Kapat

OTSO Başkanı’ndan ‘Sicil affı’ talebi! Gelişime açık sektörleri piyasaya kazandırmalıyız

 OTSO Başkanı’ndan ‘Sicil affı’ talebi! Gelişime açık sektörleri piyasaya kazandırmalıyız

Murat Gürsoy ile Karadeniz Sohbetleri’nin bu haftaki konuğu Ordu Ticaret ve Sanayi Odası (OTSO) Başkanı Servet Şahin oldu. Geçtiğimiz hafta TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu ve Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank ile yaptıkları görüşmenin ayrıntılarını sohbete taşıyan Şahin, özellikle sicil affı konusundaki yüksek beklentilerini dile getirdi..

Murat Gürsoy ile Karadeniz Sohbetleri’nin bu haftaki konuğu Ordu Ticaret ve Sanayi Odası (OTSO) Başkanı Servet Şahin oldu. Geçtiğimiz hafta TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu ve Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank ile yaptıkları görüşmenin ayrıntılarını sohbete taşıyan Şahin, özellikle sicil affı konusundaki yüksek beklentilerini dile getirdi. OSB, fındık ve BALMER A.Ş. sohbetin diğer konu başlıklarıydı.

-Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı’nın öncülüğünde Sanayi ve Teknoloji Bakanı ile görüşerek bölgenin ve üyelerin sorunları anlattınız. İçeriğe ilişkin olarak neleri bizlerle paylaşırsınız?

-Odamızda her hafta meslek komitelerini topluyor ve üyelerimizin sorunlarını irdeliyoruz. 26 meslek komitesi var. İrdelediğimiz o sorunları Ticaret, Sanayi ve Hazine Bakanlarımıza aktarmaya çalışıyoruz. Bu görüşmelerin sonuncusunu da sayın Varank ile yaptık. Daha çok üretime dönük komitelerin üzerinde duruyoruz. Şu anda pandemiden dolayı üretmemiz gerekiyor. Tüketen bir pandemiden dolayı üretmemiz veya malımızı değerli satmamız gerekiyor. Ham olarak değil de fındığımızı çikolata, çikolat gibi ürünlerle satmamız gerekiyor. Bizim bölge tabi çok önde değil. Beşinci bölgeyiz. Cazibe merkezi olmalıyız ama ilçelerin bir cazibesi yok. Daha cazip şartlar oluşturulursa yatırımcı Gölköy’e de gider. İç bölgelerdeki ilçelere de yatırımcının gitmesini istiyoruz. Karadeniz-Akdeniz yolu bittiğinde artık Anadolu’ya açılacağız. Bizim bölgemiz esas havaalanından sonra en büyük atılımını Karadeniz-Akdeniz yolu açıldıktan sonra yapacak. Yüzde 90’ı bitti çok şükür. Karadeniz-Akdeniz yolu direkt olarak 5 tane büyük vilayetimize uğruyor ama 42 tane vilayeti etkiliyor. OSB’si olmayan ilçelerimize OSB şartlarının getirilmesi lazım. OSB’de Samsun veya Çorum gibi değiliz. Çok geniş boş araziler merkeze yakın değil. Merkeze uzak yerleri cazibe haline getirelim. Her parayı yatırına OSB yeri verilmesin. Kriterler uygulansın istiyoruz. Dolayısıyla bu ve benzeri konu başlıklarını sayın bakanımızın bilgisine arz ettik.

-Ordu, Fatsa ve Ünye OSB hakkında bir açıklamanız oldu. Bu açıklamada 7,5 milyon lira bir kaynağa ihtiyaç duyulmaktadır. OSB tüzel kişiliği adına tescil edilmiş ancak ödenek yetersizliğinden bedelleri ödenemeyen parsellerle kalan parseller için kamulaştırma bedeli 7,5 milyon lira diyorsunuz. Normalde orası için daha sağlam bir altyapıya ihtiyaç yok mu?

-Melet Irmağı’nın iki tarafında 900 dönüm bir arazi.  400 dönümü ırmağın karşı karşı tarafında. Biz önce birinci bölgeyi açalım devamında da diğer bölgeyi açalım diyoruz. Birinci bölgenin ödenmeyen kamulaşma bedeli 7,5 milyon lira tutuyor. Kalkıp OSB’nin altyapısının yahut işte dere ıslahı için gelen para değil, arsa bedeli. Daha önce kamulaştırma bedeli bu. Bir de tamamı değil ikiye ayırdık. Arazinin yüzde 50’sinin parası ödenmiş olacak 7,5 milyon lirayla.

-Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı M. Hilmi Güler yaptığı bir açıklamada, “Belediye olarak kamulaştırma bedelini ödedik” dedi. Bu açıklamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Birinci bölgenin parası geldi, şu anda ödeniyor. Altyapı bedelleri de var. Bizim için Büyükşehir Belediye Başkanımız bir şans. Sayın Başkanımız, ‘Buna ihtiyacım var diyor, karşı taraftaki bakan da emrin olur’ diyor. Bu bir avantaj. Büyükşehir Belediye Başkanımız bizim için kazanç, bizim bunu kullanmamız lazım. Bazıları küçümsüyor, gerek hayvana gerek tarıma ağırlık veriyor diye. Zaten bunlar önemli, tüketiyoruz nasıl olsa.

-Ordu ve Giresun ilinin DOKA’dan ayrılarak farklı bir kalkınma ajansı olması gerektiği yönünde bir fikriniz var. Bunu hangi düşünceyle yaptınız?

-26 tane kalkınma ajansı var. Bizim ekonomik getirilerimiz farklı. Gümüşhane’nin veya Artvin’in ekonomik getirileri daha farklı. Hem coğrafi yapımız hem sosyal yapımız çok uyum içinde değil. Biz fındık üretiminde iki il olarak dünya lideriyiz. Bir de aylık toplantılar oluyor çoğuna katılamıyoruz. Türkiye’de 6 tane vilayeti kapsayan kalkınma ajansı yok. En fazla 3-4 tane var. Bizde ise 6 il bulunuyor.  Bakanımıza bunu izah etmeye çalıştım inşallah değerlendirir.

-Bir de BALMER A.Ş. meselesi var. Balcılık gibi çok güçlü olduğumuz bir konuda böyle bir marka nasıl oldu da SSK ve vergi borcunu ödeyemeyen bir kuruluş haline geldi?

-Bir valilik projesidir. Rekabetçi sektörlerlere dayalı bir proje. Vali demek devlettir. Bize bu projeye ortak olacaksınız dendi. Şirkete de ortak olup para katkınız olacak dendi. Biz de valilik projesi olduğu için 10 milyon euroluk hibe olan bu projenin paydaşlarından olduk. Sayın Sanayi Bakanımıza anlattık ama işin farklı iki yönü var. 10 milyon euro ile bu projede ticaret sektörüne bir miktar parayı ihtiyaçtan fazla ayırdıklarını düşünüyorum. Endüstriye malzeme alırken ihtiyacın belki iki katı malzeme alındı. Devamında olan ticaret kısmı var. Projenin başına bakıp sonunu okumamışlar herhalde. Burada Tarım Bakanımıza da görev düşüyor. Piyasada her bal getiren balını istediği her yerde satıyor. Eğer balın tahlile zorlamazsan, bal şekerle antibiyotikle yendiği zaman insana zararı var. Zaten AB de kabul etmiyor. Ama Tarım Bakanlığı niye tahlili yapılmayan bal satışına izin veriyor. Herkes balında şeker kullandığı için kimse bilerek ürününü tahlil laboratuvarına getirmiyor. Maliye raporu vermeyen endüstri var. Aylık rapor verilmesi lazım. Bunların da ötesinde piyasada satılan ballar için tahlil istenmediğinden, şekerli bal satıyor. Tarım Bakanlığı tahlilsiz bal sattırmam diyecek. Çok meşhur firmalar var piyasalarda. Bu markaların ticarete çomak sokmamak için mi tahlil yapılmıyor? Tarım Bakanımız görevini yapsın. Bal tahlil edilmesi zorunlu hale gelmesi lazım. Bir de Arıcılar Birlikleri’nin taahhütleri var. Hiçbiri taahhüdünü yerini getirmedi. Ve çoğu da bal üretimi yapıyor. Ama arıcılık endüstrisine getirip ballarını tahlil ettirmiyor. Biz oda olarak taahhüdümüzü yerine getirdik. Tarım Bakanımızı seviyoruz ama balda kesinlikle tahlilsiz balı piyasaya sürmeyecek. En fazla bal üreten ülkelerden biriyiz ancak balımız bal değil. Sanayi Bakanımız sayın Varank’a bu durumu ilettiğim zaman “haklısınız” dedi.

-Biraz da fındıktan bahsedelim…

-TMO fındık alımına başlayarak piyasanın dengeleme unsuru oldu. Ofis piyasayı dengelemese fındık fiyatları düşer. Öte yandan daha da yükselir diye bekleyin dememeliyiz değerlendirmek lazım. Beş ton fındığı olan iki tonunu satsın altın ve dövize yatırsın. Hiç fındık getirmezsen fındık sanayisi sıkıntıya girer. İnşallah 20 liranın altına düşmez. Biz niye her seferinde İtalya’daki Almanya’daki şirketlere fındık satalım? Biraz da Doğu’ya satalım, rekabet oluşsun.

 

-Süregelen pandemi döneminde sektörlerin pek çoğu ekonomik kayba uğradı. Bu kayıp devam da ediyor. Kredilerde geri ödemelerde zaman geldi ancak salgın devam ediyor. Değişik beklentiler var. Vergi ve sigorta primlerinde erteleme, yeni destekler ve sicil affı gibi…

-Erteleme kesin gelecek ancak yetmiyor. Kredi Garanti Fonu (KGF) desteğine devam edilmesi lazım. Devletimiz üç ay önce ‘Kredi isteyen var mı?’ diye sordu. Bu konuda devletimize teşekkür ediyorum. Mesela inşaat sektörü batmıştı, şu anda inşaatlarda satılacak daire yok. Ticaret sektörü için verilen krediler bazı sektörleri ayağı kaldırdı ancak yılbaşından itibaren geri ödemeler başlayacak. O yüzden krediyi doğru kullanmak gerek. Ben 48 yıllık eczacıyım. Cumhuriyet tarihinde bu oranlarda hiçbir destek olmadı. Bundan 1,5 yıl önce yüzde 25’in altına yıllık faiz düşmedi. Şu anda yüzde 12-13 civarında. Faizler abartılıyor fakat kredi almak da kolay değil. Sicil affının gelmesi gerekiyor. Gelişime açık sektörleri devletin sicil affı çıkartarak tekrar piyasaya kazandırması lazım. Hem istihdam açısından hem de sektörün batmaması için devletin desteklemesi gerek. 

-Sizin için ‘hep devlet hakkında olumlu şeyler söylüyor, hükümetin hiç mi olumsuz bir şeyi yok?’ konusunda eleştiriler geliyor. Neler söylemek istersiniz?

AK Parti’yi seviyorum orası ayrı bir mesele. Açıkça söylemek gerekirse MHP’liyim. Ben iyi olana iyi kötü olana kötü derim. Bizim için öncelik devlet, millet ve bayraktır. Devletin ve milletin menfaatleri önemlidir. Ben cumhurbaşkanımızı seviyorum. Siyasi partilerden gelen milletvekillerini bakan yapmanın yanlış olduğunu gördüm. Kim işin mutfağından gelmişse onu yerine getirmek gerek. Şu anki bakanlarımızdan hiçbiri, milletvekillerinden gelen bakanlardan kötü değil. İyi olana iyi demek lazım.

Teşekkür ederiz…

Bu Haberlerede Göz Attınızmı ?