16.10.2026
KFMİB Başkanı Hasan Osman Sabır, döviz dönüşüm desteğinde yeni uygulamanın fındık ihracatçısının imkânlarını daraltabileceğine dikkat çekti.
Sektörde sürdürülebilir ihracat için finansmana erişimin güçlendirilmesi, üreticinin korunması ve katma değerli üretimin artırılması öne çıkıyor.
Türkiye’nin dünya fındık piyasasındaki güçlü konumunu koruması, üretimin yanı sıra ihracatçının finansman imkânlarına ve uluslararası rekabet gücüne de bağlı. Bu nedenle 1 Ekim 2026 itibarıyla başlayan yeni döviz dönüşüm desteği uygulaması, fındık sektörü açısından yeniden değerlendirilmesi gereken bir konu olarak öne çıkıyor.
Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (KFMİB) Başkanı Hasan Osman Sabır’a göre, yüzde 3’lük desteğin devam etmesine rağmen, destek kapsamındaki ihracat dövizi tutarının firmaların katma değeriyle ilişkilendirilmesi sektördeki bazı işletmelerin yararlanabileceği desteği azaltabilir. Yıllık 100 milyon TL’lik üst limitin yanı sıra, faaliyet kârı ve iş gücü maliyetlerini esas alan hesaplama yöntemi de ihracatçılar açısından önem taşıyor.

Fındık sektörü yüksek hammadde maliyetleri, yoğun işletme sermayesi ihtiyacı ve sınırlı kâr marjlarıyla faaliyet gösteriyor. Bu nedenle ihracat hacminin yüksek olması, her zaman aynı ölçüde kârlılık anlamına gelmiyor. Sabır’ın önerisi, katma değer hesabının destekten yararlanılabilecek döviz miktarını sınırlamak yerine destek oranının belirlenmesinde kullanılması.
İhracat artışı kalıcı toparlanmanın göstergesi mi?
Türkiye, 2026-2027 fındık ihracat sezonunun ilk ayı olan Eylül’de 18 bin 929 ton iç fındık ihraç etti. Geçen yılın aynı dönemindeki 13 bin 926 tona göre yaklaşık yüzde 36 artış yaşandı. Ancak bu yükseliş, tek başına dış talepte güçlü bir toparlanma olarak değerlendirilmemeli.
Eylül 2026 ihracatı, 2024 yılının aynı ayındaki 24 bin 633 tonun yaklaşık yüzde 23 altında kaldı. Son 25 yılın yaklaşık 32 bin 500 tonluk Eylül ortalamasıyla karşılaştırıldığında ise ihracat yaklaşık yüzde 42 geride bulunuyor. Geçen sezonun zirai don, düşük rekolte ve yüksek fiyatlar nedeniyle zayıf geçmesi, yıllık artışta düşük baz etkisini öne çıkarıyor.
Bu tablo, ihracatta kalıcı büyüme için yalnızca dönemsel artışların değil, dış pazarlardaki talebin ve Türkiye’nin rekabet gücünün birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.
Çözüm: Finansman, üretim ve ihracat politikaları birlikte ele alınmalı
Fındık sektöründe sürdürülebilir başarı için üretici, sanayici ve ihracatçının ihtiyaçlarını birlikte gözeten bir politika yaklaşımına ihtiyaç var.
Öncelikle döviz dönüşüm desteği hesaplamalarında sektörlerin farklı maliyet ve kârlılık yapıları dikkate alınmalı. İhracat hacmi yüksek, ancak kâr marjı sınırlı firmaların destek mekanizmasından etkin biçimde yararlanabilmesi sağlanmalı. Bunun yanında işletme sermayesine erişimi kolaylaştıracak finansman araçları geliştirilmeli ve katma değerli fındık ürünlerinin ihracatı teşvik edilmeli.
Üretici tarafında ise zirai don ve piyasa koşullarından kaynaklanan gelir kayıplarını azaltacak hedefli destekler önem taşıyor. Böylece üretimin devamlılığı sağlanırken sanayicinin ham maddeye erişimi ve ihracatçının tedarik güvencesi de desteklenebilir.
Türkiye’nin hedefi yalnızca daha fazla fındık ihraç etmek değil, dünya pazarında daha yüksek katma değer üretmek ve ticaretteki belirleyici konumunu güçlendirmek olmalı. Bunun için destek sistemlerinin sektörün gerçekleriyle uyumlu hale getirilmesi, üretimden ihracata uzanan zincirin bütününü güçlendirecek adımların atılması gerekiyor.
Fındıkta rekabet gücünü korumanın yolu, üreticiyi koruyan, sanayiciyi yatırım yapmaya teşvik eden ve ihracatçının finansman yükünü hafifleten dengeli bir ekonomik politikadan geçiyor.
HAFTANIN SÖZÜ
“Başarı, doğru zamanda doğru kararları almakla değil, o kararları kararlılıkla hayata geçirmekle gelir.”


