Kapat

Hepimiz aynı gemideyiz

Bütün Yazıları Okumak İçin Tıklayın
 Hepimiz aynı gemideyiz

İçinde bulunduğumuz pandemi süreci hayatımızı yeterince kısıtlarken bir taraftan da ekonomik sıkıntılarla boğuşuyoruz. Pandeminin getirdiği olağanüstü koşulların üzerine bir de aşırı yükselen piyasa koşulları eklenince zaten zor geçiren insanlar daha da b

Zafer ÇAMALTI

İçinde bulunduğumuz pandemi süreci hayatımızı yeterince kısıtlarken bir taraftan da ekonomik sıkıntılarla boğuşuyoruz. Pandeminin getirdiği olağanüstü koşulların üzerine bir de aşırı yükselen piyasa koşulları eklenince zaten zor geçiren insanlar daha da büyük sıkıntıların içine düşmeye başladı. Özellikle perakende temel tüketim ve gıda fiyatlarındaki yükselişler dikkat çekiyor. Bu yükselişte pandemiden ve üretim sıkıntılarından ziyade insanların aç gözlülüğü, fırsatçılığı asıl sebeptir. Üstelik bu zor koşullardan fayda/kar sağlamanın peşinde olan aç gözlüler aslında aynı çemberin içinde olduklarının da farkındalar…
 

Tarih boyunca birçok medeniyet kurulmuş ve yok olmuş. Anadolu tarihine baktığımızda bir şekilde adlarını duyduğumuz birçok kadim medeniyetin izleriyle doludur. Babil, Sümer, Akat, Asur, Hitit ve adı dahi duyulmayan onlarca medeniyet var olmuşlar ve zamanın ardında kaybolup adeta yok olmuşlardır. Bu büyük yok oluşlardan ise geriye çoğunlukla teknolojileri çözülememiş taşlardan başka bir bilgi kalmamıştır. Eski bir kale, ibadethane, anıt mezarlar, antik şehir kalıntıları gibi. Bu kalıntılara baktığımızda çok büyük ve üstün medeniyetlerin bile zamanın gerisinde yok olup kayboluşlarını görüyor ve hayret ediyoruz. Peki, bu medeniyetleri yok edip, tarihin karanlık sırlarına karıştıran ne olabilir ki? 15 bin yıl sonraya eser bırakabilen bir medeniyetten nasıl karanlık bir çağa girilip, sonrasında yeni medeniyetler çıkabilir?

Bu medeniyetlerin yok oluşlarındaki en büyük etkenleri; büyük savaşlar ve iktidar kavgaları, doğal afetler, SALGINLAR ve HASTALIKLAR olarak sıralayabiliriz. Ama her yok oluşun ve karanlığın arkasından insanlık yeniden ve büyük medeniyetler kurarak dünya üzerindeki hakimiyetini sürdürmeyi başarmıştır.”

Sosyal hayatta birçok olumsuz etkisini yaşadığımız süreç zorlu geçiyor. Ama asıl zorluk ve en büyük etkisi ekonomik anlamda yaşanıyor. Her türlü kısıtlamanın devreye alınması ve insanların karantina koşullarında evde kalmaları istenmesi bir zorunluluk. Ancak günümüz dünyasında insanların hayatlarını sürdürebilmelerinin en önemli koşulu da ekonomidir. Yani insanların çalışması, üretim yapması ve kazandığı parayla geçimini sürdürmesi gerekliliğidir. Kişisel birikimler, devlet katkısı ve yardımlaşma/dayanışma gibi unsurlarla bu zamana kadar idare edildi. Ama süreç uzadıkça bu unsurlar da yeterli gelmiyor. Üstüne koşulları daha da zorlaştıran piyasa fiyatlarının olağan dışı artışları hayatı kolaylaştırmıyor.

Sonuçta tüm insanlık aynı gemideyiz. Eğer gemi batarsa hep beraber batarız. Zorlu koşulları fırsat bilip vurun abalıya dersek ve insanlığı yok edersek yarın ekmeği bölüşüp paylaşacak kimseyi de bulamayız. Hala inanmak istemiyoruz. Günümüz dünyasının imkanlarına, bilimine ve teknolojisine çok güveniyoruz. Ama kazın ayağı öyle değil. Artık yakın çevremizdeki aile fertlerimiz, dostlarımız, arkadaşlarımız veya çok iyi tanıdığımız insanlar bu hastalığa kurban gidiyor. Tarihin en büyük medeniyetlerini bir anda yok eden salgınlar gibi eğer yeterince ciddiye almazsak günümüz medeniyeti de pekala son bulabilir. Yani iş ciddi! Hırslarımızı, fırsatçılığı ve durumdan fayda sağlamayı bir tarafa bırakıp bu gemiyi yüzdürmeli ve en yakın limana ulaştırmalıyız. 

Kısıtlamaları fırsat bilerek, bir bardak çayı 10 liraya satarak geleceğinizi kurtaramaz, ancak kendinizi kandırırsınız. O çayı kimse içmez. Ancak o çayı bir liraya satarsanız herkes içer ve siz de para kazanırsınız.

 

Bu Haberlerede Göz Attınızmı ?