23.10.2026

Fındıkta geleceği kurtarmak için üreticiyi korumalıyız

Türkiye, dünya fındık üretiminde lider ülkelerden biri. Ancak asıl mesele yalnızca fındık üretmek değil; üreticiyi korumak, verimliliği artırmak, ihracatta rekabet gücünü sürdürmek ve fındıktan daha fazla katma değer elde etmektir.

Ulusal Fındık Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Cem Şenocak’ın Bloomberg HT’de, İrfan Donat’ın sunduğu Tarım Analiz programında yaptığı açıklamalar, sektörün geleceği açısından önemli mesajlar içeriyor. Özellikle eğimli arazilerde üretim yapan çiftçilere dekar başına en az 100 dolar destek verilmesi yönündeki çağrısı, fındıkta destekleme politikalarının yeniden ele alınması gerektiğini gösteriyor.

Üreticiyi korumadan fındığın geleceğini koruyamayız

Doğu Karadeniz’de fındık üretimi, yalnızca ekonomik bir faaliyet değil; bölgenin sosyal yaşamını, istihdamını ve kırsal kalkınmasını ayakta tutan temel unsurlardan biridir. Ancak eğimli araziler, küçük ve parçalı bahçeler, artan işçilik maliyetleri ve yaşlanan fındık ocakları üreticinin yükünü her geçen gün ağırlaştırıyor.

Türkiye’de yaklaşık 750 bin hektar fındık dikili alanın 500 bin hektarının eğimli arazilerden oluştuğunu belirten Cem Şenocak’ın değerlendirmesi, sorunun boyutunu ortaya koyuyor.

Düz arazilerde üretim yapan çiftçiyle yüksek maliyetlerle ve daha fazla emek harcayarak üretim yapan çiftçiyi aynı ölçütlerle değerlendirmek adil bir yaklaşım olmayacaktır. Bu nedenle destekleme politikaları, bölgesel koşulları ve üreticinin gerçek ihtiyaçlarını dikkate almalıdır.

Şenocak’ın önerdiği, eğimli arazilerde üretim yapan çiftçilere dekar başına en az 100 dolar destek verilmesi, bu açıdan üzerinde önemle durulması gereken bir modeldir.

Ancak destek yalnızca arazi büyüklüğüne göre değil; bahçe bakımını yapan, verimliliği ve kaliteyi artıran, iyi tarım uygulamalarını benimseyen üreticileri teşvik edecek kriterlerle de şekillendirilmelidir. Çünkü amaç yalnızca üreticiyi ayakta tutmak değil, daha kaliteli ve verimli üretimin önünü açmak olmalıdır.

Fındıkta fiyat kadar sürdürülebilirlik de önemli

Fındık piyasası bize bir gerçeği tekrar tekrar gösteriyor: Arz ve talep dengesi, fiyatlar üzerinde belirleyici bir rol oynuyor.

Zirai don nedeniyle üretimin azaldığı dönemlerde yükselen fiyatlar, ihracat miktarını olumsuz etkileyebiliyor. Arzın arttığı dönemlerde ise fiyatlar gerileyebiliyor. Dolayısıyla sektörün başarısını yalnızca yüksek fiyatlarla ölçmek doğru değil.

Cem Şenocak’ın programda paylaştığı verilere göre Türkiye, 2025-2026 sezonunda 197 bin ton fındık ihracatı karşılığında 2 milyar 526 milyon dolar gelir elde etti. 2019-2020 sezonunda ise 343 bin ton ihracatla 2 milyar 312 milyon dolar gelir sağlanmıştı.

Bu tablo, miktar ve gelir arasındaki ilişkinin tek başına değerlendirilmemesi gerektiğini ortaya koyuyor. Türkiye’nin hedefi; üreticinin emeğinin karşılığını aldığı, sanayicinin öngörülebilir koşullarda çalıştığı ve ihracatçının dünya pazarlarında rekabet edebildiği sürdürülebilir bir denge kurmak olmalıdır.

Kokarca, iklim ve verimlilik aynı gündemin parçası

Zirai don, düzensiz yağışlar, kuraklık ve kahverengi kokarca, fındık üretiminin geleceğini tehdit eden başlıca sorunlar arasında yer alıyor. Bu sorunlarla mücadele, yalnızca üreticinin bireysel çabalarına bırakılamaz. Kamu kurumları, bilim insanları, üretici örgütleri ve sektör temsilcileri ortak bir strateji geliştirmelidir.

Bunun yanında budama, doğru bahçe bakımı, yaşlanan ocakların yenilenmesi ve iyi tarım uygulamaları yaygınlaştırılmalıdır. Destekleme sistemi de verimliliği ve kaliteyi artıran üreticiyi ödüllendirmelidir.

Asıl hedef, fındıktan daha fazla katma değer elde etmek

Türkiye’nin fındık sektöründe önemli bir sanayi altyapısı bulunuyor. Ancak üretimdeki liderliğimizi ekonomik güce dönüştürmek için ham madde ihracatının ötesine geçmeliyiz.

Çikolata, bisküvi, fındık kreması ve benzeri ürünlerde yerli markalarımızı güçlendirmek; Ar-Ge, markalaşma ve uluslararası tanıtım faaliyetlerine daha fazla önem vermek zorundayız. Fındığı yalnızca üreten değil, işleyen, markalaştıran ve dünya pazarlarında tüketiciye ulaştıran bir ülke olmalıyız.

Çünkü katma değerli üretim, Türkiye'nin fındıktan elde ettiği geliri artırabilecek ve sektörün uluslararası rekabet gücünü güçlendirebilecek önemli bir fırsattır.

Son söz: Fındığın geleceği ortak akılla şekillenmeli

Fındık, Karadeniz için yalnızca bir tarım ürünü değil; binlerce ailenin geçim kaynağı, bölgesel ekonominin temel direği ve Türkiye’nin önemli ihracat değerlerinden biridir.

Ulusal Fındık Konseyi Başkanı Cem Şenocak’ın eğimli araziler için dekar başına en az 100 dolar destek çağrısı, üreticinin korunması konusunda önemli bir tartışma başlatıyor. Bu çağrı, verimlilik, kalite, iklim riskleriyle mücadele ve katma değerli üretim hedefleriyle birlikte değerlendirilmelidir.

Unutmamalıyız ki üreticiyi korumadan üretimi, üretimi korumadan da sektörün geleceğini koruyamayız.

Türkiye’nin fındıktaki liderliğini kalıcı bir ekonomik başarıya dönüştürmek için üreticiden sanayiciye, ihracatçıdan kamuya kadar bütün paydaşların ortak akılla hareket etmesi gerekiyor. Fındığın anavatanında üreticinin emeğinin karşılık bulduğu, bahçelerin verimli kaldığı ve ülkemizin dünya pazarlarında daha fazla katma değer elde ettiği bir gelecek artık bir tercih değil, zorunluluktur.

 

HAFTANIN SÖZÜ

“Başarı, doğru zamanda doğru adımı atanların değil; her gün kararlılıkla ilerleyenlerin eseridir.”

Karadeniz'in İlk ve Tek Ekonomi Portalı

Okumak İçin Resimlere Tıklayınız.
Kapat
× Anasayfa Abone ol Tüm haberler Ekonomi Bölgesel Şirketler Gündem Belediye Sektörler Politika e-Dergi e-Gazete Web TV Künye Karadeniz sohbetleri Yazarlar