Kapat

Fındığı Boş Bırakmadık…

Bütün Yazıları Okumak İçin Tıklayın
 Fındığı Boş Bırakmadık…

Sanırım; “Ne oldu Murat Taşkın’a? Fındığı yazmadığı gün yoktu! Ama nerede ise iki aydır doğru dürüst tek kelime etmiyor” diye düşünenleriniz çoktur. Haklısınız! Biraz pandemi, biraz bizdeki yorgunluk, biraz da, “Bir müddet yazmayıp, gezelim, gözlemleyelim

Murat TAŞKIN

Sanırım; “Ne oldu Murat Taşkın’a? Fındığı yazmadığı gün yoktu! Ama nerede ise iki aydır doğru dürüst tek kelime etmiyor” diye düşünenleriniz çoktur. Haklısınız! Biraz pandemi, biraz bizdeki yorgunluk, biraz da, “Bir müddet yazmayıp, gezelim, gözlemleyelim” diyerek bağı bahçeyi dolaşmamız. Yani gerçekleri yerinde yurdunda, dahası bahçesinde dalında görerek kalem oynatma isteğimiz. Öyle ya; “İşimi, kulağımın duyduğunun hiçbirine inanmayıp, gözümün bile gördüğünün yarısına inanarak yaparım” diyoruz yaa! İşte gerçekleri gözümüzle gördüğümüzü bile araştırıp, inceleyip, irdelemeyi bundan dolayı tercih ediyoruz. Yaptığımız, yapmaya çalıştığımız, “Fındığı üretimden tüketimine kadar bir bütün kabul ederek hareket etmek, yazıp çizmektir.” Türkçesi, işimizi mesleğimizin ustalarından gazeteci-yazar rahmetli Nezih Demirkent’in dediği gibi; “Kamuoyu oluşturmak için değil, oluşan kamuoyunu aktarmak için” yapmaktır. Öyle de yapacağız. Kim ne demiş, ne yapmış? Onları 2-3 hafta irdeleyerek sizlerle paylaşacağız.

KENDİNE HELÂL, BAŞKASINA HARAM…
Gerçi bu ülkede hemen hemen her alanda, “kendine helâl saydığını başkasına haram kılma” tercihi yok değil, hatta çok… Tıpkı fındıkta da olduğu gibi! İhracatçılar Birliği Başkanı Edip Sevinç’in bahçeleri de kaplayan kar yağışı ile ilgili yaptığı açıklamaya öylesine tepki koyanlar vardı ki… Bunların geçmişten bugüne kadar olan sürece bakıldığında meteoroloji uzmanı gibi bırakın sadece kar yağışını, güneş çıktığı, rüzgâr estiği, don dallara asıldığında bile demeç üzerine demeç patlattıkları galiba unutuluyor. Eeee, bu da normal! Bu memlekette dün söylediğini bugün bırakın unutmayı, tam tersini bile söylemeyi alışkanlık haline getirmiş ekabir takımı o kadar çok ki!

TMO, 25 TL YAPSIN DA!
Bu yıl fındık için fiyat açıklayan ama pek alım yapamayan TMO’nun, Nisan’a kadar kampanyayı uzatmasını yeterli bulmayanlar, bir de “Fiyatı kilo başına 25 TL olarak acilen revize etsin” diye açıklamaları yok mu! Üreticide “yok” denebilecek kadar az fındığın kaldığı bir dönemde, fiyatın 25 TL’ye çıkarılması daha önce de sorduğumuz gibi, kime yarar? Ya da yarayacak? Köylünün çuvalındakine mi? Yoksa bir kısım tüccarın deposundakine mi? Hele hele geçen yıl TMO’dan son olarak kilosu 24 TL’den aldıkları fındıkların önemli bir kısmını daha düşük fiyattan satmak zorunda kalanlar yerine, stokladığı fındık için devletten fiyat yükseltme desteği bekleyen birkaç kişi mi? Böyle bir düzenleme köylünün çuvalına yansımayacağını göre…

TEK DIŞ ALICIDAN KURTULMA DİYEN Mİ VAR!

Bir oda başkanı da, “Tek dış alıcıdan kurtulmamız lazım” diye demeç veriyor! Ne denir? Kurtul kardeşim! Sana kurtulma, böylesine önemli alıcılar vücuda getirme diyen mi var? Gel sen de bir işletme kur! Fındık alıp ihraç ederek, Türk fındığının satışına katkıda bulun! Ama bu işler, şimdilik adeta Türk fındığının varlık sebebi olan birileri için masa başına oturup, oradan ahkâm kesme ile olmuyor, olmaz! Bu neye benziyor bilir misiniz? Ünlü Fransız Mareşalı Napolyon, kaybettiği bir savaştan sonra baştakiler tarafından hesaba çekiliyordu. Milli Savunma Bakanı haritanın yanına gidip, parmağı ile de işaretleyerek, “Ben olsam, böyle yapar, burayı alır, şuraya kondururdum” dediğinde Napolyon ayağa fırlayarak, “Öyle parmak hesabıyla bu işler olsa idi, ben dünyayı alırdım” demiş.

 

Bu Haberlerede Göz Attınızmı ?