Kapat

Yabancı sermaye döviz girişini artırmalı

 Yabancı sermaye döviz girişini artırmalı

“Yabancılar fındık sektörüne yatırım yaptı diye ülkemize giren döviz girdisi 3 milyardan 10 milyara çıkmadı. Zaten Türk fındık sanayicisi yılda 3 milyar dolar dövizi ülkemize getiriyor. Dolayısıyla yabancıların yatırım yapmasıyla ülkemize giren döviz 5 milyar dolar ve üstüne çıkarsa ve yabancılar buna uygun yatırımlar yaparsa biz bunu değerli buluruz. Aksi durumda yani Türk fındıkçısının ürün sattığı pazarlara yabancıların mal satmaya kalkması halinde yerel fındık sanayimiz zarara uğrar. Bu duruma tepkiliyiz.”.

Murat Gürsoy ile Karadeniz Sohbetleri’nde bu hafta duayen bir isme konuk olduk. Son olarak “Yabancıların Türk fındık sektörüne yatırım yapmalarını değerli ve önemli buluyoruz. Ancak yabancılardan fındığa aynı zamanda katma değer yaratacak yatırımlar da bekliyoruz” ifadeleri ile dikkat çeken Ordu Ticaret Borsası ve Ulusal Fındık Konseyi eski başkanlarından sanayici Nejdet Gürsoy ile sektöre ilişkin tüm detayları mercek altına aldık.

Pandemi sürecinde neler gözlemlediniz?

Baktığımız zaman ihracat rakamları geçen seneye göre yüzde 33 daha düşük gözüküyor ve bunun ihracatı etkilediğini ve ihracatı etkileyen faktörlerin başında bu pandemi olayının geldiğini söyleyebiliriz. Şu anda Eylül-Ekim-Kasım ayı bekleniyor. Özellikle ithalatçı firmalar ve Avrupa’daki alıcılar, yılbaşından sonra mal almak istiyorlar. Bu da demek ki daha temkinli, daha hesaplı bir görüş içerisinde olduklarını gösteriyor.

Kredi garanti fonuyla piyasalar korunmaya çalışıldı? Nasıl gözlemliyorsunuz?

İş dünyasının yaşamış olduğu sıkıntılar gözüküyor. Piyasaya el atılması, piyasanın rahatlatılması için çalışmalar yapılıyor. Bunlar iş dünyası için hep verimli şeyler. Özellikle bence ihracat kanalının tamamen açılması için Avrupa’nın kafasında bu pandemi olayını tamamen bitirmesi gerekiyor.

Geçen sezon neler yaşadık ve bu başarının altında yatan sebep neydi?

Geçen sene 343 ton ihracatımız gerçekleşti. Bunun en büyük sebeplerinden birisi de diğer ülkelerde Türkiye’nin dışında fındık yetiştiren ülkelerde rekoltelerin düşük olmasıydı. Bu da Türk fındığına talebi azaltmış oldu. Bu sene ise tablo tam tersi gidiyor. Şu anda baktığımızda 43 bin 195 ton iç fındık geçen sene gitmesine rağmen bu sene 29 bin 537 ton gitmiş oluyor. Yüzde 33 azalmayla beraber bir ihracat gerçekleşmiş. Dolayısıyla pandemi olayının bana göre ikinci dalga beklentisinin ithalatçı üzerinde etkisi var diye düşünüyorum.

Önümüzdeki süreçte neler yaşayabiliriz?

Şu anda önümüzdeki aylarda neler olur sorusuna cevap vermek erken. Çünkü yılbaşı itibariyle beraber onu yılbaşına kadar olan kısmı gözlemlemek gerekiyor. 40 yıldır böyle bir eylül ayı yaşanmadı diye söylemler var. Şimdi şöyle; TMO’nun fiyat açıklaması ki bunu 2 senedir yapıyor, bu uygulamada gerçek olan tek şey üreticinin bir noktada bu fiyatı garanti görmesi. Bu sene 22 lira olarak açıklanan fiyatı, en azından 22 liralık fiyatını teslim edecek fiyatın olduğunu gördüğü için erken fiyat açıklaması onu rahatlatıyor. İkinci bir neden de artık tekelleşmeye giden bir fındık piyasası karşısında üreticiyi koruyacak müdahaleci bir kurumun olması gerektiğini daha önce söylemiştim. TMO’nun 22 liralık fiyat açıklamasına rağmen serbest piyasaya baktığımız zaman fındık fiyatlarının bunun çok üzerine geçmesi ve şu anda 24 TL bandında devam etmesi üzerine TMO’ya tabi ki mal gitmiyor. Burada beklenti önemli bir faktördür. Tabi ki bu beklentilerin gelişmesi için arzın az olması gerekiyor. Eğer ihracat gerçekten yavaş gidiyorsa burada bir terslik var demektir.

Geçen yıl ve bu yıl ile ilgili oluşan fiyatı nasıl değerlendirdiniz?

Bölge milletvekillerinden ziyade ki iki tane milletvekilimiz bu işe daha ziyade sahip çıktılar. Haklı olarak üreticisini fındığını korumaya çalıştılar. Sahip çıkmalarının neticesinde 22 TL’lik bir fiyat açıklandı. Oysa serbest fiyata baktığımız zaman 20 TL’ye kadar düşmüştü. Bu arkadaşlarımız burada yeni ürünün kesinlikle 23 liradan 24 liradan aşağı olunmaması gibi mücadele oldu. Bu mücadelede de ben her ikisini de haklı görüyorum. Çünkü üreticisine sahip çıktı.

Türk sanayinin hakkında neler söylemek istersiniz? Çıkış yolu için neler yapmak lazım?

Yabancı firmaların Türkiye’ye gelip fındığı ele geçirdiği tabiri ağır oluyor. Tabi ki geldiler yatırımlarını yaptılar ve fındık piyasasına girdiler. Girdikten sonra bir tekelleşmede başladı. Serzenişim şu; bu işin dışında fındığın katma değerini artırabilecek yatırımlar yapılmış olsaydı, kimsenin itirazı olmayacaktı. Ancak mevcut fındık piyasasının işini elinden alarak yapmaya başladıklarından, insanlar ister istemez huzursuz oldular. Yabancının yatırım yapması Türkiye için güzel bir şey. Bu yatırımlar Türk fındığını 5 milyar dolara çıkartacaksa başımızın üstüne. Bu tekelleşme olunca piyasa artık belli büyük firmaların elinde kalıyor. Bu konuda tedbir alınmasına gerek yok. Fındık üreticisinin mahsulüne sahip çıkabilecek müdahaleci bir kurum olacak.

Rekoltenin iyi olduğu zamanda Türkiye’de fındığı en fazla üreten il Ordu. Biz neden ihracatı en fazla yapan il konumunda olmuyoruz. Bu liman eksikliğinden mi?

İhracat listesine baktığımız zaman Trabzon ağırlıklı olduğunu görüyoruz. Kendi yerleşim bölgesi, yatırımları Trabzon olduğu için ihracatlarını oradan gerçekleştiriyorlar. Bir firma yatırımı Ordu’dan, Ordu gümrüğünden yapmış olsaydı o zaman Ordu’daki ihracata rakamı artacaktı. Bunun sebebi ilk 5 büyük firmanın ağırlıklı olarak Trabzon menşeili olması. Bir limanın olması da Ordu’nun ihracatını artırır hem de ekonomiye artı kazandırır.

Türkiye’de son yıllarda fındık üretiminin yüzde 70’lere kadar düştüğünü görüyoruz. Üretimdeki daralma, iklim değişikliği gibi etkenler fındığa nasıl yansıyor?

Global ısınmanın, mevsim değişikliğinin artık rekoltenin nasıl olacağı üzerinde düşünülmesi gerekir. Ama esas Türk fındığının geleceği yabancı ülkelerde dikim alanların süratle artmasını izlemek lazım. Buna göre bir politika oluşturmak gerekli. Dikim alanları dünya pazarında yarın bundan pay alacak. Aslında Türk fındığı artık bir politikaya kavuşmalı ve bu politikanın uzun vadede Türk fındığını daha nasıl koruyabiliriz, dünya pazarındaki payı nasıl daha bu rakamların altına düşürmeyiz diye planlar yapılması lazım.

Lisanslı depoculukla ilgili neler söylemek istersiniz?

Eğer fındıkta bir sistem olacaksa lisanslı depoculuk mutlaka olmalı hatta sistemin ilk ayağı olmalı. Bugün maalesef lisanslı depoculukla ilgili yeterli bir çalışma olmadığını gözlemliyoruz. Lisanslı depoculuk kurulmadan, bir ürün borsası kurma şansınız zaten yok. Bunu kurmadan, yerleştirmeden fındığa hiçbir sistem getirilemez. Lisanslı depoculuk ayrıca yeniden gözden geçirilmeli. Fındığın sorunlarındaki çözümün, lisanslı depoculuk olduğunu düşünüyorum. Kurulması biraz masraflı olduğu için şu ana kadar fazla bir mesafe kaydedilmedi.

2844 sayılı fındık kanunu ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Bu yasa tamamen hükmünü yitirmiştir. Sınırlamalardan ziyade bence verimliliği artırıp rekolteyi çoğaltıp pazar yerini daha çok artırması gerekir. Başarı yakalamak istiyorsak,  uzun vadeli bir politika içerisinde yol izlenilmesi gerekir. Artık fındığın hatta her ürünün kendi politikası olması lazım. Fındık Türkiye’de lider bir üründür.

Gürsoy A.Ş. olarak önemli yatırımlar yaptınız. Bir yatırımcı olarak neler söylemek istersiniz?

Akılcı olmak zorundayız. İlla yatırım yapacağız diye de hareket içerisinde değiliz. Gürsoy A.Ş. olarak 5 sene içerisinde mutlaka en azından bazı yerlerde, bazı sistemlerimizi modernize etmek, teknolojiyi yakalamak zorundayız. Yeniliği yakalayıp, makineleşmeliyiz. Her şeyden önce, bu memlekette yapabileceğimiz yatırımları yapacağız.

Ordu ekonomisine bakınca neler söylemek istersiniz? Ordu’yu yönetenlerden bir sanayici olarak beklentileriniz nelerdir?

Ordu, büyükşehir olduktan sonra ciddi bir gelişme kaydetti. Ordu modern bir kent. Ekonomiyi daha çok artırmamız gerekiyor özellikle turizm açısından. Ordu’da yaşamayan Orduluların en azından hafta sonu gelerek, 2 gününü burada geçirerek onların katılabileceği etkinlikler yapmamız lazım. Bunlarla ilgili çalışmaların olduğunu görüyorum.

Bugünün gençlerine başarı için neyi tavsiye edersiniz?

Bugünkü gençler metotla pratiği birleştirmeli. Bir gencin üniversiteden mezun olması yeterli değil. Ayrıca gençlerin hedefli olmalı. Gençlerin, bazı şeylerin deneyimini kazanmadan, tecrübe edinmeden başarıyı kazanmasının zayıf olduğunu bilmesi lazım. O tecrübeyi kazanması içinde özveriyle çalışması gerekli. Başarılı olmak istiyorsa, beşeri diyaloğunu iyi tutmalı. Hangi iş olursa olsun, başarılı olmak istiyorsa dürüstlük ilkesinden hiçbir zaman uzaklaşmaması lazım.

Teşekkür ederiz…

 

Bu Haberlerede Göz Attınızmı ?