18.03.2026
Ramazan ayı, insanlığın vicdanını tazeleyen, merhameti hatırlatan ve dayanışmayı güçlendiren müstesna bir zaman dilimidir.
Bu ayın sonunda idrak ettiğimiz Ramazan Bayramı, yalnızca bir bayram değil; aynı zamanda paylaşmanın, barışın ve insanlık değerlerinin yeniden hatırlandığı bir buluşma günüdür.
Ancak bu yıl bayrama girerken dünyanın manzarası maalesef iç açıcı değil.
Bugün dünya adeta bir jeopolitik ateş çemberinin içinde. Ortadoğu’da tansiyon yükselirken Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonları bölgeyi daha da kırılgan hale getiriyor. Savaşın ekonomik maliyeti bile başlı başına bir tablo sunuyor: ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonlarının ilk altı gününde yaklaşık 11,3 milyar dolarlık harcama yapıldığı açıklanmış durumda.
Daha savaşın ilk iki gününde kullanılan mühimmatın maliyetinin 5,6 milyar dolar seviyesine ulaştığı ifade ediliyor.
Bu rakamlar bize savaşların sadece siyasi değil, aynı zamanda ekonomik bir yıkım olduğunu da gösteriyor.
Diğer tarafta ise Rusya-Ukrayna savaşı hâlâ devam ediyor. Yıllardır süren bu savaş sadece iki ülkenin değil, Avrupa’nın enerji güvenliğini, küresel ticaret yollarını ve dünya ekonomisinin dengelerini sarsmış durumda.
Bütün bu gelişmelerin tam ortasında Türkiye bulunuyor.
Türkiye; Karadeniz’de savaşın, Ortadoğu’da krizlerin ve küresel ekonomik dalgalanmaların kesişim noktasında yer alıyor. Bu nedenle dünya ekonomisindeki her kırılma doğrudan bizim ekonomimizi de etkiliyor. Enerji fiyatlarından ticarete, lojistikten enflasyona kadar birçok alanda bu küresel dalganın yansımalarını hissediyoruz.
Son yıllarda yüksek enflasyon, artan yaşam maliyetleri ve küresel belirsizlikler toplumların gündelik hayatını zorlaştırdı. Artık ekonomi sadece rakamlardan ibaret değil; insanların umutlarını, beklentilerini ve yaşam kalitesini doğrudan belirleyen bir gerçek haline geldi.
Tam da böyle bir dönemde Ramazan Bayramı bize çok önemli bir şeyi hatırlatıyor:
İnsanlık, savaşın değil barışın, rekabetin değil dayanışmanın, çıkarın değil vicdanın etrafında birleştiğinde gerçek anlamda kalkınabilir.
Bugün dünyanın ihtiyacı olan şey daha fazla silah değil, daha fazla akıl; daha fazla çatışma değil, daha fazla diyalogdur.
Türkiye ise tarih boyunca olduğu gibi bugün de denge ve barış politikası ile bölgede önemli bir rol üstlenmektedir. Diplomasi, diyalog ve ekonomik iş birliği; bu coğrafyanın kaderini değiştirebilecek en güçlü araçlardır.
Bu nedenle Ramazan Bayramı vesilesiyle temennimiz şudur:
Dünyanın dört bir yanında savaşların sona erdiği, insanların korku yerine umutla yaşadığı, çocukların bombaların değil bayramların sesini duyduğu bir gelecek…
Bayramlar; kırgınlıkların unutulduğu, gönüllerin birleştiği ve insanlığın ortak değerlerde buluştuğu zamanlardır.
Dileğimiz odur ki bu bayram sadece sofralarımızı değil, dünyanın vicdanını da bereketlendirsin.
Ramazan Bayramı’nın ülkemize, milletimize ve tüm insanlığa barış, huzur ve bereket getirmesini temenni ediyoruz.
HAFTANIN SÖZÜ
“Bayramlar; kırgınlıkların bittiği, umutların yeniden yeşerdiği en güzel zamanlardır.”


