5.11.2022

2015‘de bir ‘’göç‘’ çalışması için Latin Amerika’daydım. Brezilya kolaçan ettiğimiz ülkelerin başında geliyordu.
Yaptığımız yayının son cümlesi şöyleydi:
-Brezilya zaman zaman tökezlemesine rağmen,dünya ekonomisinde var olma yarışında yer alıyor, bu durum yakından izlenmeli.,..
Nazi zulmünden kaçarak bu ülkeye sığınan Stefan Zweig‘ın şu tümcesini kullamıştım:
-Bu ülkenin bir geleceği var.
Prof.Sabri Ülgener hocadan ödünçleme, anlatmak için değil, kavramak için bir Brezilya denemesi yapmak istiyorum.
Evet, Brezilya’da seçimi Lula kazandı, bu sonuç bir başarıdır.
215 milyon nüfuslu ve Türkiye’nin 2 katı ulusal gelir üreten Brezilya’da, Lula 3. kez başkan seçilen ilk insan oldu.
Günümüz Brezilya’sında 33 milyon insan aç yatıyor ve 125 milyon insan yoksul. Bu insanlar büyük ölçüde Bolsorano’nun mirası, özellikle açlar…Böylesi bir ortamda Lulanın ‘’HerBrezilya yurttaşının gece yatağa tok girmesini sağlayacağım!’’ sözünün anlamı büyük.
Lula’nın programında 5 nokta dikkat çekiyor :
1-Açlar doyacak. 2-Amazon ormanlarının tahribatı duracak. 3- Güven yaratılacak ve kamu ve özel sektör yatırımları seferber edilecek. 4- Ülkenin en büyük gelir getirici petrol arama ve pazarlama kuruluşu Petrobas yeniden kamulaştırılacak. 5- Vergilendirme alım gücüyle orantılı olacak.
Bolsonaro, evanjeliklere yaslanan yobaz/bağnaz/soyguncu iktidarını ‘’Tanrının İktidarı‘’ olarak lanse ediyordu… Amazon ormanlarının tahribatını o başlattı… Covid olgusunu inkar etti 680.000 insan öldü… Ülke kaynakları 3-5 kişiye tahsis edildi….Soygunun büyüğünü kendi evlatları gerçekleştirdi….Hukuku işletmedi, basın susturulmak istendi..
Lula seçim döneminde ‘’yumuşak‘’ dil kullandı. İki ayaklı bir kampanya yaptı: Geniş bir demokrasi cephesi kurdu. İkincisi, değişimin umudunu verdi, projelerle konuştu.
Latin Amerika’da şimdi demokrasi tercihi yapan ülke sayısı Şili, Peru, Honduras, Kolombiya ve Bolivya’dan sonra altı oldu.
Brezilya ve Hindistan dünyanın nüfusca en büyük demokrasilerinden biri olarak ‘’ demokrasi cephesinin ‘’ her zaman kazanabileceğini kanıtladı.
Lula’nın ‘’Yarının Bezilya’sı İçin Mektup ‘’ u ile bitereyim:
-İki resim var:
Birisi nefretin,yalanların,hoşgörüsüzlüğün,işsizliğin,düşük ücretlerin, açlığın,silahların ve ölümlerin, duyarsızlığın, maçoluğun, Amazon’un ve çevrenin tahribatın ülkesi.Uluslararası tecridin , ekonomik durgunluğun, diktatörlüğün ve işkencelerin takdirle karşılandığı ,korku ve güvensizlik dolu bir Brezilya.
Diğeri, umudun, saygının, emeğin
Istihdamının, insana yarışır ücretlerin, onurlu emekliliğin, herkes için hak ve fırsatların yaşandığı,sağlığın, eğitimin, çevrenin korunması ve kadına saygının ülkesi…
Siyah nüfusun ve çeşitliliğin, dünyayla entegrasyonun ve hepsinin üzerinde demokrasiye sarsılmaz bağımlılığın.
Umut dolu bir Brezilya, herkes için bir Brezilya…
Ustamız Yaşar Kemal bakınız ne diyor: Başka bir şey daha var, hakların, kişilerin özgürlüğünden başka o da toprağın, doğanın özgürlüğü. Dünyamız korkunç bir ecosidle karşı karşıya bugün.