Kapat

Nefes kredisi için gözler oda ve borsaların mevduatında

Bütün Yazıları Okumak İçin Tıklayın
 Nefes kredisi için gözler oda ve borsaların mevduatında

Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşu olan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), salgın döneminde önemli sıkıntılar yaşayan iş dünyasının zorluklarını görüp elini tekrar taşın altına koyarak ülke genelindeki oda ve borsalar aracılığı ile “nefes

Murat GÜRSOY

Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşu olan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), salgın döneminde önemli sıkıntılar yaşayan iş dünyasının zorluklarını görüp elini tekrar taşın altına koyarak ülke genelindeki oda ve borsalar aracılığı ile “nefes kredisi” sürecini başlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaptığı ekonomik paket açıklamasından sonra oda ve borsalar, bankalardaki mevduatlarını ve son kullandırılan “nefes kredisi”ne bağladıkları mevduatları TOBB'a bildirmeye başladılar. Bildirimlerin tamamlanmasının ardından artık bu mevduatlar iş dünyasını rahatlatacak ve finansal tabloya bakan bankalar nezdinde teminat olacak.

Süreç şöyle işleyecek;

COVID-19 sebebiyle ciro kaybı yaşayan esnafa verilen hibe desteğinin ardından, daha büyük çaplı işletmelere faiz ve kâr payı desteği verilecek. Hazine ve Maliye Bakanlığı, TOBB, KGF ve bankalar aracılığıyla tüccar, sanayici ve büyük şirketler için daha önce olduğu gibi kullandırılacak. Reel sektörün finansmana erişim problemi yaşadığı dönemlerde devreye giren ve TOBB’a bağlı odaların bankalardaki mevduatının güvence olarak kullanılması esasına dayanan “nefes kredisi”nde yeni dönem şartları tekrar gözden geçirilecek.

Yeni nefes kredisinin ana aktörlerinin daha önce olduğu gibi KGF ve TOBB’un olması bekleniyor. Finansman kısmında ise ağırlıklı olarak kamu bankalarının yer alması öngörülüyor. Oda ve borsalar bankadaki mevduatlarını ve son kullandırılan “nefes kredisi”ne bağladıkları mevduatları hafta ortasından itibaren TOBB’a bildirmeye başladılar. Üye odalardan gelecek bilgilerin toparlanmasının ardından TOBB’un yeni krediye sağlayabileceği finansman destek miktarı belirlenecek. Bunun ardından Hazine ve Maliye Bakanlığı, KGF ve TOBB yeni desteğin kullanım şartlarını kararlaştıracaklar. Geçen yıl kullandığı “nefes kredisi”ni bu yıl ocak ayından itibaren ödemeye başlayan (veya ödemesi gerektiği halde ödeyemeyen) firmaların bu destekten yararlanıp yararlanmayacağı tespit edilecek. Son olarak geçen yıl nisan ayında uygulanan “nefes kredisi”ne Denizbank aracılık etmişti. TOBB bünyesindeki oda ve borsaların mevduatı karşılığında yüzde 7.5 faiz oranıyla kullandırılan krediler 8 ay geri ödemesiz ve toplam iki yıl vadeliydi.

Pandeminin zor koşulları gözetilecek

Daha önce kullandırılan “nefes kredileri”nde inisiyatifin bankalarda olması sebebiyle birçok işletme, destekten yararlanamamaktan şikâyet etmişti. Bu kez pandemi koşulları da göz önünde bulundurularak, yararlanma şartlarının kolaylaştırılması bekleniyor. Faizin de aynı şekilde piyasa faizinden çok daha düşük belirlenmesi öngörülüyor. 2020 yılında oda ve borsa üyesi 50 bin işletmeye toplam 3 milyar lira tutarında “nefes kredisi” kullandırılmıştı. Burada sektörel olarak en büyük payı yüzde 19.4 ile toptan ticaret alırken, bunu yüzde 17.3 ile perakende ticaret ve yüzde 17.1 ile de imalat sektörü takip etti. Daha sonraki sıralamada inşaat yüzde 12.3, konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 5.6, ulaştırma ve depolama yüzde 5.3, mesleki bilimsel ve teknik faaliyetler yüzde 4.8, motorlu taşıtlar yüzde 4.7, idari ve destek hizmet faaliyetleri yüzde 3.4, finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 2, eğitim yüzde 1.5, insan sağlığı ve sosyal hizmetler ile bilgi ve iletişim yüzde 1.3 ile yer aldı.

Girdi maliyetlerinin altında ezilen üreticiler

Salgın süresince tüm dünya gıda güvenliğinin ne kadar önemli olduğunu net bir biçimde anladı. Tarım ülkesi olarak biz de çok yakından gördük. Bizdeki sorun yetersizlikten daha çok yanlış tarım politikaları ekseninde yaşandı. Ülke genelinde üretilen tüm tarımsal ürünlerde üreticiler girdi maliyetlerinin altında ezildi. Çözülmesi gereken en önemli konu da bu oldu. Dolayısıyla üreticiye yönelik olarak tarım politikaları yeniden gözden geçirilmeli dersek yerinde bir tespit yapmış oluruz. Ülkemizde TMO’nun ağırlığı tüm tarım ürünlerinde hissediliyor. Son yıllarda buna fındık da dâhil oldu.

Taze bir örnekle destekleyelim. TMO, bin 750 lira üzerinden arpa alım fiyatı açıkladı. Makalemi kaleme aldığım dakikalarda gördük ki arpa borsada 2 bin 450 liradan satılıyor. Ofisin bu fiyatlardan mal alamayacağı gerçeğini görürsek regüle görevini nasıl yapacak? Bu süreç kimlere yarayacak? Gerçek fiyata yakın alım fiyatı açıklansaydı böylesine spekülatif fiyatlar oluşmayacaktı. Devlet bu rakamdan arpa alamayacağına göre fiyatları revize etmesi gerekiyor. Kırmızı mercimeğin 5 bin lira açıklandığı gün 7 bin liraya kadar alıcı olduğunu görüyoruz. Hatta 8 bine ulaştığını söyleyebiliriz. Peki TMO bu sene mercimek almayacak mı? Buradan bakıldığında Türk tarım borsalarında fiyatlar açıklanan fiyatların üstündedir.

Her yıl olduğu gibi “yine yeşerdi fındık dalları”

Fındık için gözler bu ayın sonunda yapılacak INC toplantısına çevrildi. Aralarında fındığın da yer aldığı sert kabuklu meyvelerde dünya genelindeki tahmini ülke rekolteleri bu toplantıda açıklanacak. Her sezon öncesi olduğu gibi tartışma rekolte tahminiyle başlayacak. Sonrasında gözler TMO’nun üreticinin bahçeye girmeden önce açıklayacağı fındık taban fiyatına çevrilecek. TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal’ın devamlı olarak sahada olması, sorunları Ankara’dan değil yerinden görmesi, üretici ve fındıktaki tüm paydaşlarla bir araya gelerek tespitler yapması büyük önem arz ediyor. Görünen o ki geçen yıllara baktığımızda TMO, enflasyona ve yeni sezonda oluşacak rekolteye göre fiyat açıklayacak. Yani tüm tarım ürünlerinde olduğu gibi fındık sektöründe de yapısal sorunlar çözülmediği için geleceği değil günü kurtarmaya ve seneyi kurtarmaya devam edeceğiz. Fındıkta gelecek nasıl kurtulur ve ülkemize 5-6 milyar dolar nasıl girer? sorusunun cevabı fiyat istikrarını garanti etmek, üreticinin girdi maliyetlerinin altında ezilmesini önleyerek, üretim maliyetlerini düşürmekten geçiyor. Yerel sanayicinin ve ihracatçının haksız rekabet altında ezilmesini engelleyecek politikaları da unutmadan… Son olarak da bu ülkede 1 milyon ton kabuklu fındık üretimini sağlamak için üreticinin güçlü olması, maliyetlerin düşürülmesi ve makineli tarıma geçilmesi gerektiğinin altını bir kez daha çiziyorum

Haftanın Sözü

O kadar iyi olun ki sizi görmezden gelemesinler.

Bu Haberlerede Göz Attınızmı ?