24.07.2026
Yüksek finansman maliyetleri üretimin önündeki en büyük engel haline geldi.
İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) açıkladığı Türkiye'nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025 araştırması, Türk sanayisinin içinde bulunduğu zorlu tabloyu bir kez daha gözler önüne serdi. Veriler, üretimin devam ettiğini ancak sanayicinin kazancının önemli bölümünü finansman maliyetlerine ayırmak zorunda kaldığını ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, İSO İkinci 500 şirketlerinde finansman giderlerinin faaliyet kârına oranı yüzde 86,7'ye ulaşırken, sanayicinin kazandığı her 100 liranın yaklaşık 87 lirası faiz ve finansman giderlerine gitti.
Bu tablo yalnızca şirket bilançolarını değil, Türkiye'nin üretim gücünü, yatırım iştahını ve ihracat potansiyelini de doğrudan etkiliyor.
Karadeniz Bölgesi'nde faaliyet gösteren sanayi kuruluşları da benzer baskıları hissediyor. Özellikle fındık, gıda, orman ürünleri, makine ve yapı malzemeleri sektörlerinde faaliyet gösteren işletmeler; yüksek kredi faizleri, artan işletme sermayesi ihtiyacı ve finansmana erişimde yaşanan güçlükler nedeniyle yeni yatırım kararlarını ertelemek zorunda kalıyor.
İSO verileri, üretimden satışların nominal olarak artsa da enflasyondan arındırıldığında büyümenin neredeyse durma noktasına geldiğini gösteriyor. İhracatta da orta ölçekli sanayi kuruluşlarının performansı gerileyerek rekabet gücündeki zayıflamaya işaret ediyor.
Sanayi sektörünün sürdürülebilir büyümesi için yalnızca üretim yapmak yeterli değil. Üreticinin uygun maliyetli finansmana erişebilmesi, yatırım yapabilmesi ve ihracatta rekabet gücünü koruyabilmesi gerekiyor. Aksi halde işletmeler üretmeye devam etse bile elde edilen katma değer, finansman giderleri nedeniyle işletmelerde kalmayacak.
Özellikle Karadeniz gibi üretim ve ihracat odaklı bölgelerde sanayicinin desteklenmesi; uygun finansman modelleri, yatırım teşvikleri ve ihracatı güçlendirecek politikalarla mümkün olabilir. Çünkü güçlü sanayi; güçlü istihdam, güçlü ihracat ve güçlü bölgesel kalkınma anlamına geliyor.
Bugün verilmesi gereken en önemli mesaj nettir: Sanayicinin kazancı faiz giderlerine değil, yeni yatırımlara, teknolojiye, üretime ve istihdama dönüşmelidir. Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesi için üretimin üzerindeki finansman yükünün hafifletilmesi artık bir tercih değil, stratejik bir zorunluluktur.
HAFTANIN SÖZÜ
"Başarı, doğru kararlar vermekten değil; doğru kararları zamanında uygulamaktan geçer."


