Kapat

Ekonominin önceliği fiyat istikrarı

Bütün Yazıları Okumak İçin Tıklayın
 Ekonominin önceliği fiyat istikrarı

"Bir işi layıkı ile yapabileceğiniz zaman sınırlıdır, bu yüzden o zamanı iyi kullanın ve işi yapılması gerektiği gibi yapın.”

Murat GÜRSOY

Geçen hafta eşine pek az rastladığımız bir gelişme yaşandı ve TOBB, TUSİAD, TESK ve MÜSİAD gibi ekonominin patron kuruluşları pandemi sonrasındaki normalleşme sürecinde büyüme ve istihdam için önceliğin fiyat istikrarı olacağı noktasında ortak bir bildiriyi kaleme aldılar. Ancak bu açıklamayı yaparken metinde enflasyonla mücadelede sadece özel sektörden adım atmasını beklemek yerine devletin de üzerine düşeni yapması gerektiği vurgusunu göremedik. Hem piyasa ekonomisi uyguluyoruz deyip hem de devletin piyasa ekonomisini uygulayanlara ceza kesmesi kendi içinde pek bağdaşmıyor. Bu dört kurumun bu konuya da üyeleri adına açıklık getirmelerinin yanı sıra özellikle enflasyon ve vergi konusunda devletten de üzerine düşeni beklediklerini bu açıklamaya eklemeleri gerekiyor. Kaldı ki üyeleri ayakta kalmazsa bu kurumlar neyi savunacak?  İyi niyetle yapılan açıklamanın eksik kalan kısmı devletin de bu mücadeleye dâhil olması ve üzerine düşeni her alanda yapmasından geçmektedir. Yazılı metni tekrar hatırlayalım. “Ülkemizin hak ettiği refah artışını sağlamak için fiyat istikrarını bir ön koşul olarak görmekteyiz. Fiyat istikrarının sağlanmasıyla Türkiye’de yatırım ortamı iyileşecek, öngörülebilirlik artacak, böylece katma değeri yüksek yeni teknoloji yatırımlarını ülkemize çekmek mümkün olacaktır. Enflasyonla mücadelenin öncelikli hedef olmasını destekliyoruz. İstişare süreci, küresel ve yerel fiyat dinamiklerinin sektörel bazda yakından izlenmesine ve ürün gruplarında görülen yapısal risklerin, maliyet dinamiklerinin ve arz-talep dengesizliklerinin tespit edilmesine katkıda bulunacak, böylece veriye dayalı politika tasarım sürecini destekleyecektir.”

Yüksek karlılık yerine üretim ve istihdama destek

Görünen o ki sanayicisinden, esnafına tüm iş insanları ve halk zor durumdadır. Yüksek faiz ortamının üretim ve yatırımın önünde en büyük engel olduğunu defalarca yazdık. Reel sektörünün en önemli beklentisi, tek haneli enflasyon ve düşük faizle yatırım iklimine ilişkin koşullardır. Ve bu anlamda özel bankaların elini taşın altına koyarak, yüksek karlılık yerine üretim ve istihdama destek vermelerini bekliyorlar. Salgın sürecinde esnafın içine düştüğü sıkıntı giderek derinleşiyor. Mücbir sebep kapsamına alınmayan restoran benzeri 100 bin işletmede çalışan iki milyon insan çok zor durumdadır. Kira ve doğrudan para yardımı ile başlayan desteklerin arttırılarak sürdürülmesi gerekiyor. Devletin çok geç olmadan reel kesimi, esnafı ve halkı yeni kaynaklarla rahatlatması şarttır. Fiyat istikrarı sadece özel sektörün atacağı adımlarla değil bu sürece devletin de dâhil olarak enflasyonla mücadelede gerekli adımları atmasıyla sağlanabilir. İşte o zaman ülkemiz adına istikrarı da yakalamış oluruz.

Üniversiteler ve İllerin Kalkınması

Hafta içi Ordu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Akdoğan’ı Karadeniz Sohbetleri’ne konuk aldık. Rektör Prof. Akdoğan, “Karadeniz’in potansiyelini ortaya çıkarmak adına bölge üniversiteleri ile işbirliklerini artıracaklarını anlatırken yeni dönemde Türkiye’nin en fazla fındığını üreten Ordu-Giresun illeri olarak güç birliği yapacaklarını” ifade etti ve ekledi: “Fındıktan daha fazla katma değer oluşturmak için sanayici-üniversite işbirliğini artıracak bu adımda Ordu ve Giresun Üniversitelerinin yanı sıra Fındık Araştırma Enstitüsü ortak hareket edecekler. Bu oluşuma deneyimleri ile sanayicilerimiz de katkı sunacak ve fındıktan dört kat daha fazla kazanç sağlayacağız.” Biz de bu yaklaşımları bölgenin kalkınması adına önemsiyoruz ve takipçisi olacağımızı da söyleme gereği duyuyoruz.

Haftanın sözü

"Bir işi layıkı ile yapabileceğiniz zaman sınırlıdır, bu yüzden o zamanı iyi kullanın ve işi yapılması gerektiği gibi yapın.”

 

 

Bu Haberlerede Göz Attınızmı ?