Kapat

Cam tavan sendromu

Bütün Yazıları Okumak İçin Tıklayın
 Cam tavan sendromu

Taşkın KILIÇ

Bilim insanları, pirelerin farklı yükseklikte zıplayabildiklerini görürler. Birkaçını toplayıp 30 cm yüksekliğindeki bir cam fanusun içine koyarlar. Metal zemin ısıtılır. Sıcaktan rahatsız olan pireler zıplayarak kaçmaya çalışırlar, fakat başlarını tavandaki cama çarparak geri düşerler. Zemin de sıcak olduğu için tekrar zıplarlar, tekrar başlarını cama vurup düşerler. Pireler, camın ne olduğunu bilmediklerinden, kendilerini neyin engellediğini anlamakta zorluk çekerler. Defalarca kafalarını cama vurup düşen pireler, sonunda 30 santimden fazla zıpla(ya)mamayı öğrenirler. Artık hepsinin 30 cm zıpladığı görülünce deneyin ikinci aşamasına geçilir ve tavandaki cam kaldırılır. Zemin tekrar ısıtılır. Tüm pireler eşit yükseklikte, 30 cm zıplarlar! Üzerlerinde cam engeli yoktur, daha yükseğe zıplama imkânları vardır ama bunu akıllarına bile getiremezler. Kafalarını cama vura vura öğrendikleri bu sınırlayıcı 'hayat dersi' onlara tutsak kalmayı öğretir. Üstelik kaçma olanakları olmasına rağmen kaçamazlar. Çünkü engel artık zihinlerindedir. Onları sınırlayan dış engel (cam) kalkmıştır ama kafalarındaki iç engel varlığını sürdürmektedir. Bu deney canlıların neyi başaramayacaklarını nasıl öğrendiklerini göstermektedir. Fiziksel olarak var olmayan ancak zihinlerde inşa edilen engellere 'Cam Tavan Sendromu' denir.

Günümüzde, yaşamın pek çok alanında kadın ve erkekler beceri, güç, dayanıklılık ve kültürel normlar çerçevesinde yaşam rollerini paylaşarak sürdürmektedirler. Örneğin, askerlik gibi yüksek düzeyde dayanıklılık ve güç gerektiren işlerde erkekler, hemşirelik gibi bakım gerektiren işlerde ise kadın çalışanlar çoğunluktadır. Diğer taraftan iş hayatının alt kademelerinde her geçen gün kadın çalışan oranı artmasına rağmen bu sonuç tepe yönetim noktalarına yansımamaktadır. Bütün dünyadaki kadın yönetici oranı sadece %24, erkek yönetici oranı ise %76’dır. ILO’nun 2015 kadın raporuna göre; kadınların yönetici oranı erkeklerin yönetici oranından fazla olan sadece üç ülke mevcut (Jamaika, %59,3, Kolombiya, %53,1 ve Saint Lucia, %52,3). Kadın ve Erkek yönetici oranlarının birbirine yakın olduğu ülkeler ise Norveç, İsveç ve Danimarka’dır. Türkiye’de de durum dünya ölçeğine benzer şekildedir. Türkiye’de kadın yöneticilerin, toplam yöneticilere oranı kamu sektöründe %10,2, özel sektörde ise %12,2’dir (ILO Global Report 2015). Fortune 500 listesinde (Dünya’da en yüksek ciroya sahip ilk 500 şirket) yer alan işletmelerin yalnızca %4,8’i kadınlar tarafından yönetilmektedir (Fortune.com).

İş hayatının yönetim kademelerinde kadınların erkeklere nazaran arka planda kalması, “Cam Tavan” kavramı ile isimlendirilmiştir. Amerikan Federal Cam Tavan Komisyonu, bu kavramı; görünmez ve ulaşılmaz (tanımlanamayan) bazı etkenlerin kadınlar ve azınlıkların yeteneklerini kullanmasını etkileyerek, onların yöneticilik gibi üst basamaklara çıkmasına engel olan bir unsur olarak tanımlamıştır (Federal Glass Ceiling Commission 1995). Cam tavan deneyinde olduğu gibi, kadınların zihinlerinde yapay ve görünmez engeller vardır. Bunlar kolay aşılamaz. Diğer taraftan Türkiye’deki bir kadın için engel cam olurken, Afganistan’daki bir kadın için bu engel, beton kadar katıdır.

Son yıllarda yapılan araştırmalarda; Kadınların üst düzey yöneticilik pozisyonlarına çıkmasını engelleyen diğer faktörler ise şu şekilde sınıflandırılmaktadır (Kılıç veÇakıcı;2016).

1- Biyolojik ve Genetik Etkenler

2- Sosyal Psikolojik ve Kişisel Faktörler: Rol Model ve Mentor Eksikliği, Stereotipler, Öz-yeterlilik, Çoklu Rol Üstlenme

3- Kültür: Eril-Dişil vb.

 

Peki, Kadınlar Cam Tavanı Nasıl Aşabilirler?

Kadınlar öncelikle bu sendromun farkına vararak ve özgüvenlerini yükselterek, ayrıca birbirine engel değil destek olarak, (Kraliçe Arı Sendromunu) aşabilirler. Diğer etkenler çok zor değişse de, kadın erkek dayanışma içerisinde kol kola bu hayatı birlikte mutlu bir şekilde yaşayabiliriz.

Bu Haberlerede Göz Attınızmı ?