yıllık öğretmenlik serüveninin ardından meslekten istifa ederek yeniden ticarete başladım.

-Yani, anladınız ki o boya sandığı sizi başka yerlere sürükleyecek…

-Tam da öyle oldu. İlk iş olarak otomobilimi satarak bir kamyon satın aldım. Kamyonla İran'a yük taşımacılığı yapan ilk isim ben oldum o yıllarda. Kamyonu Ankara'dan aldım. Yazın Ankara'da inşaatlarda damperli işte çalışıyorum, kışın İran'a gidiyorum. İran kapısından içeriye de ilk damperli arabayla ben girdim. Trabzon'daki rahmetli Ali Osman Ulusoy'dan istemiştim ve o da çok yardımcı olmuştu. Yılın 12 ayı çalışarak, koşa koşa, tatil bilmeden bugünlere geldik. İran seferleri devam ederken sabit ne yapabiliriz düşüncesiyle oradan malzeme, mazot getirip satıyoruz. Nereden para kazanılır hesabıyla koşturuyoruz. Nakliyeyi yükleyip yıkıp parasını almakla yetinmedik, nakliye parasının 3-4 mislini mazot ve yedek parçadan kazanıyordum. Daha sonra kamyonu satıp lastik bayiliği, patlayıcı madde ticareti gibi birçok alanda ticari yaşamımı sürdürdüm. Şimdi de Gümüşhane'de açtığım 5 yıldızlı otelle ticaret yaşamına devam ediyorum.

-Gerçekten zorlu ve başarılarla dolu bir yaşam… Ve deneyimleriniz… Bu deneyimlerinizi aktarmanızı istesek…

-Bakın ben hayatım boyunca 5 gün bile tatil yapmadım. Çocukluğundan beri sürekli çalıştım. Dolayısıyla, paranın nasıl kazanıldığını ve nasıl harcanması gerektiğini çok iyi biliyorum. Tabi ki kazandığım paranın kıymetini de. Hatta size küçük bir sır vereyim. Her zaman kendim için kıyafet alırken sezon sonu ürünleri tercih ederim.

-Bu bir hırs mı sizce?

-Hiç de öyle değil. Ticaret benim için para kazanmaktan çok bir keyif ve hizmet aracıdır. O nedenle ki Gümüşhane'de artan turizm potansiyeline yönelik 5 yıldızlı otel ihtiyacını gördüm ve bu konuda yatırım yaptım. Şunu da unutmamak gerekir. Geldiği yeri bilmeyen geleceğe hizmet edemez. Ticarete ilk başladığım boya sandığını da bu yüzden otelinin lobisinde sergilemekten mutluluk duyuyorum. Biz boyacılıktan, yokluktan geldik. Yokun ne olduğunu, neyin ortaya çıkacağını düşünerek yaşadık. Bu sandık, yarım asırlık hayat hikâyemin başlangıcıdır. Boyacılıktan bu günlere geldik. Geldiğimiz yer bu boya sandığı. Ticarete, paraya, insanlığa nasıl sahip olunur, onu göstermek için yaptım. Hiçbir gün patron olmadım. Hep çalıştım. Kimseye yukarıdan bakmadım. Geldiğimiz yeri unutmamak için boya sandığımızı göz önüne koyduk.

-Otelinize gelen ve bilmeyenler mutlaka soruyordur bu sandığını. Siz de tüm yalınlığı ile anlatıyor olmalısınız…

-Evet… Boya sandığı otel misafirlerinin de ilgisini çekiyor. Merak eden misafirlerimize ayakkabı boyacılığından 5 yıldızlı otel sahipliğine evrilen hikâyemi anlattığım da oluyor elbette.

- Otel işletmeciliği fikrinizden de bahsedin biraz…

-Bugüne kadar hep olmayanları araştırarak yaptım. Gümüşhane'de eksik neler var düşüncesiyle yaşadığımız şehirde bir yol çizmeye çalıştık. Gümüşhane'nin 5 yıldızlı otel ihtiyacının olduğunu görünce otel projesini hayata geçirdik. Toplantı salonlarımız, halka açık yemek salonlarımız var. Halkımız sabah kahvaltısını, öğlen ve akşam yemeklerini burada yiyebiliyor. Doğum günlerine, düğünlere, toplantılara mekânımız açık. Konaklama ayrı iş, diğerlerini ayrı bir iş olarak görüyoruz. Otelimizi de o şekilde tasarladık.

 

RAMADA GÜMÜŞHANE

 

Arazlar İnşaat Nakliyat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin sahibi olduğu Ramada Gümüşhane, yine aynı şirket tarafından Ramada Inc. Lisans’ı altında işletilmektedir. Farklı sektörlerde başarılı projeleri hayata geçirerek büyüyen ve 1992 yılından bu yana birçok yatırıma imza atan Arazlar A.Ş günümüzde inşaat, taşocağı, parke tesisi, silah mermisi, patlayıcı deposu ve finans olmak üzere farklı sektörlerde yatırımlarına devam etmektedir. Turizm alanında da yatırımını sürdürmeyi planlayan Arazlar A.Ş Ramada Gümüşhane ile kentteki en büyük turizm yatırımını gerçekleştirdi. Otel, modern, şık ve konforlu odaları, gün ışığı alan ve en son teknoloji ile donanımlı toplantı salonları, sağlık merkezi uygulamaları ve diğer tüm bölümleri ile misafirlerin ihtiyaç duyulabileceği her türlü konfora göre tasarlanmıştır.

 

Bu Haberlerede Göz Attınızmı ?