5.06.2026

Sanayici nefes bekliyor: Üretimi ve istihdamı ayakta tutmanın zamanı

Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesinin temel taşı sanayidir. Üretim yapan, istihdam oluşturan, ihracat gerçekleştiren ve katma değer üreten sanayi sektörü, bugün son yılların en zorlu dönemlerinden birini yaşamaktadır.

Ekonomist Mahfi Eğilmez'in de dikkat çektiği sanayideki daralma, sadece sanayicinin değil, ülke ekonomisinin tamamının sorunudur.

Özellikle Anadolu'da faaliyet gösteren sanayi kuruluşları uzun süredir finansmana erişimde ciddi sıkıntılar yaşamaktadır. Yüksek faiz oranları nedeniyle işletmeler yatırım yapamaz hale gelirken, mevcut üretim kapasitelerini korumakta dahi zorlanmaktadır. İşletme sermayesine ulaşamayan birçok firma üretimini azaltmakta, bazıları ise faaliyetlerini durdurma noktasına gelmektedir.

Son dönemde konkordato başvurularındaki artış da bu tablonun en önemli göstergelerinden biridir. Konkordato rakamlarının yükselmesi sadece firmaların değil, tedarik zincirlerinin, çalışanların ve bölgesel ekonomilerin de risk altında olduğunu göstermektedir. Bir fabrikanın üretimden çekilmesi, yalnızca o işletmeyi değil, onlarca yan sanayiyi ve yüzlerce çalışanı doğrudan etkilemektedir.

Ekonomi yönetiminin en kısa sürede yatırım ve istihdam oluşturan kesimlere yönelik yeni destek mekanizmalarını devreye alması büyük önem taşımaktadır. Çünkü üretim olmadan büyüme, yatırım olmadan kalkınma, sanayi olmadan güçlü ekonomi mümkün değildir.

Bugün ihtiyaç duyulan şey, kısa vadeli ve yüksek maliyetli finansman değil; üretime odaklı, uzun vadeli, erişilebilir ve sürdürülebilir kredi modelleridir. Özellikle fatura karşılığı kullandırılacak, üretim ve ihracat şartına bağlanacak uygun maliyetli finansman paketleri sanayicinin önünü açabilir. Böyle bir model hem kaynakların doğru kullanılmasını sağlar hem de üretim ve istihdamı destekler.

Türkiye'nin yeni yatırımlara, yeni fabrikalara, yeni ihracat başarılarına ihtiyacı vardır. Bunun yolu ise üreticinin üzerindeki finansman yükünü hafifletmekten geçmektedir. Yüksek faiz ortamı yatırım iştahını azaltırken, üretim ekonomisinden uzaklaşma riskini de beraberinde getirmektedir.

Bugün alınacak doğru kararlar, yarının güçlü Türkiye'sini şekillendirecektir. Sanayici desteklenirse üretim artar, üretim artarsa istihdam büyür, istihdam büyürse ekonomi güçlenir. Bu nedenle sanayi sektörüne yönelik uzun vadeli, hedef odaklı ve üretim merkezli finansman politikalarının artık bir tercih değil, ekonomik bir zorunluluk olduğu açıktır.

Üreten, yatırım yapan ve istihdam sağlayan işletmelerin nefes alacağı bir ekonomik iklim oluşturmak, Türkiye'nin kalkınma yolculuğunda atılacak en önemli adımlardan biri olacaktır.

 

HAFTANIN SÖZÜ

"Üreten toplumlar geleceği inşa eder, üretimi kaybedenler geleceği izler."

Karadeniz'in İlk ve Tek Ekonomi Portalı

Okumak İçin Resimlere Tıklayınız.
Kapat
× Anasayfa Abone ol Tüm haberler Ekonomi Bölgesel Şirketler Gündem Belediye Sektörler Politika e-Dergi e-Gazete Web TV Künye Karadeniz sohbetleri Yazarlar