20.06.2021

2008 Krizi yapısal ve çok-boyutlu bir krizdi... İktisadi faaliyet adına her şeyin kuralsızlaştığı / özelleştiği bir ortamda, türev piyasalarla yaratılan balonun patlamasıyla ortaya çıktı. İktisaden daralma bir yana,gelecek belirsizleşmişti...
2008 Krizi yapısal ve çok-boyutlu bir krizdi...
İktisadi faaliyet adına her şeyin kuralsızlaştığı / özelleştiği bir ortamda, türev piyasalarla yaratılan balonun patlamasıyla ortaya çıktı.
İktisaden daralma bir yana,gelecek belirsizleşmişti...
Dahası, Kıbrıs’lı yazar Aliye Ummanel ‘in sözleriyle ‘’Gerçeğin ne olduğunu anlayabilme yetisini yitirmiş bir insan bu.İşlediği en büyük cinayette gerçek öldü. Gerçeğin kendisi...... ‘’
Gerçek ölünce, krizin aslı-astarını araştırmak olanaksızlaştı,gündemden düştü.
Tviter / fays buk gibi sanal enformasyon araçlarıyla, insanlık hayali ufuklara doğru yüzdürüldü.
Ortalık, popülist sözlü / dikta özlü adamların pazaryeri oldu, korku imparatorlukları oluştu...
Profesör M. Castells ve arkadaşları 2012’de bu çılgınlığa aslında yok oluşa panzehir olma niyetine bir ‘’Aftermathproject Network ‘’u kurdular, aslı, Kaf Dağı’nın ardını araştıracak bir projeydi. Dertleri,kriz dalgasını aşacak bir toplumsal değişim ağının oluşturulmasıydı. Bu ağ, yeni ‘’ortak yaratım mekânları’’ ortaya çıkaracaktı. Ağlara dayalı ortaklıkla bir aidiyet kültürünün mümkün olacağını düşünüyorlardı. Başkalarıyla paylaşmak bir gelecek inşa etmenin ortak zeminiydi.
İsrael ‘in kibbutz deneyi de bu değil miydi ? Bu ülkenin ekonomik varlığı bu oluşumdan doğmamış mıydı ?
Castells ve arkadaşları bir noktanın altını çiziyorlar : Alternatif ekonomi pratiklerinin bir kullanım değeri ( use value economy ) olması gerekiyor. Marx’ın 18. Brumaire’de vurguladığı üzere, içerik lafı aşmak zorunda...
‘’Tarih bizim dışımızda kendi olağan çizgisi izler ‘’diyen Hegel’ci düşünceye karşı ‘’ tarihi ben yaratırım‘’diyen bir insan başkaldırısına tanık olacaktık bu yeni pratikle...
Krizler, korku toplumu yaratıyordu, bu yeni pratik ise güveni...
Zaten bu nedenle bu yeni oluşum, yurttaşlık değerlerinin kılavuzluk yaptığı genişletilmiş bir demokrasi tasavuruydu.
Keynesçi yeniden yapılandırmalar adına her çözüm bir kenara itilmeli,üretim , dağıtım ve bölüşüm kategorileri, yenilikçilik esasıyla yeniden döşenmeliydi.
Ekonomik olmaktan çok öte, ortada bir kültürel kriz vardı...Bu kriz Nobel ödüllü G. Akerlof ve R. Schiller’in sözleriyle mevcut ekonomik yapının sürdürülemezliğine yol açıyordu.
Bu nedenle düşünce sistemimiz ne ve nasıl soruları üstünde yoğunlaşmalıydı...
Aftermath Projesi, 2008 Krizi sonrasında 4 katmanlı bir toplumsal yapının varlığının altını çizdi,kanımca çok geçerli :
- Dijital kapitalist ekonomi. Temel sürükleyicisi profesyoneller, temel sorunları ise sadece ‘’şu an ‘’. Bu salgın ortamında Borsa’ları çoşturmakla meşguller.
- Önceliklerini yitirmiş, kaotik koşullarda bir kamu sektörü. Salgında AB Komisyonu‘nun aczi buna güzel bir örnek oluşturuyor.
- Düşük niteliklilerin oluşturduğu geleneksel ve marjinal işlerden oluşan ekonomi pratiği. Bu etkinliklerin tamamı ‘’dün’’e ait.
- Ekonomik kültürler çeşitlenmesinden oluşan kâr motifini dışlamasa da,değişimi ve sosyal etkiyi asal konusu olarak gören, alternatif bir ekonomi sektörü.
Castells ve arkadaşlarına göre,yerel ve küresel değerleri buluşturan ‘’Yeşiller Hareketi’’ bu arayışın iyi bir izdüşümü( Alman Yeşilleri‘nin 134 sayfalık 2021 Seçim Programını okuyunca, yeni toplumsal ağın tümüyle örülmek istendiğini izlenimini ben de alıyorum).
Alternatif ekonomi ya da Türkçemizde kullanıldığı şekliyle ‘’Dayanışma Ekonomisi‘’ somut ifadesini ‘’Sosyal Girişimcilik ‘’ (SG) olgusunda buluyor. Avrupa Komisyonu bu olguyu çok net ve açık bir biçimde şöyle tanımlıyor :
-Öncelikli toplumsal sorunları maddi fayda ve kâr ön planda olmaksızın ortadan kaldırmaya ve sistemleri dönüştürmeye yönelik,sosyal etkiye sahip ve sosyal katkı sağlayan girişimcilik faaliyetleri,sosyal girişimciliktir.
Bu anlamda kârdan oluşan gelir çıktısının ana misyon neyse ona kullanılması gerekir. Kıbrıs’ta Mağusa Tıp Merkezi bu anlamda iyi bir örnek. Ana sözleşmesi, kâr dağıtımı yapılmamasını, bu parayla tıbbi cihaz yanilenmesini ve hastane fiyatlandırma sisteminin yöre insanının alım gücünü aşmamasını öngörür.
Sosyal Girişimcilik ezcümle;
- Bir değişim öncüsü olmalıdır.
- Kalıcı ve ölçekli çözümler geliştirmelidir.
Sosyal girişimcilik sadece bir ağ olabilir (Wikipedia ).Kooperatifçilik şekllinde ortaya çıkabilir (Tabia ve Ecza Koop birliktenliği ).Kooperatif ruhlu şirket yapısı tercih edilebilir ( KKTC’de Uni-Cap) Bir kampanyayı hedefleyecek şekilde hiçbir yasal zemini olmayan bir platform olabilir (İBB’nin Askıda Fatura yardımlaşma kampanyası,ABB‘nin İyilik Hareketi, İstanbul Barosu bünyesindeki gönüllü hukuk destek hizmeti). Sosyal girişimcilik çocuk ya da yaşlı bakımını öngören gönüllülük esasına dayanan ama süreklilik gösteren bir çekirdek de olabilir.
Önemli olan, amaç olarak tanımlanan sosyal hedef ve bunu gerçekleştirmeye dönük araç(ların) doğru benimsenmiş olmasıdır.
Kayıtlar, dünyadaki ilk sosyal girişimcilik örneği olarak ABD‘li B. Drayton‘un 1980’de öncüsü olduğu, adını bir Çin imparatoruna atfen ‘’Ashoka ‘’olarak verdiği hareketi gösterir. Kanımca yanlıştır...
‘’Rekabetçi bir yurttaşlar sektörü ‘ ‘ kurma savıyla yola çıkmış ,bağış toplayarak yaşayan gönüllülük esaslı bir proje hareketi,ağ hareketi olmaktan çok, olsa olsa eski ABD-AİD YardımTeşkilatı ‘nın modern bir örneği olabilir, hepsi bu... Zaten ABD ‘de kâr- dışı-şirket statüsü olan 501(c) statüsü bu tür yapılanmaları iktisadi alana sokmaz, Kızılayvâri dayanışma etkinlerine yönelmesini öngörür.
Prof. Muhammad Yunus‘un 1983 ‘te Bangladeş’te kurduğu kadın üretkenliğini hedefleyen ‘’Mikro Kredi Hareketi ‘’(Grameen Bank ) toplumsal değişim yaratan bir oluşumdur. Dr.Yunus, bu değişim liderliği için 2006 Nobel Barış Ödülü’nü almıştır.
Bu koza hareketi, 2010 virüs salgınında bir toplumsal dayanışma ağı oluşturarak, SG ‘in aynı zamanda süreklilik oluşturması gerektiğinin güzel bir örneği olmuştur.
Bangladeş otoritelerinin Dr. Yunus‘a dava açarak bu toplumsal hareketten istifaya mecbur kılmaları, SG‘in politik salvolardan her daim payını aldığını gösterir.
Burada 2 destek ayağı,birolmazsa olmaz olarak karşımıza çıkar :
- Destekleyici Platformlar (Kuluçka Merkezleri, Ortak Alım Platformları,mentorluk programları. ODTÜ- Kuluçka Merkezi, T. İş Bankası Workup Girişimcilik Programı, Arya Kadın Yatırımcılar Programı, öne çıkan anlamlı uygulamalardır ).
- Sosyal Finansman (Sabancı Vakfı’nın kadın farkındalık hibe programı buna iyi bir örnek oluşturuyor. Türkçemize ‘’kitle fonlaması ‘’ olarak giren ‘’ crowdfunding ‘’ hukuki düzenlemesi iyi yapılması kaydıyla,bir sosyal finansman olarak sayılmalıdır ).
Dünya üstünde güzel örneklker var :
Peru‘da Forest Alliance Hareketi bir iktisadi ağ olarak Cafe Famenino’larıyla kahvede yepyeni bir bölüşüm kategorisi kurulmasını sağladı, olay basit bir arz = talep denkliğinden çıktı, fiyatlar üreticiyi öldürücü iken, onları yaşatır oldu. Venezulla’da Empresa Campesina Programı ve kooperatifleri de aynı işlevi görüyor ( Bu örnekleri Ebru Erke ‘in Hürriyet gazetesindeki yazılarından derledim ).
Kahve olayını önemsiyorum...
Çünkü dünyanın en iyi kahvesi olarak namlanan Kenya Arabica kahvesinin 2021 spot fiyatı 44 $ / kg ama üreticinin eline sadece % 6 ‘si ( 2,6 $ ) geçiyor.Latin dünyasında ortaya çıkan bu oluşumlar kahve üreticilerinin ‘’ nefes ‘’ almasını sağladı.
Yine İspanya’nın Bask bölgesi’nde ortaya çıkan ve ‘’ Ejderha ‘’ anlamına gelen Mondragon Kooperatifçilik Hareketi şu an 100 ülkede 250 şirketle yerküre üstündeki ‘’en büyük sanayi temelli kooperatifçilik ‘’. Bask bölgesini İspanya’nın tüm bölgelerine göre gelir dağılımı yönünden positif yönde ayrıştırdı. Ama bunu yaparken, demokrasi kültürünü kendi bünyesinde sonuna dek uyguladı... Beyaz ve mavi yakalılar arasındaki ücret farkı 1‘e 6 ile sınırlı. Sermaye payı ne olursa olsun, her ortağın 1 oy hakkı var, işçiler yönetimde söz sahibi (mitbesttimungrecht ).
Mondragon Hareketi ‘nin öncüleri kendilerini bir ‘’ model ‘’ olarak tanımlamıyorlar ‘’ çözüm’’ sözünü yeğliyorlar.
Türkiye’de Tire Süt Kooperatifi benim için bir tipik sosyal girişimcilik örneği. Adında ‘’ kooperatif ‘’ oluşundan çok ‘’ Okul Sütü Projesi ‘’ ile ölçülür sosyal etki yaratması, ‘’ Bizim Çiftlik Projesi ‘’ ile üretici ortağına ölçekli ortak alan yaratmasıyla bir SG örneği.
Mondragon‘da nasıl Papaz Ander bir değişim lideriyse ,Tire Süt Koop’ta bu değişişm lideri Mahmut Eskiyörük.
Zihni itirazları görür gibiyim...
Evet, bütün bu canlı deneyler, 2008 Krizi sonrası ortaya çıkmış örnekler değil.
Bence daha iyi...
Çünkü bütün bu örnekler, alternatif ekonomi örnekleri olma adına, sosyal girişimcilik etkinliğinin insanlığın varoluşundan bu yana ortaya çıktığını ve sivrildiğini gösterir.
Burada önemli olan adına ’’ekonomik’’ dediğimiz bu 2008 krizindeki Gordium düğümünün çözülmesinde insanoğlunun zihni ve kültürel anlamda bu ‘’çıkmaz yolu ‘’ görmesi / algılaması / kabul etmesi ve bir karşı çıkışı da gözüne kestirmesi geliyor.
Papaz Ander’in vaazlarıyla bezediği kültürel başkaldırı çağrıları kadar, Franco‘nun kasıp kavurduğu yaşanmaz İspanya iç savaş ortamı ve buna iradi olarak karşı çıkmayı göze alan Bask insanı olmasa, Mondragon Hareketi ortaya çıkar mıydı ?
‘’İptal edilmiş kredi kartlarından başka kaybedecek bir şeyi olmayan insanların ‘’ yapması gereken açılımı Prof. Castells şöyle tanımlıyor:
-Hayatın anlamına ilişkin farklı bir değerler kümesine dayanan, kârı dışlamayan bir ekonomi sektörü...
Prof. Castells’e katılmamak mümkün mü ?
Piyasaların neo-con’laştırıldığı, kuralsızlık ve hukuksuzluğun birbirini tamamladığı, yaşamın özelleştirilerek orman yasalarının egemen kılındığı bir ortamda, sosyal girişimciliğin ilmik ilmik dokuduğu dayanışma ekonomisi, yeni bir siyaset dilinin de doğmasını sağlayacak.
Türkiye Zekâ Vakfı kurucusu Emrehan Halıcı‘nın güzel bir betimlemesi var : Hayal kurabilme, yapay zekâ karşısında üstün kaldığımız tek alan...
Evet, yeni bir siyasetin hayalini görelim !
İnsan olarak buna hakkımız var...
-----------------
*KIYED’te 17 Haziran 2021’de verdiğim konferansın metninden özetledim.