Kapat

Yatırım İkliminin Oluşması Lazım

Bütün Yazıları Okumak İçin Tıklayın
 Yatırım İkliminin Oluşması Lazım

Karadeniz Bölgesi’ndeki iş dünyası temsilcileri de ülke genelindeki paydaşları gibi hükümetten yatırım ortamının acilen sağlanmasını, üreten kesimlere yeni destekler verilmesini bekliyor.

Murat GÜRSOY

Anadolu’yu gezerken iş insanlarının beklentilerini iş insanlarından dinlemeye devam ediyoruz. Karadeniz Bölgesi’ndeki iş dünyası temsilcileri de ülke genelindeki paydaşları gibi hükümetten yatırım ortamının acilen sağlanmasını, üreten kesimlere yeni destekler verilmesini bekliyor. Bu yönde atılacak ilk adımlardan biri de yıllarca yarım kalmış ya da kamulaştırması yapılamamış Organize Sanayi Bölgeleri’nin hayata geçirilmesi olabilir. Geçmişten gelen alışkanlıklarla gördük ki yanlış yatırımlara aktarılan kaynaklar ve ödenekler OSB’lere ayrılmış olsaydı bölgemizde de ülkemizde de yeni iş sahaları ve istihdamlar yaratılabilirdi. Eğer bu sağlanamazsa bölgemiz ve ülke ekonomimiz -maalesef- kan kaybetmeye devam edecektir. Yazılarımızda devamlı olarak Karadeniz Bölgesi’nin potansiyelini kullanamadığını gündemde tutuyoruz. Oysa karma ekonomiye sahip olma avantajımız da var. Bu durumda il önderlerinin önceliği ekonomik kalkınma iş, aş, üretim ve istihdam olmalı. Bunun için iller bazında yeni bir ekonomik kalkınma seferberliğine ihtiyaç vardır. İş insanlarıyla daha fazla içli dışlı olacak vali ve belediye başkanları kent dinamiklerini pekâlâ ayağa kaldırabilir.

Fındık Sohbetleri

Sektörde geçen yıl çok özel bir dönemdi. İç fındık ihracatımız 343 bin tona ulaştı. Eski rekor 2012 yılında 300 bin ton olarak kırılmıştı. Aslında biliyoruz ki yakın gelecekte 500 bin ton iç fındık ihracatı hayal değil. Bunun için fındıkta verimi ve kaliteyi artırmalı maliyetleri düşürmeli yanı sıra endüstriyel tarıma geçmeliyiz. Elbette ki 500 bin iç fındık ihracatı için 1 milyon kilo fındık üretimine ihtiyaç var. Önümüzde bizi bekleyen küresel ısınma ve iklim değişikliği tehlikesi var. Görüyoruz ki borsa tescil rakamları geçen yıl bu zamanla karşılaştırdığımızda 140 bin ton daha az fındık tescil edilmiş durumda. Bunu fındık ihracat rakamlarından da okuyabiliyoruz. Artık fındıkta günü ve seneyi kurtarma politikaları yerine geleceği kurtaracak çözümlerle ülkemizin kazanımlarını ve gücünü korumalıyız. Yani her alanda istikrarı inşa etmeliyiz. Fındıkta 2021 sezonu öncesi yine belli bir kesim “fındık yandı - dondu” demeye, afetlerden medet ummaya başladı. Diğer kesim de bunun tam tersini konuşmaya devam ediyor. Bana kalırsa her ikisi de piyasalara yönelik spekülatif yaklaşımlar. Doğrusu Temmuz ayında yapılacak bilimsel ölçümlerle rekolte çalışmalarının sonucunu görmektir. Fındıkta afet olsa da olmasa da, üreticiler TARSİM sigortaları yaptırmalı ve bunu kalıcı bir alışkanlık haline getirilmeli.

Hububat Sektöründe Neler Oluyor?

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tüm tarım ürünlerinde olduğu gibi hububat sektöründeki paydaşlarla düzenli toplantılar yaparak sıkıntı çıkmasını engelliyor. Kurumun tepesinde başarılı bir genel müdür var. TMO Genel Müdürü Ahmet Gürdal sık sık paydaşlarla toplantı yapıyor ve düşüncelerini biz basın mensupları aracılığı ile kamuoyuna yansıtıyor. Üreticiye de sanayiciye de büyük değer veriyor. Yani ortada güzel bir uyum var. Burada Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu Başkanı olan Eren Günhan Ulusoy’dan da bahsetmeden geçmeyeyim. Babadan gelme başarılı bir sanayici olan Ulusoy’un ne dediğini de son zamandaki gelişimlerle ilgili hatırlayalım. Salgın sonrası dönemde birçok ülkenin kendi stoklarını güçlendirme yönünde bir hareketlilik yaşandığını belirten Ulusoy, Pakistan'ın normal süreçte hiç ithalat yapmayan bir ülkeyken günümüzde üst üste ihalelerle buğday aldığı örneğini verdi. Çin’in kendi stoklarını güçlendirmek için 7 milyon ton ithalat yapacağı öngörülüyor. Mısır ve Suudi Arabistan zaten her yıl olduğu gibi güçlü alımlara devam ediyorlar. Bu yüksek alımlar, fiyatların yükselmesine sebebiyet veriyor. Çin özelinde baktığımızda dönem sonunda 163 milyon ton stokla kapatması bekleniyor ki bu da dünya stokunun yarısı anlamına geliyor. Diğer yandan ülkemiz ve dünya için gıda güvenliğinin ne denli önemli olduğunu virüs gerçeği ile çok net gördük ve anladık. Pandemi sonrası bütün ülkeler gıda güvenliğinde buğdayı çok önemli ve stratejik bir noktaya koydular. Tedarikte aksama olmaması için stoklarını yüksek tutuyorlar. Buradan yine Türkiye’ye dönecek olursak bizde de benzer bir durum söz konusu. Gıda güvenliği ülkemiz için de çok önemli. TMO’nun paydaşlarla uyum içinde olmasıyla ülkemiz adına güzel sonuçların alınacağını düşünüyorum.

Haftanın Sözü

Kaynayan su patatesi yumuşatırken yumurtayı sertleştirir. Yani asıl mesele koşullar değil ne olduğumuzdur.

 

Bu Haberlerede Göz Attınızmı ?