Kapat

i-Nesli;

 i-Nesli;

Herkesin Okuması Gereken Analiz.

Taşkın KILIÇ

Daha iki yaşında tabletle tanışan, dizleri dahi kanamadan, plazalarda, kreşlerde ve bakıcılarıyla büyüyen, fakat duygusal yönden kar tanesi kadar kırılgan 1995 yılından sonra doğmuş olup dünya nüfusunun yüzde 25’ini oluşturan ve yakın gelecekte yaşamın her alanında söz sahibi olan  i-Nesli (Z kuşağı) ile ilgili elde ettiğim  önemli, acil ve ertelenemez çarpıcı çıkarımları aileler, eğitimciler, üreticiler ve devlet yetkililerinin okuması ve geleceğin büyük ve müreffeh Türkiye’sine kolektif olarak daha güçlü hazırlanmamız için sizlerle paylaşmak istiyorum.

Yaşadığımız bu Post-modern çağın getirdiği teknolojik araçlar, diğer taraftan giderek artan harcama baskısından ötürü anne-babanın aynı anda çalışması ayrıca kültürel erozyonla boşanmaların artması ile birlikte son 25 yıl içerisinde doğan çocuklar kendilerinden önceki “Y,X ve Bebek Patlaması” kuşağına göre daha fazla ekrana (tablet, telefon, bilgisayar, TV ve oyunlar)  bağımlı hale geldi. Aynı zamanda anne-babası ya da büyük anne-babasının gözetimi ve sevgisi ile büyümek yerine hiç tanımadığı kreşler, bakıcılar ve üçüncü kişilerin bakımına maruz kaldılar.  Yine köy ve kasabalardan kentlere göçün artması ile birlikte çocukların hareket ve oyun alanları minimal bir seviyeye inerek çocuklar oyun ihtiyacını tabletlerden karşılar duruma geldiler.  Son olarak bazı anne babanın koruma iç güdüsüyle her şeyi önlerine zahmetsiz koyma güdüsü onları konformist hale getirdi.

Elbette bu gelişmeler onların kişilikleri, davranış kalıpları ve gelecekleri üzerinde olumlu-olumsuz (travmatik ) kalıcı etkiler bırakmaktadır. 1995 yılından sonra doğan i-Nesli (bazı kaynaklara göre  Z Kuşağı) ile ilgili kaynaklardan ve araştırmalarımdan elde ettiğim tespitler  bu etkiler aşağıda listelenmiştir:

 

  1. i-Nesli bilgisayar oyunları, uygulamaları (Instagram, Sanpchat vb.) ve ekran bağımlılığı (Netflix vb.) üst düzeyde olduğu için dışarı çıkıp sosyalleşmek yerine kapalı ortamda ya da evde internet başında uzun süre tek başına kalma eğilimi söz konusudur.
  2. i-Nesli kendisinden önceki kuşaklardan farklı olarak Basılı yayınları (kitap, dergi, gazete vb.) okumayı sevmiyor, aynı zamanda geleneksel Televizyon programlarını daha az izliyor (Haber vb.) bunun yerine Netflix ve Youtbe videoları izliyor, radyo dinlemeyi sevmiyor, Sinema ve tiyatro gibi etkinliklere ise daha az gidiyor.
  3. i-Neslinde ekran bağımlılığı arttıkça kırılganlık, depresyon, sebepsiz ağlama, mutsuz olma ve içe kapanma artıyor. Bu nesle “Kar Tanesi nesli” de deniyor. Zira Kar tanesi gibi kolay kaybedilecek bir yapıdalar.
  4. i-Neslinin büyük bir kısmı okula öğrenmek için değil, diploma almak ve mecbur oldukları için gidiyorlar.
  5. i-Nesli fiziksel olarak kavga etmeyi sevmiyor. Bunun yerine, tepkilerini sanal dünyada ifade ediyorlar. 
  6. i-Nesli önceki kuşaklara göre daha az sigara içiyor. Fakat Fast-Food ile daha sağlıksız besleniyor.
  7. Aileleri tarafından korumacı bir yaklaşımla yetiştirilen i-Nesli fiziksel ve duygusal güvenliğe çok önem veriyor. Dizleri dahi kanamdan adeta plazalarda büyüyorlar. Bu nedenle özgüvenleri gelişemiyor. Risk almaktan çekiniyorlar. Bu bakımdan lafın çok eylemin az olduğu bir nesil.
  8. i-Nesli için hayata dair birçok şey (komşuluk, akrabalık vb.) anlamını kaybederken, para ise daha değerli hale geliyor.
  9. i-Nesli daha az çalışıp çok kazanmak istiyorlar. Fakat kazançlarını etik yollardan elde etmek istiyorlar. Nepotizm ve suça yatkın değiller.
  10. i-Nesli üyeleri modayı kitlesel olarak değil bireysel olarak tercih ediyorlar. Herkes kendi modasının tasarımcısı. Markalara, önceki kuşaklar kadar, tutkun değiller.
  11. i-Nesli ilişkilerinde duygusallık çok azaldı. Evlilik istiyorlar ancak çocuk istemiyorlar.
  12. i-Neslinde siyasete, sivil toplum örgütlerine ve toplu faaliyetlere karşı ilgi azalıyor.
  13. i-Nesli  çok fazla uyarana maruz kaldığı için dikkatlerini toplayamıyorlar.
  14. Yüz yüze iletişim yerine dijital yolla ve emojilerle iletişim kuruyorlar.
  15. Kitap, TV, Okul ve kütüphaneden öğrenmek yerine sosyal medyadan öğrenmeyi tercih ediyorlar. Fakat sosyal medyadaki bilgilerin %70’inin manipülatif olduğu için, bu durum eksik, önyargılı ve yüzeysel öğrenmelerine neden oluyor. Bir konuda derinleşmekte zorlanıyorlar.

Sonuç: i-Nesli ile ilgili yukarıda yer alan çıkarımlar ailelere, eğitimcilere, okullara, işyerlerine ve devlete birtakım ipuçları ve sorumluluklar veriyor. Zira halen dünya nüfusunun dörtte birini oluşturan Z kuşağı gelecek 10 yıllarda yaşamın bütün alanlarında olacaklar. Bu kuşakların davranış paternlerine ve beklentilerine göre birçok şeyi tasarlamak ve bu kuşağı esaret altına alan dijital bağımlığı önlemek hepimizin acil, ertelenemez ve birincil görevidir. Belki bu kuşağı doğru şekilde tanıyıp bu yönde stratejiler geliştirmek dünyanın daha yaşanabilir ve sürdürülebilir olmasını da teminat altına alacaktır.  i-Neslinide içerisinde yer alacağı ortak akıl ve konsensüsle alınacak bütün önlemler çok değerli olacaktır. Bu konuda naçizane benim ilk önerim ekran bağımlığını azaltıp çocuklarımızın yüz yüze sosyalleşecekleri fiziksel ve aktivite alanlarını artırmaktır.

“Geçmişimizi değiştiremeyiz ancak geleceğimizi tasarlayabiliriz.” diyerek bütün insanlığa barış, sağlık ve huzur dileklerimi sunarım.

 

 

 

Bu Haberlerede Göz Attınızmı ?