25.04.2026
Kötü yönetimler olumsuz ekonomik yapılar yaratıyor, Macaristan bunu açıklıkla gösteriyor.
Macaristan’da, 2. Dünya Savaşı sonrası Sovyet dönemi başlıyor.
Sovyetler 1947 genel seçimlerine ‘’diğer’’ partilerin de katılmasına ‘’izin’’ veriyor.
Sovyet yönetiminin beklediğinin aksine, Bağımsız Çalışanlar Partisi %57 oy alırken, Macaristan Kömünist Partisi’si(KP) sadece %17 oy alıyor.
‘’Oy sayımında usülsüzlük‘’ gerekçesiyle seçimler yenileniyor: Sonuç farklı olmaz. Macaristan KP’si yine %24 oy alıyor.
1948’de zorlama ve dayatmayla, KP + Sosyal Demokrat beraberliğinden bir hükümet kuruluyor. 1949’daki Sovyet tipi Anayasa ile ödünsüz bir Stalinist Rejim uygulaması başlıyor.
Ve ‘’ beklenmeyen’’ oluyor…
Macaristan 1956’da başkaldırıyor.
Halk, ‘’16 Talep’’le KP yönetiminin karşısına çıkıyor.
Stalinist rejim yumuşuyor…
‘’Gulaş Komünizmi’’ olarak anılan uygulama başlıyor. Adını her tür sebzenin yer aldığı kulaşı yemeğinden alan uygulama, işlerin arap saçına dönüşmesine yol açıyor.
Ülkedeki ‘’Sosyalist Yönetim ’’ Doğu Bloku’ndan bir yıl önce, 1988’de çöküyor.
1989’da, 3. Macaristan Cumhuriyeti kuruluyor. Seçimlerde Bağımsız Çalışanlar Partisi ile Hiristiyan Demokratlar %60 oy alıyor.
1994 Seçimleri’nde ibre değişiyor, %45 oy alan sosyalistler yönetime geliyor.
‘’Horn Reformları’’ adıyla, hızlı bir özelleştirme ve sosyal devletin yokedilmesi programı uygulanıyor. Bu program, ‘’Washington Uzlaşması’’ olarak bilinen ‘’Demokratik cephede yer aldığını ölçüsüz bir piyasacılıkla kanıtla‘’ reçetesine dayalıdır. Kör-topal olsa da ama işleyen bir sistemin parçalanıyor.
Alımgücü kemiriliyor, para değersizleşiyor, sosyal devletin tüm uygulamaları bir karaborsa metaı haline dönüşüyor. Temel eğitim ayrıştırılıyor, herkese eşitlik, gücü olana sunulan bir hizmet oluyor.
Batının tüm büyük şirketleri Macaristan’a gelmiştir! Uygulamalardan memnun, ülke ‘’model‘’ olarak tanıtılmaktadır. Ama ekonominin hali Orhan Veli’nin şiirindeki ‘’Uyuşamayız, yollarımız ayrı; Sen ciğercinin kedisi, ben sokak kedisi; Senin yiyeceğin kalaylı kapta; Benimki aslan ağzında’’ konumundadır.
Demokrasinin ekonomide yaşanmasını bekleyen halk şaşkınlaşıyor ve umudunu tüketiyor.
Bunlar, 2000 Seçimleri’nde ‘’Hak / Adalet / Herkese Refah’’ vaat eden Victor Orban’ın yolunu açıyor.
Ülke, 240 Milyar $ büyüklüğe ve kişi başına 25 bin $’lık gelire ulaşmıştır. Ama 9,8 milyon nüfuslu halkın %20’si yolsulluk çizgisi altındadır. İşsizlik %25’dir ve bu bir AB rekorudur.
İhracat 150 Milyar $’a ulaşsa da değer zinciri yaratmadığından, ithalat da aynı boyuttadır.Ülke, ihracat yapmak için tüm girdiyi, üstelik döviz cinsinden ithal etmek zorundadır. Rüşvet o denli yaygındır ki, iş görebilmek için şirket sahiplerinin üçte birinin politikayı beslediği kanıtlıdır. Başını kaldıranlar, iktidarın emrindeki yargının kılıcından geçirilmektedir.
Bu yüzden tarihçi Prof. Guido Knopp’un Die Neuen Despoten eserindeki kavramla ‘’Orbanizm Demokratik Dünyanın Anti-Demokratik Model Örneği’’ dir.
Macaristan’ı sorgulayan Dr. Mahfi Eğilmez’in sorusu yaşamsaldır:
-Yeni yönetim sistemi değiştirebilecek mi? Uygulamalar, benzer ülkelerin geleceğine ışık tutacaktır…
BBC Budapeşte Temsicisi Tarık Demirkan’ın haber-analiziyle üst düzey memurlara 31 Mayıs’a dek ‘’istifa et!’’ buyruğu, yeni yönetimin ‘’şimdilik’’ kararlı olduğunu gösteriyor.
Macaristan tarihine daha yakından bakmak isteyenlere de Nobel 2002 sahibi Imre Kertesz’in Polisiye Bir Öykü (Can yay) romanını da önereceğim.
Yaşar Kemal usta diyor ki: Tesadüfler bana yardım etti ama her şeyi bilinçle, çizgimden hiç sapmayarak bilerek yaptım.
Not: Cevat Çapan‘ın Hrant Dink Vakfı’ndaki Nazar Büyüm Anma Toplantısı’nda Birlikte Çalışmak konferansını izlemeyi öneriyorum, youtube‘da yer alıyor.
Not: Kemal Anadol’un yakın tarihi değerlendirdiği Bu Resme İyi Bakın (Yakın yay) çıktı.
Not: 51 yıldır sahnede olup, 8 müzik aleti çalan, 3000 şarkılık hafızası olan sanatçı Mustafa Keser’in 12 kentlik yurt konserleri içinde bugün İzmir-Karşıyaka konseri var.
Not: Zeki Demirkubuz’un Hayat filmi, Paris’de ikinci hafta, üç sinemada gösterimde.


