Kapat

Zor dönemde de yatırım yapan ender yabancılardan : Noor Fındık

 Zor dönemde de yatırım yapan ender yabancılardan : Noor Fındık

Murat Gürsoy ile Karadeniz Sohbetleri’nde bu hafta konu başlığımız fındık. Geçen haftanın son günlerinde gerçekleşen ve dünya genelinde kuru ve kabuklu meyvelerin yol haritasının çizildiği “kuru ve kabuklu meyveler kongresi” INC toplantısından sonra özellikle Karadeniz Bölgesi için fındık daha çok konuşulur olmaya başlayacak. Biz de bu gündemden yola çıkarak sektörün önde gelen kuruluşlarından Noor Fındık Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ahmet Safa Demirtaş’a yönelttiğimiz sorularla Karadeniz Sohbetleri’ni oluşturduk.

Yurtdışı orjinli bir firma olan Noor Fındık, salgın döneminde bile Türkiye’ye yeni yatırım yapan, reel sektöre ek kaynak aktaran ender yurtdışı kaynaklardan biri oldu. Daha öncesinde planlanan bir yatırım olmakla birlikte pandemi nedeniyle iptal edilmesi çok olası gibi gözüküyordu. Ancak, yatırımcılarımız bahane üretmeden, zorluk çıkarmadan 2020 yılı Kasım ayında 20 milyon lira gibi ek bir yatırım yaptı. Üstelik 2020 yılının Kasım ayı ülkemizin çok çalkantıda olduğu, doların fırladığı bir dönemdi. Önümüzdeki 5 yıl içerisinde ne gibi yatırımlar yapacağımızı belirledik. Adım adım ilerliyoruz. Bu yatırımlar arasında sürdürülebilir tarıma ve tam entegrasyona yönelik birçok proje var. Bunların bir kısmı onaylanmış ve yatırım planına alınmış. Bir kısmında ise halen Ar-Ge çalışmalarımız devam ediyor.

-Sohbetimize şirketinize ilişkin bilgilerle başlayalım. Noor Fındık’ın yabancı orjinli bir firma olduğunu biliyoruz. Gerisini sizden dinleyelim mi?

-Tabi ki… Grup yatırımlarımızın temeli 2007 yılında, Nooril İman Gıda, Noor İnşaat ve Noor Fındık adı altında üç ana şirket olarak Giresun’da atmıştır. Şirket isimlerinden de anlaşılacağı üzere üç farklı alanda faaliyetlere başladık. Bunlardan birincisi gıda ve pazarlamaya yönelik, ikincisi inşaat, sonuncusu da fındık işleme tesisiydi. Noor Fındık, Giresun Organize Sanayi Bölgesi’nde 30 dönüm kurulu alanda 18 milyon dolar yatırım maliyetli olarak 2011 yılında devreye alınan entegre tesistir. Yaklaşık 10 yıldır aktif bir şekilde çalışmakta ve yaklaşık 40 ülkeye fındık ihracatı yapmaktadır.

-Daha sonra fındık dışındaki iki sektörden çekilme kararı aldınız sanırım…

-Evet… Göreve geldiğim 2015 yılında, aldığım ilk kararlardan biri inşaat sektöründen çekilmek oldu. Gıda pazarlama ile fındık işlemeyi de tek çatı altında topladık. Dolayısıyla, Noor İnşaat ve Nooril İman Gıda’nın çalışmalarına 2016 yılında son verdik ve sadece Noor Fındık olarak faaliyetimize devam etmekteyiz. Ama yatırımcılarımızın yurtdışında bazı ülkelerde bilişim, sağlık ve gıda sektörlerindeki girişimleri devam etmektedir.

-İnsanlığın salgınla sınavında bir buçuk yıl geride kaldı. Bu süreç sizin faaliyetlerinizi nasıl etkiledi, ne gibi önlemler aldınız?

-Salgın insan yoğunluğu olan her işte olduğu gibi bizleri de çok etkiledi. Ülke genelinde ne tür önlemler alındıysa tesislerimizde daha fazlasını uygulandık. Kendi içimizde kurduğumuz filyasyon ekiplerimizle sadece çalışanlarımızı değil aile bireylerinin, etkileşim içerisinde bulundukları insanların tamamını takip ettik. Bölgelere ayırdığımız fabrikamızda herkesin üretim yapacağı alanları net olarak belirledik. Gün içinde kimlerle birlikte olduklarından ve nerede yemek yediklerinden tutun soyunma odalarına kimlerle saat kaçta girmiş, kaçta çıkmış, eve hangi servisle kimlerle gitmişler? Çok küçük bir ayrıntıyı bile gözden kaçırmamaya gayret ettik. Gıda sektöründe olduğumuz için az kişiyle de olsa çalışmak zorundayız. Gördük ki daha verimli çalışmak zorunda kaldık. Açıkçası, bir yönetici olarak salgının bize olumlu faydası oldu diyebilirim

-Orta ve uzun vadede hedefleriniz neler? Hangi alanlarda büyümeyi planlıyorsunuz? Yeni yatırım planlarınız var mı?

Yatırımcılarımız, salgın döneminde bile Türkiye’ye yeni yatırım yapan, reel sektöre ek kaynak aktaran ender yurtdışı kaynaklardan biri oldu. Daha öncesinde planlanan bir yatırım olmakla birlikte pandemi nedeniyle iptal edilmesi çok olası gibi gözüküyordu. Ancak, yatırımcılarımız bahane üretmeden, zorluk çıkarmadan 2020 yılı Kasım ayında 20 milyon lira gibi ek bir yatırım yaptı. Üstelik 2020 yılının Kasım ayı ülkemizin çok çalkantıda olduğu, doların fırladığı bir dönemdi. Önümüzdeki 5 yıl içerisinde ne gibi yatırımlar yapacağımızı belirledik. Adım adım ilerliyoruz. Bu yatırımlar arasında sürdürülebilir tarıma ve tam entegrasyona yönelik birçok proje var. Bunların bir kısmı onaylanmış ve yatırım planına alınmış. Bir kısmında ise halen Ar-Ge çalışmalarımız devam ediyor.

-Tarım alanında faaliyet gösteren bir sanayici olarak çiftçi ile nasıl bir ilişki içindesiniz? Son yıllarda hep söylenegelen sürdürülebilir tarım bağlamında siz ne tür planlamalar yapıyorsunuz?

-Üretici ile doğrudan iletişime geçmemiz hemen hemen imkânsız ama birçok üreticinin fındığı tesisimizde işleniyor tabi ki. Fındığın çok büyük kısmını aracılardan almak durumundayız. Bu bir sorun mu? Evet… önemli bir sorun ve çözümüyle ilgili borsamızın Türkiye’ye örnek teşkil edecek bir önerisi var. Lisanslı depoculuğun temelinin atıldığı günden beri GİFLİDAŞ’a ve uygulamalarına elimizden geldiğince destek oluyoruz. 10 yıl sonra tam kapasiteyle çalışacağına inanıyorum. Bugün için üreticilerin alışkanlıklarını değiştirmemiz ve daha çok üreticiye anlatmamız şart. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) sayesinde hiç kimsenin yapamayacağı bir tanıtım yapılmış oldu. İnsanlar fındıklarını götürdü ve teslim etti. Bundan sonra da hızla yayılacağına inanıyorum. Noor Fındık olarak çiftçiyle temasımız GİFLİDAŞ üzerinden olmakta ve bu konuda Giresun Ticaret Borsası’na desteğimiz tam.

-Ülkemizde fındık üretimi ve ticareti konusunda karşılaşılan başlıca sorunlar nelerdir? Ve tabi ki alınması gereken önlemleri de soralım…

-Bence fındık sektöründeki en önemli sorun pazarlamadaki eksikliğimiz. Fındığı ve ürünlerini yeterince dünyaya tanıtamıyoruz. Çabalarımız var ama daha çok çalışmalıyız. Dubai’de katıldığım bir fuarda oldukça güzel dizayn edilmiş bir stand görünce çok mutlu olup bilgi almak istedim. Ama stand görevlisinin yabancı dili yoktu. Şaşırdım elbette. Bir anda fındığı tanıtayım derken, alay konusu olabilirsiniz bu tür bir durumda. Profesyonelleşmemiz gerekiyor ki bu da patrondan başlamalı. Değişime ayak uyduramayan tepe yönetimleri atılım yapmaz ve tutucu davranırlarsa sektör bir yere varamaz.

-Bu hepsi için geçerli olmasa gerek…

-Sektörümüzü aydınlık günlere taşıyacak firmalar tabi ki var. Zaten o firmaların çalışmalarıyla fındık her geçen gün iyiye gidiyor. Beni en çok motive eden şeylerden biri de Hindistanlı bir müşterimin fındığın büyük bir kısmının İtalya’da değil de Türkiye’de yetiştiğini duyunca geçirdiği şaşkınlık oldu. Adam fındığı İtalyanların sanıyor. Oysa değil bunu anlatmamız gerekiyor ki işte bu algıyı değiştirmek beni oldukça motive ediyor.

-Fındığın katma değerli bir ürün olarak ticareti ve ihracatının artırılması için sizce ne gibi çalışmalar yapılmalıdır?

-Öncelik yeni pazar arayışları olmalı. Biz işletme olarak, Peru, Nijerya, Endonezya, Hong Kong, Litvanya gibi insanların kolaylıkla haritada gösteremediği ülkelere fındık ihracatı yapıyoruz. Şekerli ürün grubu tamamıyla farklı bir sektör. Bizim işimiz fındığı işlemek. Fındığın şeker ve kakao ile olan aşkını yönetebilmek ise bambaşka bir alan. Planlarımızda henüz bu sektöre yönelmek yok. Bizim işimiz fındığı işleyip satmak ve bunu layığıyla yapmaya çalışıyoruz.

-Uluslararası fındık piyasasını yakından bilen biri olarak fındık üretimindeki hâkimiyetimizin geleceğine ilişkin öngörüleriniz nelerdir?

Fındığın dünyadaki en büyük alıcısının Türkiye’den kurtulmak için fındık dikmediği yer kalmadı. Bizim de bu en büyük alıcıya bağımlılığımızı bitirmek için dünyada ayak basmadığımız yer kalmamalı. Eğer bunu gerçekleştirebilirsek iyi bir iş çıkarmış oluruz. Ama bencil davranıp fındığa yatırım yapmazsak bu üstünlüğü yitirebiliriz. Bu arada şunu da eklemeliyim ki; salgın döneminin bu konuda bize çok faydası oldu. Üreticimiz bahçesine dönerek verimliliği arttırma çabasına girişti. Yani bir bakıma fındığı kıymetini anladı.

-Giresun Ticaret Borsası’nın faaliyetlerinden az önce övgüyle bahsettiniz. Daha fazla beklentiniz olmasını da doğal karşılamak gerekir. Zira sektör içinde bir paydaşlık söz konusu. Giresun Ticaret Borsası’ndan beklediğiniz başka çalışmalar var mı?

-Borsamızdan ve yöneticilerinden ve de yaptıkları faaliyetlerden çok memnunuz. Son derece profesyonel bir ekip ruhu ile Giresun için çalışan bir kuruluş. Nasıl ki bir Kayserili olarak ben Kayseri Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü ile gurur duyarım. Çünkü ürettiği elektriği bünyesindeki fabrikalara uygun fiyatla satarak hem kendine hem de mudilerine katkı sağlamaktadır. Aynı şekilde Giresun Ticaret Borsası ile de gurur duyarım. Çünkü onlar da hem mudilerine hem de kente katkı sağlayacak çözümler getiriyorlar ve rol model oluyorlar.

-Çevreci bir kuruluş kimliğiniz var. Bu konudaki farklılıklarınız nedir?

-Faaliyete başladığımız ilk günden bu yana en büyük çabalarımızdan biri sektörde farklılık yaratmak olmuştur. Henüz dünya ve ülke gündeminde konuşulmayan ya da yeni yeni şekillenmeye başlayan projelere burada öncülük etmekteyiz. Kurumsal Karbon Ayak izi ve Fındık Yaşam Döngüsü çalışmaları firmamız tarafından iki yıl boyunca büyük bir envanter taraması yapılarak sürdürülmüştür. Kaynakların korunması ve sürdürülebilirliği konusunda sivil toplum kuruluşları ve Giresun Üniversitesi ile uzun soluklu projeler gerçekleştirilmektedir. Ağaç yaşken eğilir felsefesi ile hareketle ilkokul seviyesindeki çocuklarımızla “N’Olur Ormanı Renklendir” projesini hayata geçirdik. Projelerimiz ilgili STK ve eğitim kurumları aracılığı ile çevreyi koruma ve kaynakların sürdürülebilirliği hedef alınarak sürekli yenilenmektedir

-Biraz da sosyal faaliyetlerinizden söz edelim…

-Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın mevsimlik tarım işçileri ve ailelerinin yaşam koşullarını iyileştirmeye yönelik yürüttüğü projenin Ordu’daki ayağına iki yıldır destek oluyoruz. Bu projenin ana amacı, fındık toplamak için Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden gelen işçilerimizin aileleri ile birlikte düzgün yaşam koşullarına ulaşmasını sağlamak ve yetişkinler fındık toplamaya giderken çocukların kampta kalarak çocuk işçi çalıştırmanın da önüne geçmek. Ordu’da dört farklı bölgede kamplar mevcut. Biz Altınordu-Saraycık kampına maddi destekte bulunuyoruz. Bu kamplarda işçilerle birebir diyalogda olan, gündüz vakitlerinde kampta kalan çocuklar için sınıflar açıp ders veren ve eğlence faaliyetleri yürüten PİKOLO Derneği’nden bahsetmem gerekiyor. Kendilerinin emeği çok büyük. Gönüllü olarak bu projelerde yer alıp çok sayıda hayata dokunuyorlar.

-Son olarak fındığa dair eklemek istedikleriniz neler?

-Fındık bizim. Ne kadar çok sahip çıkarsak ne kadar ilgi gösterirsek bize o kadar iyi bakar. Fındığın üreten, daha verimli üretmeli. Fındığı toplayan, yerde fındık bırakmamalı. Fındığı kurutan, fındığı çürütmemeli. Fındığın ticaretini yapan, fındığa zarar vermemeli. Fındığın kaydını tutan, dikkatli olmalı. Fındığı kavuran, daha güzel kavurmalı. Fındığı pazarlayan, daha karlı pazarlamalı. Herkes üzerine düşen görevi iyi yaparsa, önümüzde kimse duramaz.

Bu Haberlerede Göz Attınızmı ?