Karadeniz Somonunda 70 Milyon Dolarlık Katma Değer Fırsatı! Balık Atığından Yeni Sanayi Kolu
Karadeniz’de yılda yaklaşık 20-25 bin ton balık işleme atığının ileri teknolojiyle kolajen ve protein hidrolizatına dönüştürülmesi, bölge için yeni bir sanayi kolunun kapısını aralıyor.
info@karadenizekonomi.com / 31.08.2026
Karadeniz’in hızla büyüyen Türk somonu üretiminde şimdi hedef, balığı yalnızca bütün veya fileto olarak ihraç etmek değil, işleme sırasında ortaya çıkan yan ürünleri yüksek katma değerli biyoteknoloji ürünlerine dönüştürmek.
Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı’nın (DOKA) hazırladığı balık protein hidrolizatı ve kolajen fizibilite çalışması, balık derisi ve kafasının ileri işlenmesi halinde bölge ekonomisinde yüksek katma değer yaratılabileceğini ortaya koydu.DOKA Genel Sekreteri Kemal Akpınar, Karadeniz’de son beş yılda yıllık ortalama 30-50 bin ton Türk somonu işlendiğini, bu üretimden yaklaşık 20-25 bin ton atık çıktığını söyledi. Mevcut sistemde bu atıklardan yaklaşık 4 bin 500 ton balık unu ve 2 bin 200 ton balık yağı elde edilirken, ürünlerin toplam piyasa değeri yaklaşık 11 milyon dolar seviyesinde bulunuyor.
2 MİLYON DOLARLIK HAMMADDEDEN 65-80 MİLYON DOLARLIK DEĞER
Fizibilitenin en çarpıcı sonuçlarından biri aynı biyolojik hammaddenin farklı yöntemlerle işlenmesi halinde ortaya çıkan ekonomik değer farkı oldu.Akpınar, günde 10 ton atığın balık unu ve balık yağı üretiminde değerlendirilmesi halinde yaklaşık 2 milyon dolarlık ciro oluşturduğunu, aynı miktardaki balık derisi ve kafasının ayrıştırılarak kolajen ve insan kullanımına yönelik protein hidrolizatına dönüştürülmesi durumunda ise ürün kompozisyonuna bağlı olarak 65-80 milyon dolarlık ekonomik fayda oluşturulabileceğini söyledi.Akpınar, mevcut balık unu ve balık yağı üretiminin ortadan kaldırılmasının hedeflenmediğinin altını çizerek, asıl amacın balığın farklı parçalarını ekonomik değerinin en yüksek olduğu üretim alanlarına yönlendirmek olduğunu vurguladı.
100 DOLARLIK ATIK 3 BİN DOLARA ÇIKABİLİYOR
Katma değer farkı ton başına hesaplamalarda da dikkat çekiyor. DOKA’nın çalışmasına göre bir ton derisiz Karadeniz somonu atığının mevcut ekonomik değeri yaklaşık 100 dolar seviyesinde.Bir ton atığın yaklaşık 500 kilogramını oluşturan kafa bölümünün insan kullanımına yönelik protein hidrolizatı ve yan ürünlere dönüştürülmesi halinde ise yaklaşık 2 bin 900-3 bin dolarlık ekonomik değer oluşturulabileceği hesaplanıyor.Daha yüksek katma değer potansiyeli ise balık derisinden Tip 1 kolajen üretiminde ortaya çıkıyor. Ürünün gıda, kozmetik, dermokozmetik ve sağlık sektörlerinde kullanılabilmesi, yatırımın ekonomik değerini artıran başlıca unsur olarak gösteriliyor.
22 BİN TONLUK KAYNAK
Karadeniz’de 2025 yılında yaklaşık 50 bin ton Türk somonu işlendiğini belirten Akpınar, bunun sonucunda yaklaşık 22 bin ton işleme atığı ortaya çıktığını söyledi.Bu miktarın yaklaşık 3 bin 500-4 bin tonunu balık derisi oluşturuyor. DOKA’nın fizibilitesinde değerlendirilen günlük 5 ton kapasiteli bir tesisin yıllık deri ihtiyacının yaklaşık 1.500-1.600 ton olması, mevcut hammaddenin yatırım için yeterli olduğuna işaret ediyor.Akpınar, asıl sorunun hammadde yetersizliği değil, hammaddenin hangi ürüne ve hangi katma değer seviyesinde yönlendirileceği olduğunu vurguladı.
10-12 MİLYON DOLARLIK YATIRIM, 1 YILDA GERİ DÖNÜŞ POTANSİYELİ
Fizibilite kapsamında iki farklı yatırım modeli değerlendirildi. Günlük 10 ton balık derisi ve kafası işleyerek Tip 1 kolajen, protein hidrolizatı ve yan ürünler üretecek tesis için işletme sermayesi dahil yaklaşık 10-12 milyon dolarlık yatırım öngörülüyor. Günlük 5 ton kapasiteli tesisin yatırım maliyeti ise yaklaşık 8-9 milyon dolar olarak hesaplanıyor.Çalışmaya göre 10 ton kapasiteli tesisin işletmeye geçtikten yaklaşık bir yıl sonra, 5 tonluk tesisin ise yaklaşık iki yılda yatırımını geri ödeyebilecek finansal potansiyele sahip olduğu belirtiliyor.
TÜRKİYE’DE ENDÜSTRİYEL ÜRETİM YOK
Yatırımın stratejik önemini artıran başlıklardan biri de Türkiye’de endüstriyel ölçekte balıktan Tip 1 kolajen üretiminin bulunmaması.DOKA’nın fizibilitesinde günlük 5 ve 10 tonluk tesis modellerine göre yıllık 30-70 milyon dolar arasında gelir potansiyeli öngörülüyor. Günlük 10 ton kapasiteli bir tesis için yıllık cironun minimum 70 milyon dolar düzeyinde olabileceği hesaplanıyor.Akpınar, yatırımın ilk aşamasında yalnızca ihracata odaklanmak yerine Türkiye’nin ithalatla karşıladığı insan kullanımına yönelik kolajen ve protein hidrolizatı ihtiyacının yerli üretimle karşılanabileceğine dikkat çekti.Sertifikasyon ve kalite standartlarının tamamlanmasının ardından ürünlerin Avrupa, Körfez ve diğer uluslararası pazarlara açılabileceğini belirten Akpınar, yatırımın hem ithalatı ikame etme hem de yeni ihracat kapasitesi yaratma potansiyeli taşıdığını söyledi.
TRABZON, RİZE, ORDU VE GİRESUN TEK ZİNCİRDE BULUŞABİLİR
Yatırım için gerekli hammaddenin tek bir ilden karşılanması da gerekmiyor. DOKA’ya göre Trabzon, Rize, Ordu ve Giresun’daki balık işleme tesislerinden ortak bir tedarik zinciri oluşturulması teknik olarak mümkün.Ancak balık atığının hızlı bozulan biyolojik bir hammadde olması nedeniyle soğuk zincir, hijyen, standardizasyon ve düzenli tedarik altyapısının kurulması gerekiyor.DOKA, yatırımın büyük bir balık işleme tesisinin yanında veya mevcut tesislerle entegre bir sistem içerisinde konumlandırılmasının daha verimli olabileceğini değerlendiriyor.
KOZMETİK VE SAĞLIKTA YÜKSEK KATMA DEĞER
Üretilecek ürünlerin ekonomik değeri kullanım alanlarına göre de farklılaşıyor. Tip 1 kolajen; gıda takviyeleri, kozmetik, dermokozmetik ve sağlık sektörlerinde yüksek katma değerli bir ürün olarak öne çıkıyor.
Protein hidrolizatı ise sporcu beslenmesi, fonksiyonel gıda, yem, evcil hayvan maması ve kozmetik gibi daha geniş bir pazara hitap ediyor. DOKA’ya göre hidrolizat yüksek hacimli bir ürün olurken, Tip 1 kolajen daha yüksek marjlı üretim fırsatı sunuyor.
YATIRIMCI HENÜZ BELLİ DEĞİL
Fizibilitenin güçlü finansal sonuçlarına rağmen proje henüz yatırım aşamasına geçmiş değil. Akpınar, çalışma hazırlanırken kesinleşmiş bir yatırımcı bulunmadığını söyledi.Yatırım kararından önce hammadde tedarikinin sözleşmelerle güvence altına alınması, üretim teknolojisinin pilot çalışmalarla doğrulanması ve ürünün hangi pazara, hangi kalite standardı ve sertifikalarla satılacağının belirlenmesi gerekiyor.Akpınar, somut yatırıma geçiş için yatırımcı, balık işleme tesisleri, teknoloji sağlayıcıları, üniversite ve AR-GE altyapısı ile finansman ve teşvik mekanizmalarının aynı model etrafında buluşturulması gerektiğini belirtti.
“KARADENİZ’DE YENİ BİR SANAYİ KOLU KURULABİLİR”
Akpınar, projeyi yalnızca balık atıklarının değerlendirilmesi olarak görmediklerini belirterek, hedefin su ürünlerine dayalı biyoteknoloji ve ileri işleme sanayisi oluşturmak olduğunu söyledi.Balığın derisinden kolajen, proteininden bioaktif ürünler, yağından ise yüksek değerli bileşenler üretilebileceğine işaret eden Akpınar, şu değerlendirmeyi yaptı:“Hedefimiz Karadeniz somonunu yalnızca bütün veya fileto halinde ihraç eden bir bölge olmak değil; balığın derisinden kolajen, proteininden bioaktif ürün, yağından yüksek değerli bileşen üreten ve balığın her parçasından ekonomik değer yaratan bir üretim ekosistemine geçmek.”
DOKA’nın çalışması yatırıma dönüşürse, Karadeniz somonunda bugüne kadar daha düşük değerli ürünlerde kullanılan yan ürünlerin sağlık, kozmetik, gıda ve biyoteknoloji sektörlerine hammadde sağlayan yüksek katma değerli bir üretim zincirine taşınmasının önü açılacak.
Asel GÜRSOY
Çok Okunanlar
Fındık Fiyatları
Son Güncelleme : 2026-10-22 10:45
| Şehir | Levant |
|---|---|
| TMO | 250 TL |
| GİRESUN | 197,50 TL |
| ORDU | 180,00 TL |
| DÜZCE | 159,50 TL |


