Kapat

Gelecek 7 maddede şekillenecek

 Gelecek 7 maddede şekillenecek

Bir yılı aşkın zamandır dünyanın dengesini her anlamda altüst eden coronavirüsü salgınında aşının bulunması ile yeni bir evreye geçildiyse de insanlık tarihinde bugüne kadar görülmeyen bir dönüşümle karşı karşıyayız. Aslında yeni teknolojilere bağlı olarak salgın öncesinde başlamıştı dönüşüm. Katlanarak büyüyen teknolojik gelişmeler beraberinde sosyo-ekonomik süreçleri de içine alarak farklı noktalara evrilmişti ki pandemi süreci tüm bu yaşananlara tuz biber ekti. Biz de Murat Gürsoy ile Karadeniz Sohbetleri’nde bu dönüşümü Dünya Gazetesi’nin çok değerli ekonomi yazarlarından biri olan Dr. Rüştü Bozkurt’la konuştuk..

-Aşının bulunması 2021 yılı için ümitlerimizi yeşertti. İnsanoğlunu coronavirüsü salgını sonrasında neler bekliyor? Acaba hayatımızda ne tür değişiklikler olacak?

-Sizin de belirttiğiniz gibi tarihin görebileceği en büyük dönüşümlerinden geçiyoruz. Kriz öncesi de zaten bir dönüşüm vardı. Bakın geçen hafta Çin’den gelen açıklamaya göre “kuantum üstünlük” olarak adlandırılan teknolojik bir gelişme oldu. Kuantum bilgisayarların en küçüğü şu anda dünyada bilinen en büyük bilgisayardan 150 milyon kat daha fazla hızlı ve kapasiteli çalıştığı söylendi.

-Yani teknoloji katlanarak mı gelişiyor?

Tam da öyle oluyor. Teknolojinin katlanarak büyüdüğü bir dönemden geçiyoruz. Bu gelişmeler üzerine bir de sosyo-ekonomik tüm süreçleri etkileyen pandemi eklenince adeta tuzu biberi oldu. Evlerimize kapandık, ekonomide olağanüstü aksamalar meydana geldi. Eski cumhurbaşkanlarından rahmetli Süleyman Demirel, “çare tükenmez” derdi. Ben buna insan aklının çare bulacağına inanıyorum. Nitekim tarihin hiçbir döneminde aşı bu kadar kısa zamanda bulunmadı. Avrupa Birliği ülkeleri aşıyı vatandaşlarına uygulamaya başladı. Salgın insanları öldürdüğü için bu işin görünen tarafı aslında…

-Sanki bir de görünmeyen tarafı var diyeceksiniz gibi. Doğru mu anladım?

-Arka planda salgın sonrasında neler olabilir? Asıl bunu sorgulamak lazım. Ben ilk sıraya iklim değişikliğini alıyorum. Farkında mısınız bilmem ama zaten bir iklim değişikliği ile karşı karşıyayız. Ve ciddi bir kuraklık tehlikesi ile de… Dünya üzerindeki sıcaklık artışı ile birlikte salgın sonrasında hem tarımsal açıdan hem gıda güvenliği açısından bambaşka bir senaryo konuşuluyor. İklim değişikliği sonucunda topraklar giderek verimsizleşiyor. Bu da iklim değişikliğinin birincil sorun olacağını gösteriyor. İnsanoğlunun iklim değişikliğine kendi elleriyle sağladığı katkının azaltılması gerekiyor. Benim senaryolarımda ilk sırada iklim değişikliği yer alırken 6 ayrı madde daha önceliklerim arasında yer alıyor.

-İkinci sıraya hangi olumsuzluğu koydunuz?

-Bence gıda güvenliği. Hele ki böylesi bir salgın döneminden sonra gıda güvenliğini sağlamak zorunluluktur. Ülkemiz için baktığımızda ivedilikle, ekmeklik buğday, soğan, patates, baklagiller ve yağlı bitkilerle ilgili ciddi planlamalar yapmalıyız. Çünkü bu tarımsal ürünler gelecek yıllarda uluslararası planda ciddi sorunların kaynağı olacak. Oysa nohut dışında baklagillerde çoğu şeyi ithal ediyoruz ki bu beş ürün üzerine planlar yapmamız gerekiyor. Bunları garanti altına alan toplum olabilirsek sorunu çözmüş oluruz. Gıda güvenliği ve iklim değişikliği ile aynı paralelde içme- kullanma ve sanayi suyu gibi sorunları daha fazla konuşacağız. Enerjinin üretiminin yanı sıra güvenliği ve kalitesini artırma üzerinde durulacak.  İletişim, eğitim, sağlık ve ulaşım konularını da buna eklememiz gerekiyor. Çünkü bunlar olmadan bir toplumun asgari yaşamını kolaylaştırmak mümkün değil.

-Sohbetimizin başlarında teknolojik dönüşümden bahsetmiştiniz. Önceliklerinizde teknolojik gelişmeler hangi maddelerde yer alıyor. 

-Şimdi de onlardan bahsedeceğim. Üçüncü sıraya istihdamı koyuyorum. Artık yapay zekâ insanın yerini almaya doğru gidiyor. Yani insan istihdam dışında bırakılıyor. İş ve aş bulma konusunda dışarıda kalıyor. İstihdama en büyük etkisi insanın yerini almasıdır. Oysa istihdamın bir başka boyutu üretken ve istihdam yaratan yatırımları geliştirmektir. Dördüncü sıraya gelecek olursak dijital platformlarda çok ilginç şeyler oluyor. Çin Komünist Partisi, uzun zamandır teknoloji şirketlerinin artan tekelleşmesini düzenlemeler vasıtasıyla kontrol altına almak istiyordu. Bir takım cezai yaptırımlar uygulamaya koydu. Salgın sonrasında dijital platformlarda tekelleşme olması da çok önemli bir konu olarak karşımıza çıkacaktır. Orada da büyük bir değişim var.

-Son 10 yılda dönüşüme ayak uyduranlar kazanacak o halde…

Yeniliklere uyum sağlayanlar ve buluş geliştirenler kazanacaktır. Uyum yenilikleri dediğimiz şey aslında sürdürülebilir yeniliklerdir. Özellikle otomotiv sektöründe çok karşımıza çıkıyor. Motorunu değiştirerek veya boyutunu küçülterek yapılan yenilikler yani… Bu yenilikler satışı sürdürmeyi sağladığı için çok önemli. Kim ki herhangi bir ürünü rakibinden yüzde bir veya yüzde iki daha ucuza mal edebiliyorsa onun gelişme şansı olacaktır.

-Önceliklerinizde doğrudan ve dolaylı olarak insana vurgu var…

- Bu doğal değil mi? İnsana vurgu hep olacak ve demografik yapı da bir diğer öncelik maddesi olarak karşımıza çıkacak. Yapılan son araştırmalardan birinde Rusya ve İspanya gibi ülkelerin demografik yapılarında büyük değişimler yaşanacağı ileri sürüldü. Bu da gösteriyor ki teknoloji insanın yerini aldıkça üç temel duygusu olan canını, aklını ve neslini koruma önemli sorunlar olarak karşımızda duracak. Öbür taraftan nesli sürdürmenin insan için anlamı azalmaya başladı. Anlaşılan o ki demografi dengelerinde yeniden dağılım olacak. Son olarak insanın kol gücünden çok akıl gücü önemli hale geldi. Alın teri diye değil, akıl teri diye söyleriz ya… Analitik yeteneği yüksek olan toplumlar öne geçecek, olasılık hesaplamalarını iyi yapmayı bilenler, yapay zekâya hâkim olanlar öne geçecek.

-Birkaç cümle ile bütünü özetlemek isterseniz ortaya nasıl bir tablo çıkar?

-Birinci maddemiz iklim değişikliği. İklime sahip çıkmamız lazım. İkinci sırada gıda arzı geliyor. Sağlık sistemlerinin iyileştirilmesi, istihdam yaratacak önlemler alınması, iletişim ve ulaşımın güvence altına alınması, enerji güvenliğinin sağlanması, lojistik etkinliğinin sağlanması ve demografi hareketliliğin korunması. Üçüncü madde istihdamın sağlanmasıydı, dördüncü maddede dijitalleşmede tekelleşmenin önlenmesiydi. Beşincisi sürdürülen ve verimlilik getirip mutlaka yaptırım yapılması, altıncısı demografik yapının fırsat ve tehlikeyi öğrenilmesi, yedincisi ise analitik, olasılık ve yapay zekâ öğrenimini gerekli hale getirmekti. Bu saydığım maddeler gelecek 10 yılın en önemli sorunu olacak. Bunlarla ilgili sabah kalktığı zaman ‘ne yapabilirim’ diye soran toplumlar öne geçecek.

-Son olarak bir yazınızdan alıntı yaparak soralım. ‘Reformlar yatırım iklimini uygun hale getirmeli’ diyorsunuz o yazınızda. İş dünyası da reform beklentisi içinde. Bu konuyu biraz detaylandırır mısınız?

-İstihdam oluşturmak gelir yaratmak için çok önemli bir araçtır. Türkiye ise yaklaşık 200 yıldır hep borçla yatırım yapmaya çalışan bir ülke olagelmiştir. Oysa bizim özel bir şeyler yapmamız lazım. Yargılamayla sorgulamayı karıştırmayalım. Sorgulama, bir insanın bir toplumun gelişmesi için önemli bir şey. Yatırım iklimini yaratmak toplumun en önemli araçlarından biridir. Ama yatırım iklimini nasıl yaratırız? Birtakım reformlar yaparak değil. Zihniyet değişikliği ve güven şarttır. Toplum doğru bir felsefe ve uygulama olmadan yönetilemez. Toplumu yönetenlerin iç tutarlığı çok önemli. En üstten en aşağı kademeye kadar herkesin tutumu tutarlılığı çok önemli. Ağızdan çıkan söze inanılması lazım. Ezbere dayalı yönetim yapmamak lazım. Asgari bir güven olmadan katiyen yatırım iklimi oluşmaz.

 

 

Bu Haberlerede Göz Attınızmı ?