5.04.2025

Ekonomik belirsizlik ve çıkış yolu

Türkiye ekonomisi son yıllarda küresel dalgalanmalar, enflasyonist baskılar ve jeopolitik riskler nedeniyle ciddi sınamalardan geçti.

Ancak 2023 sonrasında uygulamaya konulan sıkı para politikası ve kurumsal çabalara dayalı ekonomik yeniden yapılanma süreci, piyasalarda kısmi bir toparlanma havası yaratmıştı. İş dünyasında üretim, yatırım ve ihracata dönük yeni bir motivasyon oluşmaya başlamıştı ki, beklenmedik siyasi gelişmeler bu sürece önemli bir belirsizlik gölgesi düşürdü.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması ve ardından tutuklanması, sadece siyasi gündemi değil, ekonomik dengeleri de doğrudan etkiledi. Finans sektöründe başlayan temkinli duruş, kredi akışını yavaşlatırken, yatırım planları askıya alındı. Bankaların kredi musluklarını kısması, finansmana erişimi zorlaştırarak üretim ve büyüme üzerinde baskı oluşturdu. Sermaye piyasalarındaki dalgalanma, döviz kurundaki artış ve ithalat maliyetlerindeki yükseliş, hali hazırda yüksek seyreden enflasyonu daha da tetikleme riski taşıyor.

Toplumsal düzlemde yaşanan protestolar ve geniş çaplı güvenlik önlemleri, yatırımcının en fazla ihtiyaç duyduğu öngörülebilirlik algısını zedeledi. İş dünyası için risk yönetilebilir olduğu sürece tolere edilebilir bir kavramdır. Ancak hukuki güvencelerin ve siyasi istikrarın zayıfladığı bir ortamda, ekonomik faaliyetlerin sürdürülebilirliği büyük ölçüde tehdit altına girer. Bu noktada, piyasa güveninin yeniden tesis edilmesi için yapısal adımların gecikmeden atılması gerekliliği ortaya çıkıyor.

Yatırım İklimi İçin Hukukun Üstünlüğü Vazgeçilmezdir

Ekonomik istikrarın sağlanması, yalnızca parasal tedbirlerle mümkün değildir. Hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve temel hak ve özgürlüklerin güvence altında olması, yatırım kararlarını şekillendiren başlıca faktörlerdir. Bu çerçevede, yargıya güvenin yeniden inşa edilmesi, yalnızca iç piyasada değil, uluslararası yatırımcı nezdinde de Türkiye’nin ekonomik kredibilitesini artıracaktır.

Reform Süreci Kararlılıkla Sürdürülmelidir

Türkiye ekonomisinin yeniden dengelenmesi ve rekabet gücünün artırılması için kapsamlı reformlara ihtiyaç vardır. Enflasyonla mücadelede Merkez Bankası’nın teknik araçlarını etkin biçimde kullanması kadar, maliye politikasının da destekleyici bir çerçeve sunması gerekir. Vergi reformu, kayıt dışılıkla mücadele, üretim ekonomisini destekleyecek teşvik sistemlerinin revizyonu ve özellikle KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştıran yapısal düzenlemeler, bu sürecin temel taşlarını oluşturmalıdır.

Toplumsal Huzur, Ekonomik Güvenin Teminatıdır

Ekonomik istikrar, ancak toplumsal huzurun ve demokratik işleyişin sağlandığı bir iklimde sürdürülebilir hale gelir. Kutuplaşmanın azaltılması, siyasal gerilimin düşürülmesi ve temel haklara saygı çerçevesinde kapsayıcı politikaların benimsenmesi, yalnızca sosyal barışı değil, aynı zamanda ekonomik güveni de yeniden tesis edecektir.

 

Haftanın Sözü: "Kazananlar çözüm üretir, kaybedenler Bahane."

Yazarın Diğer Yazıları

Karadeniz'in İlk ve Tek Ekonomi Portalı

Okumak İçin Resimlere Tıklayınız.
Kapat
× Anasayfa Abone ol Tüm haberler Ekonomi Bölgesel Şirketler Gündem Belediye Sektörler Politika e-Dergi e-Gazete Web TV Künye Karadeniz sohbetleri Yazarlar