Kapat

Biri sektörün diğeri firmaların yükünü taşıyor

 Biri sektörün diğeri firmaların yükünü taşıyor

Murat Gürsoy ile Karadeniz Sohbetleri’nin bu haftaki konukları Ordulu iki genç girişimci Emrah Emeksiz ve Erhan Topkaya. Şirketlerin “operasyonel mükemmellik” anlayışına uygun yönetilmesine ilişkin çalışmalarıyla adından sıkça söz ettiren KPI Danışmanlık sahibi Topkaya ve onun yönlendirmeleri ile hızla ulusal bir marka olmaya doğru adımlar atan Atem Wood Yönetim Kurulu Başkanı Emrah Emeksiz ile yaptığımız sohbette genç girişimcilerin vizyoner yapılarının ekonomiye neler kattığını görmekten büyük keyif aldık..

 

  • Pandemi döneminde şüphesiz ki etkilenmeyen sektör kalmadı. Bu süreci yönetmekte başarısız olanların yanı sıra, krizi fırsata çevirenler de oldu. Palet sektörüne hızlı bir giriş yaparak, kısa sürede uluslararası markaların da dikkatini çeken Atem Wood, sektördeki hızla yükselişinin detaylarını anlattı.

-Söze Emrah Emeksiz ile başlayalım. Bir palet markası olan Atem Wood çok kısa zaman diliminde doğru stratejik hamlelerle bir hayli mesafe kat etti. Bu gelişimi sizden dinleyelim…

-Aslında henüz işin çok başlarında olan bir firmayız. Atem Wood firmasının temelleri 2019 yılında atıldı. 2020 yılının Şubat ayında da faaliyetlerimize başladık ki o günler pandeminin yeni yeni hayatımıza girdiği günlerdi. Buna rağmen ilk faturamızı Mart ayında kestik. Şu anda ulusal firmaların ve bölgemizin güçlü yerel firmalarının palet tedarikçisi konumundayız. Özellikle de ihracatçı firmaların…

-Emrah Bey size de palet sektörüne baktığınızda neler gördüğünüzü sormak isteriz. Eminim ki teknolojiye de önem veriyor musunuz?

-Ticaret yapan bir aileden gelmiş olmanın avantajını kullanarak işe başladım. Girişimcilerle sık sık bir araya gelen birisiydim. Bölgemizde palet üretimi için hammaddenin fazlasıyla bol olduğunu gördüm. Ağaç yönünden zengin bir bölgedeyiz ama katma değer yaratma noktasında bir eksiklik olduğunu sezinledim. Genelde bölgedeki uluslararası çaptaki firmalarımız tedariklerini genelde il dışından yapıyorlardı. O nedenle biz buna öncülük etmek istedik. Şu anda firmalarımızı memnun etmeye çalışıyoruz. 20 kişiye yakın bir çalışma arkadaşımız var. Kapasitemiz her gün artıyor. Günlük 300 olan palet üretimimiz aylık bazda önce 10 bin palete daha sonra da 17 bin palete kadar çıktı.

-Tam da salgın sürecinde faaliyete geçmiş olmak işlerinizde aksamalara yol açmadı mı?

-Bildiğiniz gibi pandemi sürecinde gıda sektörü çok hareketliydi. Hizmet sektörü yavaşladı, insanlar evlerinde tüketime başladı. Marketlerde hızlı bir tüketim ağı oluştu. Bu sevkiyatlar paletler üzerinden gerçekleştiği için bize de yüklü miktarda bir talep geldi. İlk defa karşılaştığımız bir durum. Çalışmada biraz sıkıntılar yaşadık. İyileştirmeler yaptık. Elimizden geldiği kadarıyla virüsten kendimizi korumaya çalıştık.

-Firmanızın politikası nedir?

Sloganımız ‘yükünüzü üzerimize alıyoruz’. Çalıştığımız firmaların ihtiyaçlarını tam zamanında karşılayıp istedikleri ürünü onlara ulaştırmak öncelikli amacımız. Palet belki çok ciddiye alınan bir şey değil gibi gözükse de, ihracatçılar için önemli bir enstrüman.

-Fabrikanızın fiziki durumu hakkında bilgi vermenizi rica etsek…

-Şu anda 5 bin metrekare üzerinde bir alanda kuruluyuz. Bin 500 metresi kapalı alan. 3 bin 500 metre karesi ise açık alan. Yakın gelecekte üç dönüm daha yer ilavesi daha planlıyoruz. Bu süreçte hızlı bir şekilde ilerliyoruz.

-Yerli ve milli palet projesi konusunda sizin düşünceleriniz nelerdir?

-Biz öncelikle EPAL havuzunun üyesiyiz. Bu süreçte onların belli bir standartları var. Tahta kalınlıklarından ebatlarına kadar 80 çeşit tahtadan oluşuyor. Buna rakip olarak PALDER çıktı. Biz de destekçisiyiz. Görüşmelerimiz devam ediyor. Onların belli kriterleri var. Milli olan her şeyin yanındayız.

-Eminiz ki ekonomik sorunlar sizin sektörü de olumsuz yönde etkiliyordur. Bu konuda neler söylersiniz?

-Sektöre girmeden önce “krizler fırsatları doğurur” mantığıyla hareket etmiştik. İnşaat sektörünün o dönemde yavaşlamaya girmesi hammaddeyi geri düşürecekti. Bu durum bizim stratejik öngörülerimiz arasındaydı. Hammaddemiz kereste. Dolayısıyla yüklü miktarlarda ihalelere giriyoruz. Bir dönem geldi ki müthiş talep patlamaları oldu ve fiyatlar bir anda yukarılara çıktı. Ortadoğu ülkelerine ihracat yapıyoruz, inşaatlık kereste çalışmıyoruz. Dövizle çalıştığımız için o dönemdeki krizi fırsata çevirdik. Şu anda her şey stabil gidiyor. Her şey yolunda. Hammadde yönünden bölgede sıkıntımız yok.

-Son söz sizin olsun Emrah Bey… Genç girişimcilere önerileriniz neler olur?

Kolektif çalışmayı öneriyorum. Sabırlı ve azimli olmayı tabi ki. Biz bu tesisi kurarken bir fizibilite çalışması yaptık ve bir buçuk milyon liraya bu tesisi bitiririz dedik. Ama bu rakam neredeyse iki katına yaklaştı. Sonrasında “operasyonel mükemmellik” ve Erhan bey devreye girdi. Önce kaliteyi artırmamız gerektiğini söyledi. Sonraki aşama kapasite artırımı oldu. Biz doğru yönlendirildik ve ara vermeden üretmeye devam ediyoruz.

-Çok teşekkür ediyorum…

 

  • Şirketlerin maliyetleri kontrol edememek gibi önemli sıkıntıları var. Yöneticiler bir aşamadan sonra operasyonel sorunlarla mı uğraşacağım yoksa şirketimi mi yöneteceğim kaygısı taşımaya başlıyor. Onların derdi haklı olarak para kazanmak ama tabi ki bu da bir strateji yönetimi gerektiriyor. İşte tam da bu noktada devreye KPI Danışmanlık giriyor.

 

-Erhan Topkaya kimdir peki? Ve danışmanlık firmanızla şirketlere ne tür sihirli dokunuşlarınız oluyor?

- 1985 yılında Ordu’da bir fındık fabrikasının üst katında deyim yerindeyse sanayinin içinde doğdum. Bir süre kamuda görev yaptım. Daha sonra çay, madencilik ve fındık sektörü olmak üzere hep sahada oldum. Doğal olarak bu süreçte “operasyonel mükemmellik” üzerine birbirinden önemli ve değerli eğitimler aldım. Sonuç olarak bölge ekonomine yön veren işletmelere daha da faydalı olabilmek için kendi şirketimi kurarak bölgeye hizmet vermeye çalışıyorum.

-Kulağa oldukça hoş gelen bir tanımlama olan “operasyonel mükemmellik” kavram olarak neleri içeriyor? Danışmanlık firmanız KPI, hangi aşamada şirketleri yönlendiriyor?

-Karadeniz Bölgesi’nde birbirinden çok farklı sektörlerle çalıştım. Gördüğüm en büyük sıkıntı ölçümleme yapamadığımız yönünde oldu. Neyi kaça mal ettiğimizi göremiyoruz, başarılı olup olmadığımızı anlayamıyoruz, belli bir banka finansman borç batağına girdiğimizde şirketimizi bir daha çeviremiyoruz, kontrol elimizden gidiyor. Benim çalıştığım yabancı sermayeli şirketlerde, son yedi yıldır aldığım eğitim tamamen bunun üzerineydi.

-Sanırım en çok karşılaştığınız soru “bir şirket nasıl kontrol edilir” olsa gerek…

 -Şirketin anahtar ve kritik kontrol noktaları nerelerdir? Müşteriye zamanında ürünü teslim ediyor musunuz? Operasyon maliyetleriniz nedir? Bu sorulara da cevap arıyoruz. Bölgede en çok sıkıntı yaşanan konu aslında maliyetlerin kontrol edilememesi. Yöneticilerde bir noktadan sonra ben bu operasyonel sorunlarla mı uğraşacağım yoksa şirketimi mi yöneteceğim kaygısı başlıyor. Onların derdi haklı olarak para kazandıracak olaylarla ilgilenmek. Ama tabi ki bu da bir strateji yönetimi gerektiriyor.

-Operasyonel mükemmellik yönetim şekli nedir peki?

Basit bir anlatımla şirketinizin aylık performansını bir saatte patrona özetleyip hangi noktalarda başarılı, hangi noktalarda başarısız olduğunuzun özet tablosudur. Mesela benim üretim maliyetim tahminimden yüksekse bu neden yüksek dendiğinde, işçilik maliyetleriniz bütçelenenden daha fazla olduğunu diyorsunuz. Geri döndüğünüzde işçilik maliyetimiz niye bu kadar yüksek dendiğinde, seçme performansımız, kişi başı işçilik verimliliğimiz düşük sonucu ortaya çıkıyor. Sorduğunuz bütün sorulara rakamlarla cevap almaya çalışıyor üst yönetim. Peki; bu verimliliğimiz niye düşük? Nereyi iyileştirmeniz gerektiğini görüyorsunuz. Nerede sıkıntı olduğunu ortaya çıkarmamız gerekiyor. Dolayısıyla operasyon mükemmellikte ilk başta sistemi kuralım, kendimizi ölçelim, sonra iyileştirme konusuna geldiğimizde, operasyon mükemmellik dediğimiz otonom bakım ve plan bakım gibi ekipmanlarını kullanarak tekrarlanmayacak şekilde çözmeye çalışalım istiyoruz.

--Operasyonel mükemmellik firmalara ne tür kazanımlar sağladı?

Genel olarak biz enflasyonla mücadele ediyoruz. Kişisel deneyimlerim üretim maliyetlerinin her yıl yüzde 10-15 civarında aşağıya çekilmesi gerektiğini gösteriyor. Üretim maliyetleri tesisin tüm giderlerini kapsayan cebinizden çıkan paralar. Düzensizlikleri ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. Genel olarak gıda sektöründe, yüzde 15 civarı operasyonel verimlilik bekliyoruz. İlk yıl kesinlikle yüzde 15’in üzerinde oluyor. Sonraki yıllarda yüzde 12 civarında bir maliyet oluyor. Her yıl üretim maliyetimizi aşağıya çekmeye çalışıyoruz. Kendi fabrikamızda 7 bin 800 lira olan vagon maliyetimizi 4 bin 800 liraya kadar indirebildik. Sadece takip ettik. Yıllık tonaja baktığınız zaman ciddi rakamların cebinizde kaldığını görebiliyorsunuz.

-Erhan Bey, operasyonel mükemmelliğin en fazla hangi sektörde kullanılmakta olduğunu merak ediyoruz…

-Başlangıç noktalarından biri otomotiv sanayisi… Otomotiv sektöründe yan sanayiler dâhil neredeyse tamamında operasyonel mükemmellik kullanılıyor. Gıda sektörü ve beyaz eşya sektörü de kullanıyor. Sanayinin yoğun olduğu bölgelerde özellikle operasyonel mükemmelliğin kullanımı oldukça yaygın. İSO 500’e baktığımızda yüzde 80’i bu kavramla tanışmış durumda. Ama bölgemiz ne yazık ki çok geride. Bunun olmasının nedeni danışmanlık fiyatlarının çok yüksek olması. Aslında imkân verilse ne olduğu anlatıldığında bizim yöneticilerimiz de algılıyor. Yeni gelen genç nesil buna ihtiyaç duyuyor.

-Operasyon mükemmellik konusunu biraz daha açalım? En çok kullanan ülkeler hangileridir?

-Bu kavram Japonya’da çıktı. Onlar millileştirdi ve kullandı. Buna karşılık olarak daha değişik bir metodu ABD piyasaya sürdü. Daha sonrasında Avrupa buna karşılık verdi. Bunların adını değiştirdi. Biri operasyonel mükemmellik dedi… Diğeri kayzen… Bir başkası da toplam üretken bakım dedi. Ama hepsi operasyonel mükemmellik başlığı altındaki beraber kullandığımız araçlar. Avrupa bunu artık KOBİ dediğimiz işletmelere kadar indirdi. Aynı şekilde ABD’de öyle. Türkiye’de şu anda büyük sanayicilerin bile çoğu yeni yeni tanımaya başladılar. Operasyonel mükemmelliğin gelişmesi için Avrupa Birliği’nin destek paketi var. Bizim bölgede de bu tarz bir uygulama yapılabilir zira Karadeniz olarak çok gerideyiz.

-Çok teşekkür ediyorum…

 

Bu Haberlerede Göz Attınızmı ?