14.04.2026

Şehir efsaneleri serisi #3 “İngiltere pazarını önce yurt dışından test ederiz.”

İhracatçılardan hep aynı şeyi duyuyorum: “İngiltere’ye yatırım yapmadan önce pazarı kendi ülkemizden test edeceğiz.”

E-postalar gönderiliyor, belki birkaç Linkedin mesajı. Arada internet üzerinden birkaç toplantı da oluyor.

Birkaç ay sonra “İngiltere pazarı tepki vermiyor.” deniyor. Ama aslında sorun ürün değil. Sorun mesafe.

İngiltere’deki alıcılar daha önce hiç duymadıkları yurt dışı tedarikçilerden e-posta aldıklarında akıllarına hemen şunlar gelir:

Bunlar kim? İngiltere pazarına gerçekten ciddi yaklaşıyorlar mı? Bir sorun çıkarsa bize destek olacaklar mı?

Birçok ihracatçı İngiltere’de herhangi bir yerel varlık ya da temsilci olmadan sadece pazarı yoklayan bir şirket gibi görünür. İngiliz alıcılar özellikle bu konuda çok temkinlidir.

Peki ya sonuç?

Harika sayılabilecek ürünler bile görmezden gelinir.

Hem de ürünle ilgilenilmediği için değil, verilen ciddiyet sinyali yeterince güçlü olmadığı için.

İronik olan şu ki, yurt dışından güvenli şekilde pazarı test etme yaklaşımı çoğu zaman en güvenilmez geri bildirim yöntemidir.

Çünkü bu yöntemle aslında pazarı test etmezsiniz. Pazarın uzak tedarikçilere nasıl tepki verdiğini test edersiniz.

İngiltere’de başarılı olmak istiyorsanız pazara bağlılığınızı yerel iletişim, yerel toplantılar ve yerel temsil gibi yöntemlerle ilk günden göstermelisiniz.

Çünkü İngiltere gibi olgun bir pazarda güvenilirlik tüm fırsatlardan önce gelir. İngiltere pazarını hedefleyen tüm markalara başarılar.

Karadeniz'in İlk ve Tek Ekonomi Portalı

Okumak İçin Resimlere Tıklayınız.
Kapat
× Anasayfa Abone ol Tüm haberler Ekonomi Bölgesel Şirketler Gündem Belediye Sektörler Politika e-Dergi e-Gazete Web TV Künye Karadeniz sohbetleri Yazarlar