Kapat

LORENZO’NUN YAĞI TÜRKİYE’NİN ÇIKIŞ NOKTASIDIR.

Bütün Yazıları Okumak İçin Tıklayın
 LORENZO’NUN YAĞI TÜRKİYE’NİN ÇIKIŞ NOKTASIDIR.

Lorenzo’nun Yağı,1992 yapımı dram filmi olup, George Miller tarafından yönetilmiştir. Yaşanmış bir öyküden alınan film; Augusto Odone ve Michaela Odone adlı anne babanın, 7 yaşına kadar sorunsuz büyüyen amansız bir hastalık olan ALD'ye yakalanan oğulları

Selçuk Şağban

Ne zaman bu filmi izlesem veya aklıma gelse; olmuş ve ölmüş hariç her şeyin çözümünün olduğunu hatırlar, yoluma devam ederim. Bir de direkt aklıma *Lorenz eğrisi” gelir tabi otomatik olarak “gini katsayısı”, sonra memleketimi düşünür uzaklara dalarım; açarım eskileri okurum; tablolara bakarım; bu kez de aynısı olunca yazıya dökmeye karar verdim.

Lorenz Eğrisi, ekonomide, çoğunlukla olasılık gelir dağılımının birikimli dağılım fonksiyonunu ifade eden bir grafiktir. Bu grafiğin her iki ekseninde de yüzde değer bulunur. 1905 yılında Max Otto Lorenz tarafından gelir dağılımının ifade edilmesi amacıyla geliştirilmiştir.

Gini katsayısı; gelir dağılımı eşitsizliği ölçütüdür ve bir ülkedeki milli gelirin dağılımın eşit olarak dağılıp dağılmadığını ölçer. Gini katsayısı 0 ile 1 arasında değer alır; sıfır, tam gelir eşitliğini (herkes aynı gelire sahip), 1 ise tam eşitsizliği (bir kişi bütün geliri alıyor, diğer bütün nüfus gelirden pay almıyor) gösterir. Genellikle, Gini katsayısının 0,5 veya daha fazla olması gelir dağılımında önemli derecede eşitsizliği; 0.4 ile 0.5 arasında olması orta derecede eşitsizliği, 0,4’den az olması ise eşitsizliğin az olduğunu ifade eder.

2015 yılı Türkiye’nin Gini katsayısı 0.39 olarak ölçülürken; 2016 yılında 0.401; 2017 yılında 0,405 olarak ölçülmüştür. 2018 yılında bu oran 0.41 olup; 2019 yılında 0,43’ ve 2020 yılında 0,45’tir. İstanbul’da bu oran 0.46 civarında olup, pandemi sonrasında 0.50’yi geçmesi öngörülmektedir.

Türkiye’de en zengin %20’si toplam gelirden %47.4 pay alırken; en yoksul %20 ise sadece %6.3 pay alabilmektedir. Pandemi sonrasında en zengin %20’nin toplam gelirden aldığı payın toplam gelirin %50’sini geçeceği, en yoksul %20’nin aldığı payın %5’in altına düşeceği beklenmektedir.

Bu tarz yazılar her yerde olabilir ben bugün farklı bir noktaya değineceğim. Bu yazıları değerli hocalarım, üstadlar yıllardır yazıyorlar, tespitlerini yapıyorlar, eleştirilerini yapıyorlar ama çözüm noktasında tıkanıyorlar.

Çözüm Lorenzo’nun yağı; Lorenzo’nun yağı sistemdir, hükümettir, annedir, babadır bağrında yaşadığımız güzel yuvadır. Muktedir sahipleri, herkes ile  kendi çocukları gibi oturup sabırla inceleyecekler, kandaki yağ asitlerini söküp atacaklar; kanımızı temizleyecekler; bizi arındıracaklar; 10 sene önce nüfusun yüzde 20 sini oluşturan şuan yüzde 10'a düşen orta gelir sınıfını ayağa kaldıracaklar; önce buradaki yüzde 20 milli gelirden hak ettiği payı alacak çünkü hayatını mesai ile harcayan, bitmişlik sendromu yaşayan, istikametini kaybeden, alım gücü gün geçtikçe düşen beyaz yakalılar (yeni dönemde altın yakalılar gelecek ve beyaz yakalılar mavi yakalı olacak) onlar bu ülkenin omurgasıdır. Dik durmamız gerekiyor; önce yürüyüp sonra koşabilmek için…

Gayri safi milli hasılanın fazla olması refah anlamına gelmez, adil gelir dağılımı olmadıktan sonra; Sabahattin Ali’nin 80 yıl önce dediği gibi;

 “Biz istiyoruz ki, bu memlekette yapılan iş, üç beş kişinin çıkarına değil, bu toprakları dolduran milyonların yararına olsun”

Gerçekten evlatları ile ilgilenen bir sistem; onları uzun yıllar refah içinde ayakta tutacak güce sahiptir.

Sağlıklı günler dilerim.

Selçuk Şağban

GerS Consulting Kurucu Ortağı

Bu Haberlerede Göz Attınızmı ?