Levent Yıldırım: “Türkiye Kuyumculukta Küresel Gücünü Akademik Eğitimle Pekiştirmeli”

Türkiye’nin en köklü ve dinamik sektörlerinden biri olan kuyumculuk, hem iç piyasada hem de küresel pazarda güçlü bir konumda.

info@karadenizekonomi.com / 17.03.2025

Levent Yıldırım: “Türkiye Kuyumculukta Küresel Gücünü Akademik Eğitimle Pekiştirmeli”

34 yıldır sektörde faaliyet gösteren ve yatırımlarıyla dikkat çeken Levent Kuyumculuk İşletme Sahibi Levent Yıldırım, kuyumculuğun geleceğine dair önemli değerlendirmelerde bulundu.

Yıldırım, Türkiye’nin 40 bin kuyumcuya sahip olmasına rağmen akademik altyapısının eksik olduğuna dikkat çekerek, “Sektörümüz, geleneksel ustalık bilgisini modern üretim teknikleri ve pazarlama stratejileriyle buluşturmalı. Üniversitelerde kuyumculuk fakültesinin olmaması büyük bir eksiklik. Bu alanda yetişmiş, donanımlı profesyoneller sektöre ivme kazandırabilir” dedi. Altın fiyatlarıyla ilgili de görüşlerini paylaşan Yıldırım, 2025 yılı sonunda gram altının 4 bin TL’yi aşabileceğini belirterek, “Altın, küresel ekonomide dalgalanmalar yaşansa da uzun vadede yatırımcılar için güvenli liman olmaya devam edecek” ifadelerini kullandı.Yıldırım,Gürsoy’un sorularını şu şekilde cevapladı:

Kuyumculuk sektörüne girişiniz nasıl oldu? Sektördeki tecrübelerinizden bahseder misiniz?

1989 yılından beri kuyumculuk sektöründe faaliyet gösteriyorum. Ailem ticaretle uğraşıyordu ancak ben kuyumculuğu seçtim ve bu mesleği çok sevdim. Kuyumculuk, Türkiye’nin en önemli sektörlerinden biri. Dünyada bu kadar yaygın değil ancak Türkiye’de çok aktif ve dinamik bir sektör. Her yıl yeni yatırımcılar sektöre giriyor. Sektörde 34 yılı geride bıraktık ve şu an ikinci kuşak olarak oğlumuzun da bu işi devam ettireceği bir noktaya geldik.

Kuyumculuk sektörü Türkiye’de nasıl bir gelişim gösterdi?

Türkiye, kuyumculuk alanında dünyanın en büyük üretici ve ihracatçı ülkelerinden biri. Sektör, bankacılık ve döviz büroları gibi finans sektörleriyle iç içe geçmiş durumda. Eskiden sadece altın ticareti varken, bugün sarrafiye, pırlanta ve lüks takılar gibi birçok alt dala ayrılmış bir sektör görüyoruz. Bu gelişim, Türkiye’nin geleneksel kuyumculuktan modern ve sanatsal kuyumculuğa evrilmesini sağladı.

Levent Kuyumculuk olarak hem altın hem de pırlanta mağazanız var. Bu iki segment arasındaki farkları nasıl değerlendiriyorsunuz?

İki ayrı mağazamız bulunuyor. Biri geleneksel kuyumculuğa, diğeri ise pırlanta ve özel tasarım takılara yönelik. Altın alıcıları yatırım ve sarrafiye ürünlerine yönelirken, pırlanta daha estetik ve sanatsal bir yatırım aracı. Evlilik, yıldönümleri, özel günler gibi zamanlarda pırlantaya olan talep artıyor. Pırlanta, müşteri kitlesi ve kullanım amacı açısından altından farklı bir konumda.

2024 yılı kuyumculuk sektörü açısından nasıl geçti? 2025 yılı için beklentileriniz neler?

2024 yılı kuyumculuk sektörü açısından ortalama bir yıl olarak geçti. Pandemi sonrası toparlanma süreci devam etti ancak döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve ekonomik belirsizlikler, sektör üzerinde baskı oluşturdu. 2025 yılı için beklentimiz daha aktif ve dinamik bir piyasa. Özellikle turizmin hareketlenmesi ve yatırımcıların altına yönelmesi sektörde canlılık yaratacaktır.

Son dönemde pırlanta sektörüne de yatırım yaptınız. Bu karar nasıl ortaya çıktı ve beklentileriniz neler?

Pırlantaya olan talep her geçen yıl artıyor. Müşteri kitlesi, altın yatırımcılarına kıyasla daha özel ve estetik kaygılar taşıyan kişilerden oluşuyor. Bu nedenle pırlanta mağazamızı kurarak hem kendi markamızı hem de uluslararası bir markanın bayiliğini yürütmeye başladık. Bu alanda hedefimiz, uzun vadede pırlanta sektöründe daha büyük bir pazar payına ulaşmak.

Dünya ekonomisinde altının rolü giderek artıyor. Rusya, İran, Çin gibi ülkeler altın ticaretine yönelik yeni girişimlerde bulunuyor. Sizce altın bu süreçte nasıl bir pozisyonda olacak?

Altın, tarih boyunca güvenli liman olarak görüldü. 30 yıl önce altının gram fiyatı 10 dolardı, bugün 94 dolara ulaştı. Altın, devletlerin likidite olarak üretemediği bir varlık olduğu için arz ve talep dengesine göre değer kazanıyor. Jeopolitik riskler ve merkez bankalarının altın rezervlerini artırması, altının ons fiyatını yukarı yönlü itiyor. Bu nedenle uzun vadede altın fiyatlarının artmaya devam edeceğini düşünüyorum.

2025 yılı için altın fiyatlarına dair beklentileriniz nedir? Yatırımcılar için önerileriniz var mı?

Merkez Bankası’nın 2025 yılı için dolar kuru hedefi 43-45 TL aralığında. Eğer bu gerçekleşirse altının gram fiyatı 4 bin TL seviyelerine ulaşabilir. Ons fiyatındaki artış devam ederse bu rakam daha da yükselebilir. Uzun vadeli yatırımcılar için altın güvenli bir liman olmaya devam edecek.

Merkez bankalarının altın rezervlerini artırması piyasayı nasıl etkiliyor?

Merkez bankaları, rezervlerini tonlarca altın alarak artırıyor. Bu durum piyasalarda altına olan talebi yükseltiyor ve ons fiyatını doğrudan etkiliyor. 2018 yılında ons fiyatının yükselmesinde merkez bankalarının alımları büyük rol oynadı.

Uzun yıllardır kuyumculuk sektörüne yönelik bir üniversite bölümü kurulmasını savunuyorsunuz. Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

Türkiye’de kuyumculuk çok aktif ve köklü bir sektör olmasına rağmen üniversitelerde kuyumculuk fakültesi bulunmuyor. İtalya’da moda, Almanya’da otomotiv, İsviçre’de finans sektörü nasıl gelişmişse, Türkiye’de de kuyumculuk aynı şekilde önemli bir sektör. Ancak bu alan akademik olarak desteklenmiyor. Türkiye’de 40 bin kuyumcu varken ve ülke ihracatta lider konumdayken, kuyumculuk üzerine akademik bir disiplin oluşturulması gerekiyor.Ordu Üniversitesi’nde bir kuyumculuk fakültesi kurulması fikrini sunduk ancak akademik kadro eksikliği nedeniyle henüz somut bir adım atılamadı. Türkiye’de bu sektörün pazarlama, finans, üretim teknikleri ve tasarım açısından eğitilmesi gerekiyor. Böyle bir fakülte, Türk kuyumculuğunu global pazarda daha güçlü bir konuma taşıyabilir.

Döviz kurlarındaki dalgalanmalar altın piyasasını nasıl etkiliyor?

Döviz kuru hareketleri altın fiyatlarını doğrudan etkiliyor. 2000’li yıllarda 10 dolar olan gram altın bugün 94 dolar seviyesinde. Enflasyon ve döviz dalgalanmaları nedeniyle altın alım gücü değişiyor ve fiyatlar sürekli yükseliyor.

Altın ve pırlanta yatırımcılarına önerileriniz nelerdir?

Altın uzun vadeli bir yatırım aracıdır. Küresel ekonomideki belirsizlikler devam ettiği sürece altının değeri artmaya devam edecektir. Pırlanta ise daha çok estetik ve sanatsal bir yatırım olduğu için kişisel tercihlere bağlıdır. Yatırımcılar altını her zaman güvenli bir liman olarak değerlendirebilirler.

Son olarak Ordu ekonomisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Şehir için en büyük potansiyeli hangi sektörlerde görüyorsunuz?

Ordu ekonomisi, karma bir yapıya sahip ancak büyük sanayi kuruluşları bulunmadığı için turizm şehrin geleceği açısından en önemli sektör olarak öne çıkıyor. Son dönemde Ordu, ekonomik anlamda ciddi bir ivme kazandı ve bu durum turizm sektöründe de kendini gösterdi. Otel sayıları arttı, yatak kapasitesi genişledi. Ancak bu yeterli değil, özellikle yaz ve kış turizmi açısından yeni yatırımlara ihtiyaç duyuyoruz. Kayak tesisleri gibi projeler olumlu adımlar ancak daha fazla potansiyelin olduğuna inanıyorum. Belediyeler, valilikler ve turizm müdürlükleri bu konuda daha aktif roller üstlenmeli. Ordu’nun 100 kilometrelik sahil hattı ve 60 kilometrelik kumsalı, Karadeniz’de başka bir şehirde bulunmayan bir avantaj. Bu potansiyeli daha verimli değerlendirmemiz gerekiyor.

Kapat
× Anasayfa Abone ol Tüm haberler Ekonomi Bölgesel Şirketler Gündem Belediye Sektörler Politika e-Dergi e-Gazete Web TV Künye Karadeniz sohbetleri Yazarlar