16.04.2026
Mehmet Akif Ersoy’un, sesin birinden girip öbüründen çıktığı kulağa değil de, akla sirayet etmesini hatırlatan bilinen uyarısı ile başlamakta yarar var!
Nedeni de, bizim paylaştıklarımızda art niyet arayanları, Mehmet Akif ile tamamen susturmak için!
Ne demiş ünlü Hak adamı, şair, düşünen ve iyi anlatan insan:
“Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar,
Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?”
*
Mehmet Akif’e sırtımızı değil, aklımızı dayadıktan sonra gelelim “iki kelamımızın biri olan” fındığı döktüğümüz satırlara…
Dökerken de, “Geçmişten günümüze” diyerek bugün gelinen durum ile ilgili 20-25 yıl öncesinde yapılan uyarıları hatırlatıp, bugün bunlardan ders çıkarmayanların sebep olduğu akıbete...
*
Fiskobirlik’de Yönetim Kurulu Başkanlığı yapmış olan Hüseyin Durusu ile başlayıp, fındığın üretimde ordinaryüsü Mustafa Şahin ve Trabzon Ticaret Borsası’nda Meclis Başkanlığı da yapmış Mehmet Cirav’ın çeyrek asır öncesinde yaptıkları uyarılar ile devam edelim.
*
Hüseyin Durusu; “Fındığın Geleceği Tehlikede.”
1926’da kurulan ve bu yıl bir asrını, yani 100’üncü kuruluş yılını kutlayacak olan Trabzon Ticaret Borsası’nın tarihini kitaplaştırmaya çalışırken, belgelerin, kitapların, dergilerin arasında gezinip duruyorum.
Çoğunluğu da bir asırlık belgelerle fındığı içeriyor.
İşte bu gezinti sırasında Aralık 2001’de ki Borsa Dergisi’nde, “Fındığın geleceği tehlikede” başlığına denk gelince, içeriğine takılıp kaldım.
Nasıl takılmayayım ki!
Fiskobirlik’in o dönemdeki Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Durusu’nun çeyrek asır öncesinden dikkat çektiği, ama bugün bazılarının halâ göremediği bir tehlikeyi içeriyordu.
İşte “Anlayana sivrisinek saz. Anlamayana bunlar bile az” babından Hüseyin Durusu’nun, “Fındık bizimdir. Kimse bizden alamaz” diyerek, hala yan gelip yatmaktan ve de sadece fiyattan söz etmekten başka bir şey yapmayanlara yönelik uyarılarından birkaç cümle:
“Türkiye fındık alanlarını daraltmak isterken, dünya sürekli genişletiyor. Bu genişleme Türk fındığı açısından oldukça tehlikeli bir gelişmedir. Bu tehlike karşısında fındık tarımını yeniden planlayan politikalar oluşturulması gerekmektedir.”
*
Mustafa Şahin; “Ayrışma zamanı gelmiştir.”
Söz konusu, bahçedeki fındık olduğunda Nam-ı Değer, “Fındık Uzmanı” Mustafa Şahin, “anlayana sivri sinek saz” diyerek çeyrek asır önce dile getirmişti.
ZO temsilcilerinin, “Bu yıl rekolte düşük”” dediği yerde ve yıllarda, dönümde ortalamanın 4-5 katı bile fındık üreten, ürettiren Giresun-Keşaplı Mustafa Şahin’den…
25 yıl önce satırlara dökerken, aracıları-tefecileri kenara koyup, iş yapma yerine lâf üretmeyi de maharet sayanlara gönderme yaptığı, ama yine fazla yol alınamayan çağrısından, “Fındığın Başını Döndürenler” başlıklı makalesinden son paragraf:
“Gün gelecek, üreten ile ihraç eden emekçiler, aynı amaç uğruna, aynı masa etrafında güç birliği yapacaklar. Artık üretenler ile üretenlerin sırtından geçinenlerin ayrışma zamanı gelmiştir.”
*
Mehmet Cirav: Şimdiden önlem almalıyız.
Atadan, babadan bir asra yakın bir zaman dilimini “fındıkla yatıp, fındıkla kalkarak geçiren” üretici, sanayici ve ihracatçı Mehmet Cirav, geçmişten bugünü iyi tahmin edip, ifade ettiği için, “Niye hala hata yapılıyor?” sorusuna cevap ararken, sıkıntılı bir hâl içine giriyor.
Nasıl girmesin ki?
Trabzon Ticaret Borsası Meclis Başkanı olduğu dönemde, Kasım 2001’de “Söz uçar yazı kalır” diyerek şu söylemini kayıt altına almışız:
“Uygulanan popülist politikalar fındığın bugün geldiği olumsuz noktanın hazırlayıcısı oldu. Oysa bizim piyasadaki hakimiyetimiz diğer fındık üreten ülkeleri korkutuyordu. Ama bu politikalarla hep böyle gitmez, gitmeyecek. Bir örnek vermek gerekirse, ABD bademde öyle politikalar uyguladı ki şaşırırsınız. İspanya bir dönem badem üretimine soyundu. ABD fiyatta damping yaparak İspanya’nın üretimini durdurdu. Aynı olay yarın Türkiye’nin karşısına çıkarılmadan şimdiden önlem almalıyız. Rekabet ve başarı için bu şart.”
Evet! Mehmet Cirav’ın “Yarın” dediği, bugünler gelip kapıya dayanmış gibi gözüküyor mu? Olabilir.
ABD ve daha birçok ülke fındık üretimini arttırırken, maliyeti de düşürüyorlar mı? Aynen…
Peki, biz de olup biten ne?
Teşvik edici ve tedbir alıcı olması gereken devlet seyretmekte…
Üretenler ile onların adına kendilerine görev addetenler ise sadece tekelden ve fiyattan dem vurmakta!


