Kapat

Doğalgaz müjdesinden sonra ekonomiyi daha fazla konuşmalıyız

Bütün Yazıları Okumak İçin Tıklayın
 Doğalgaz müjdesinden sonra ekonomiyi daha fazla konuşmalıyız

Ülke ekonomisindeki gelişmeler bölgelerimize dolayısıyla yaşadığımız ilin ekonomisine de olumlu veya olumsuz yansıyor

Murat GÜRSOY

Ülke ekonomisindeki gelişmeler bölgelerimize dolayısıyla yaşadığımız ilin ekonomisine de olumlu veya olumsuz yansıyor. Uzun zamandır, döviz kurundaki oynaklık ve altında tarihi zirve derken inişli çıkışlı ekonomik performansımız, yıllardır süren dış açıklar ve katılaşmakta olan işsizlik ile yüksek enflasyon gösteriyor ki Türkiye ekonomisinde çözülemeyen ciddi yapısal sorunlar var. Tablo yıllardır böyle olduğu içindir ki Türkiye’nin en büyük ilk 500 ve ikinci 500 sanayi kuruluşunun büyük karları finansman giderlerine gitmeye devam ediyor. Bankalar haklarını fazlasıyla almaya devam ediyorlar. Yani kazanıyorlar.  Ekonomi yazarı Servet Yıldırım bir yazısında çok önemli bir gerçeğin altını çizmiş. Kısa bir alıntı yapalım; “Türkiye ekonomisinin temel sorunu üretimin ve ihracatın yapısıdır.1960’ların sonu ve 1970’lerin başında tarımsal ürün ağırlıklı olan 1980’lerde ise ağırlıklı olarak emek yoğun geleneksel ürünlerden oluşan yapı 1990’lı yıllarda orta-düşük ve orta-yüksek teknolojili ürünlere yöneldi. Yeni reformlar sayesinde üretim ve ihracat yüksek teknolojili ürünlere yönelmek zorundayız. Bu değişimin önündeki engelleri sıralarsak yapısal reformların çerçevesini de çizmiş oluruz.” Servet Yıldırım’ın söylemiş olduğu gibi Türkiye’nin yapısal sorunları çözüm bekliyor. Ülke genelinde hayata geçmek için altyapısı tamamlanacak birçok OSB projesi kamudan kaynak aktarılmasını bekliyor. OSB demek yeni yatırımlar ve istihdam demek. İşsizliğin azalması demek. Bu nedenle ki enerjimizi yeni yatırımlar için yarım kalan OSB’lerin ülke genelinde hayata geçmesine harcamalıyız.

FINDIK SOHBETLERİ

2020 sezonu TMO’nun sezon başı fiyat açıklamasıyla başladı. 130’un üzerinde ülkeye ihracat yapan Türk sanayicisinin yanı sıra TMO, Fiskobirlik ve Tarım Kredi Kooperatifleri de fındık almaya başladılar. Ancak en çok “büyük alıcının” pozisyonu merak ediliyordu.  TMO’nun 22,5 lira dediği yerde Ferrero’nun kaç lira fiyat açıklayacağı önemliydi. Bu merak hafta içi giderildi ve “büyük alıcı” fiyatını 21,25 lira olarak açıkladı. Yani TMO’nun 75 kuruş altında bir fiyatla yeni sezona girdi. Bu da şunu gösteriyor geçen yıl 16 liradan fındık almayıp 21-24 lira bandına kadar çıkan fiyatlardan satın alan Ferrero firması bir kesimin söylediği gibi bu işten zarar etmiyor. Kur çok yükseldiğinde dövizin gücünü kullanarak aradaki zarar gibi görünen farkı döviz kurundan kapatıyor. Ferrero Türk sanayicisinin sesine kulak vermelidir. Yani kullandığı kaliteli fındıklar haricinde artan fındıkları Türk sanayicisinin fındık sattığı pazarlara satmak yerine ihale düzenleyerek Türk fındık sanayicisine vermelidir. Çünkü ihracatçı ve sanayiciler, Ferrero’nun Türk fındık sanayicisinin Avrupa’da pazar kaybetmesine neden olduğunu artık yüksek sesle söylüyorsa demek ki bu sese artık kulak vermek gerekir. Eğer 10 yıl sonra gerekli önlem almazsak ortada 5-6 Türk sanayicisi ya kalır ya kalmaz. Bu tükenişe son vermenin tek yolu güçleri birleştirmekten ve yerel sanayiciyi korumaktan geçmektedir. Türk sanayicisi ve üreticisi kendi iyi tarım uygulamalarını, verimliliği artıracak girişimleri Tarım İl Müdürlükleri ve Ziraat Odaları ortaklaşa yapacak güce fazlasıyla sahiptir. Daha önce de söyledik. Kırmızı çizgimiz Türk üreticisinin, sanayicisinin, ihracatçısının ve ticaret gurubunun zarar görmemesidir. Devlet politikası olarak TMO’nun üç sezondur süre gelen uygulamaları Türk fındık sanayicisinden de ihracatçısından da destek görmeye devam ediyor. Fındıkta bu sene ne olacağı, TMO’nun depolarına ne kadar fındık gideceğine bağlıdır. Üç sezondur depolarına ciddi fındık alan TMO bu işten zarar etmedi. Aslında sonuçlar her şeyi özetliyor.

Tokat’tan izlenimler

Haftanın son iki gününü Samsun, Çorum ve Tokat’a ayırdık. Özellikle Tokat’ta gördüğümüz değişimden memnuniyet duyduk. Belli ki kentin başarılı ve genç belediye başkanı Eyüp Eroğlu, sadece elini değil gövdesini de taşın altına koymuş. Karşılığını da almış. Her ne kadar tarımın ne kadar gerekli olduğunu pandemi sürecinde görmüş olsak da bir ovalar kenti olan Tokat ekonomisi, tarımın yanına pekâlâ turizmi de eklemeyi başarmış. Bir akşamüstü ulaştığımız kent merkezinde adeta bizi karşılayan görsel şölene bayıldık. Bir renk cümbüşünde nehirde gezinen gondollar ile Kanal Tokat adını verdiği projenin karşılığını göreceğine eminiz başkan Eroğlu’nun. Tokat insanının turizmden beklentisi oldukça fazla. Özellikle Niksar-Akkuş-Ünye yolunun kentler arası etkileşimi artıracağına eminler. Bizden söylemesi…

Günün Sözü

Silgi kullanmadan resim çizme sanatına hayat denilmektedir.

Bu Haberlerede Göz Attınızmı ?