Prof. Dr. Kara: Sanayici için zorlu koşullar 1-2 yıl daha devam edecek

Eski Merkez Bankası Başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara, şu anda mükemmel bir fırtına olduğuna işaret ederken, sanayiciler için zorlu koşulların kısa vadede değişmeyeceğine dikkat çekti. Kara, “Önümüzdeki 1-2 yıl boyunca bu koşullar böyle kalacak. Ona göre planlama yapmak gerek” dedi.

info@karadenizekonomi.com / 15.05.2026

Prof. Dr. Kara: Sanayici için zorlu koşullar 1-2 yıl daha devam edecek

İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) mayıs ayı meclis toplantısında EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ moderatörlüğünde düzenlenen panelde; İSO Danışmanı ve Quanta Danışmanlık Kurucu Ortağı Prof. Dr. İbrahim Turhan, Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Kara ve Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu gündeme ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.

Ekonomik görünümü değerlendiren eski Merkez Bankası Başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara, hem içeride hem de dışarıda sanayicilerin içinde bulunduğu durumun zor olduğunu söylerken, “25 senedir bu ülkeyi takip ediyorum ve dünyayı, bu kadar böyle farklı zor koşulların bir araya geldiği bir dönem hatırlamıyorum” dedi. Şu anda ‘mükemmel bir fırtına’ olduğuna işaret eden Kara, “Genelde deriz ki, ‘Bu seneyi bir atlatalım, seneye düzelecek.’ Ancak öyle bir dünyada yaşamıyoruz. Mükemmel bir fırtına var, ama aynı zamanda iklim değişikliği var. Yani dünya değişiyor ve bu bahsettiğim faktörlerden içerisinde mesela bir Çin rekabeti var. Çin gümbür gümbür her sektörde geliyor. O yüzden Türkiye’nin kendine bir stratejik bir plan yapması lazım. Biz hangi alanlarda göreli güçlü olabiliriz? Bunların uzun vadeli planlamasına ihtiyaç var gibi görünüyor bu dönemde” dedi.

Kur rejiminde geri adım yok

Mevcut kur rejiminden geri adım atılmayacağını tahmin ettiğini söyleyen Kara, “3 sene gibi uzun bir süre boyunca bu tarz bir politika yürüttüğünüz zaman bundan böyle yumuşak çıkış olmaz. Ya bu enflasyon düşecek ya da bir noktada bir düzeltme olacak. Ama mevcut ekonomi yönetiminin yaklaşımı bunu sürdürüp enflasyonu düşürmek yönünde. O yüzden önümüzdeki 1-2 yıl boyunca da bu koşullar böyle kalacak. Makro baktığım zaman şunu görüyorum; böyle bir program var, bu uygulanacak. Bunun birtakım maliyetleri var, o maliyetleri de giderecek önlemler alınmaya çalışılıyor. Bu dönem öyle kolay kolay da geçmeyecek. Şöyle düşünmeyelim; ‘Biraz daha sıkalım dişimizi, bu kur sıçrar, patlar, biz tekrar eski modele döneriz.’ Artık başka bir dünya var; ona göre hareket etmek lazım” ifadelerini kullandı.

 

Kısa vadede konjonktürün çok kolay olmadığını anlatan Kara, ancak orta ve uzun vadede karamsar olmadığını, “Körfez’deki savaşın tozu dağıldığında Türkiye’nin olumlu ayrışabileceğini” düşündüğünü dile getirdi.

Aslanoğlu: Kısa vadede cephane var

Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu da yaptığı değerlendirmelerde, mevcut ekonomi programını ve enflasyonla mücadele sürecini değerlendirirken uyarılarda bulundu. Programda içine sinmeyen iki temel noktayı parasal sıkılaşmanın yavaşlığı ve ‘bedel ödeme konusundaki isteksizlik’ olarak tanımlayan Aslanoğlu, sürecin uzamasının maliyetleri artırdığını vurguladı. Türkiye'nin geçmişte 2001 sonrası dönemde olduğu gibi hızlı sonuç alınan programlara alışkın olduğunu belirten Aslanoğlu, "Parasal sıkılaşma çok yavaş gerçekleştirildi. Biz ülke olarak 3-4 yıl süren programlara alışkın değiliz. Süreç uzadıkça sabırları zorlayan bir durum oluşuyor. Ayrıca enflasyon düşsün ama büyüme ve istihdam aksamasın isteniyor. Bu güveni tam kazanamadığınızda ekonomiyi yavaşlatmak zorundasınız ancak talep düşüşüyle şirket davranışlarının terbiye edildiği o dönemi tam yaşayamadık" dedi.

Sanayi 4 yıldır yerinde sayıyor

Dört yıldır sanayinin yerinde saydığını, ticaret ve hizmet sektörünün ise büyümeye devam ettiğini belirten Aslanoğlu, "Hizmet sektöründe fiyatlar ve ücretler artarken dolar bazında her şey pahalanıyor. Döviz kuru oynamayınca mal fiyatları makul iniyor ama hizmet enflasyonu yüksek kalıyor. Hedef 16 iken şirketler bütçesini 30’a göre yapıyor çünkü inanç tam oluşmadı" diye konuştu.

Türkiye’nin dirençli bir ülke olduğunu ve hane halkının altın/döviz varlıkları sayesinde net pozisyonunun pozitif olduğunu hatırlatan Aslanoğlu, "Her sürdürülemez şey bir süre sürdürülebilirdir. Ancak yağ yakayım derken kas yakmaya başlıyoruz. Sanayideki çeşitliliğimizi bu uzun süreçte kaybetmemeliyiz. Ekonomi yönetimi de bunun farkında, döviz kurundan ödün vermeden diğer taraflardan desteklerle süreci götürmeye çalışıyorlar. Kısa vadede hala cephanemiz var" ifadelerini kullandı.

Turan: Adeta yeni bir ‘merkantilizm’ dönemi yaşanıyor

Prof. Dr. İbrahim Turhan, yeni dünya düzeninin serbest piyasacı ve kuralcı bir yapıda olmadığını belirterek, "Bu düzen kurala ve hukuka göre değil güce göre, özgürlükler temelinde değil çıkarlar temelinde şekilleniyor. Adeta yeni bir merkantilizm yaşanıyor” dedi. Çin’in pandemi döneminde gerçekleştirdiği devasa yatırımlarla dünyada yüzde 35’lik bir kapasite fazlası yarattığını ve bunun tüm sektörlerde sürdürülemez bir baskı oluşturduğunu ekledi.

Türkiye’nin jeopolitik konumunun getirdiği sorumluluklara değinen Turhan, "Anadolu coğrafyasında ayakta kalabilmek için dünyadaki gelişmeleri yakından izlemek ve kendimizi ona uyarlamak mecburiyetindeyiz. Tarih boyunca bu coğrafya, dünyadaki büyük kırılmalara doğru reaksiyon verdiği ölçüde direnç göstermiştir. Teknolojik devrim ve yapay zeka ile asimetrik bir çatışma ortamına giren dünyada, bu gelişmeleri doğru anlamak zorundayız" ifadelerini kullandı.

Kapat
× Anasayfa Abone ol Tüm haberler Ekonomi Bölgesel Şirketler Gündem Belediye Sektörler Politika e-Dergi e-Gazete Web TV Künye Karadeniz sohbetleri Yazarlar