10.03.2025

Kadınlar gününde kadınlarımız

Bugün günlerden 8 Mart Dünya kadınlar günü yani.

Dünya Kadınlar Günü, Birleşmiş Milletler tarafından bu şekilde tanımlanmış olarak her yıl 8 Mart'ta kutlanan uluslararası bir gündür. İnsan hakları temelinde kadınların siyasi ve sosyal bilincinin geliştirilmesine, ekonomik, siyasi ve sosyal başarılarının kutlanmasına ayrılmaktadır. Dünya Kadınlar Günü, kadın hakları hareketinde bir odak noktasıdır.

Yukarıdaki bölüm, bir ansiklopedik bilgiden ibarettir.

Ve fakat.

Dünya kadınlar günü, geri kalmış ve bizim gibi gelişmekte olan ülkeler için yukarıda belirtilen ansiklopedik bilgiden çok daha fazla önem taşır.

Bugünün bizde farklı anlamı da vardır.

Nazım Hikmet’in Kuvayı Milliye Destanı'nın bir bölümünde belirttiği gibi coğrafyamızda hala kadınımızın soframızdaki yerinin öküzümüzden sonra geldiğini düşünenleri görmek istemesek de, kimi örneklerde bu türden kafaların coğrafyamızda var olduğuna dair işaretlere de tanık oluyoruz maalesef.

Bugünün dünyasında kendilerini demokrasi havarisi gören ülkelerde henüz kadın hakları bilinmiyorken, Cumhuriyetimizin ilk yıllarında kadınlarımıza seçme ve seçilme hakkı vermiş bir ülkedir Türkiye Cumhuriyeti.

Ve fakat.

TBMM'nin çatısı altında sözüm ona bir siyasetçi, karma eğitime ve dolayısıyla kız çocuklarının erkek çocuklarla eşit eğitim hakkına sahip olmasını eleştiren açıklamalar yapabiliyor.

Karma eğitime karşı çıkarak amaçlanan nedir anlamakta zorlanıyorum açıkçası.

Ki;

karma eğitime karşı çıkmakla da sınırlı kalmıyor açıklama.

Kadın çalışmasın!.

Doktor olmasın.

Avukatlık yapmasın.

Erkeklerle aynı çatı altında olmasın.

Kadının yeri erkeğin dizinin dibi midir?

Kadının sırtından sopa karnından sıpa eksik edilmesin.

Öyle mi?

Bumudur yani istenen!

Kadının sırtından sopanın eksik edilmemesini isteyen anlayış nedeniyle bugün, sokakta veya evinde katlediliyor kadınlarımız.

Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında Ata'mızdan armağan Türkiye Büyük Millet Meclisinde kadınlarımızın soframızdaki yerini hala öküzümüzden sonra geldiğine inanan anlayışın kimi temsilcilerini görmek ne acı.

O TBMM' ki;

Kahraman balıkçılarımızın bin bir zorluğu yenerek İnebolu limanına indirdikleri cephaneleri, kağnılarla cepheye taşıyan Şerife Bacı gibi kahraman kadınlarımızın katkılarıyla kazanılan efsanevi kurtuluş savaşımızın ardından kurulmuş bir yüce mekandır.

Şerife Bacı'nın hikayesini bilir misiniz?

Bilenlere değil de, bilmeyenlere en azından bugünün önemine atfen bir kez daha anlatmak lazım.

Memesinde süt yokken, karla doyurduğu bebesini sarıp sarmaladığı battaniyeyi, donarak ölümüne neden olma pahasına bebesinin, sırtından alıp mermiye sarabilen bir büyük kahramanımızdır Şerife Bacı.

Ne Hatun'lar, Kara Fatma'lar, Gördesli Makbule'ler, Şerife Bacı'lar ve daha nice kahraman kadınlarımız, kurulmasında katkıları olduğu TBMM çatısı altında, Cumhuriyetin değerlerini aşağılayan sözleri, yıllar sonra biz işitmeyelim diye verdiler aslına o büyük kavgayı.

En azından bunu düşünün.

Ve kadınlar

bizim kadınlarımız:

korkunç ve mübarek elleri

ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle

anamız, avradımız, yarimiz

ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen

ve soframızdaki yeri

öküzümüzden sonra gelen

             Nazım Hikmet Ran

Karadeniz'in İlk ve Tek Ekonomi Portalı

Okumak İçin Resimlere Tıklayınız.
Kapat
× Anasayfa Abone ol Tüm haberler Ekonomi Bölgesel Şirketler Gündem Belediye Sektörler Politika e-Dergi e-Gazete Web TV Künye Karadeniz sohbetleri Yazarlar