18.04.2026

Macaristan ne yaptı?

Saat 20:00. Budapeşte’de Tuna Nehri’ne kıyıdaş Bathtyany Meydanına kümelenmiş onbinlerce kadınlı-erkekli Macar seçim sonucunun açıklanmasını bekliyor. 20:25’de ilk sandık sonuçları… Diktatör Orban gidici…

Saat 22:35. Seçimin galibi Peter Magyar meydana insanların elini sıka sıka, yürüyerek geliyor. İlk sözleri:

-Ülkemizi adım adım, tuğlaya tuğla ekleyerek geri alacağız.Kuklaları ve yaslandıkları sütünları yıkacağız.

Sonra yeni dönemin manifestosunu okuyor:

 

Bir: Yerimiz Avrupa’dır. Avrupa’lı olmanın tüm yükümlülüklerini yerine getirecek, AB Savcılığını yeniden kurarak saydamlaşlacağız.

 

İki: Beslemeleri işten çıkaracağız. Onları görevlerinden ayrılmaya çağırıyorum.  Tarafsızlığını yitiren Cumhubaşkanı Sulyok  gidecek.

 

Üç:Başbakanlık sadece 2 dönem olacak.   

 

Dört:Yolsuzluklarla Mücadele Bakanlığı kurulacak.

 

Beş:Kamu ihaleleri tek tek soruşturulacak.

 

Altı:Yandaşlara aktarılan servetler son kuruşuna dek geri alınacak.

 

’Manifesto’’ Latince bir sözcük, ‘’gözle görülür’’ demek. Bu altı madde ise bir ‘’taahhütname’’, yeni bir dönemin koşullarını anlatıyor.  ‘’Babalar ve Damatlar Çetesi’’nin yarattığı Orbanizm’e açılmış mücadele bayrağının renkleri.

16 yıl, en uzun süreli Avrupa’da başbakanlık yapan Orban sistemine ‘’Liberal Olmayan Demokrasi’’ adını vermişti.Tek karar vericinin kendisi olduğu bir besleme  ve zengin yapma düzeni, bir nepotizm.

 

Magyar için ‘’Orban’ın gençliği gibi…’’ sözcüklerini sıkça duymak olası. Kuşku Çağı’nda bu sözler çok olağan. Orban’ın geçmişi açlığa / yoksunluğa dayanıyor, Magyar’ın ise tersi. Orban, yılanın gömlek değiştirmesini andırırcasına ‘’talan imparatorluğu’’nu 20 yılda kurabildi. İdeolojiler tezgahında duran tüm ‘’izm’’leri, tek tek tattı ve tüketti. Komünist gençlik örgütünden  başlayarak  diktacılığa kadar geldi. Tanrıtanımazdı, inançlı bir katolik oldu, 40’ından sonra kendini vaftiz  ettirdi. Kendini vaftiz eden rahibi bakan yaptı.  

45 yaşındaki Peter Magyar için durum çok farklı, onunki  bir katarsis (arınma) ve o kendi özüne geri döndü. İktidara gelişi için 2 yıl yetti… Toplumun her katını, her katmanını nerdeyse tek tek ikna eden bir siyaset  dönemi geçirdi.

Programında ekonominin ‘’dirhemi’’ yok. Oysa Macaristan Avrupa’nın ‘’En Yolsuz Ülkesi’’. İşsizlik dizboyu. Büyümüyor, küçülüyor. Gençler ülkelerinden kaçıyor. Florin, dolara karşı 10 yılda %34 değer kaybetmiş.

Magyar’ın ağzından tek bir kez  ‘’enkaz’’ sözcüğü çıkmıyor… Çünkü o, fakirleşmenin sadece bir nedene, yandaş üretme ve her şeyi denetleme yönetimine dayandığını biliyor.

 

Sözü saydam, yükümlülükleri açık Magyar populist paradoksu(PP) yaşar mı?

Ionesco’nun Gergedan’ı gibi herkesin tanınmaz, ölçülemez olduğu şu ortamda ona  ‘’kefalet belgesi’’ verilebilir mi?

PP, popülistlerin ilk yıllarında adil, sonra da despot olduğu, verdiğini geri aldığı uygulamaya verilen ad.

Magyar için de bu olası…

Ama bir anımsatma: O, popülist değil, vaatlerini çuvalına yüklemiş Noel Baba ise hiç değil…

Macar seçmeninin %80 rekor katılımıyla oluşan ‘’süper çoğunluk’’, sonuçsuz kalan 1956 Macaristan Ayaklanması’nın tamamlayacısıdır.

Şimdi gençler artık ülkelerinde özgürce ve kendine uyan insanla yaşayabilir.

 

Herkesi Ferenc Molnar’ın Pal Sokağı Çocukları‘nı (YKY, 68.baskı) Tarık Demirkan’ın enfes Türkçesinden okumaya davet  ediyorum. 50’yi aşkın dile çevrildi, Türkçe’de 1 milyon baskıyı yakaladı. Eser, doğruluğun ve dayanışmanın erdemini anlatıyor. ‘’Çocuk Romanı’’ diyorlarsa da yetişkinler için yazıldığı kesin. Siyasetçi çok ders alabilir. Orban okudu mu bilemem, ama bu eserdekilerin tersini yaptığı kesin.

 

Macar halkına teşekkür ederim, bize ‘’umutsuzluktan umut doğurmayı’’ öğretti.

                                               

Yaşar Kemal Deniz Küstü’de şöyle diyor: İnsan dediğin insan dünyada böylesine tek başına, denizsiz topraksız, bulutsuz, balıksız, kuşsuz, arısız, atsız, insansız, kendi yalnızlığına, kötü karanlığına kapanmış, iki elleriyle yüzünü örtmüş, ışık sızdırmamış, ölümün acısına, deliliğine düşmüş, umutsuzluğuna, korkusuna kendisini kapıp koyuvermiş, insan dediğin insan böyle mi olmalı?

 

Not: Nesim Fintz dostumuzun Han-Mi Kim ile yazdığı Matematiğin ve Enformatiğin Sıradışı Öyküleri (KırmızıKedi yay) Uluslararası Roma Edebiyat Ödülü’nde ‘’Jüri Özel Ödülü’’ aldı, kutluyorum.

Not: Petrolün geleceği konusunda en sağduyulu  öngörüleri yapan ve ‘’ Dünyanın En Etkili 100 İnsanı’’ arasında yer alan İEA Başkanı Dr.Fatih Birol’un yakından izlenmesini öneriyorum.

Karadeniz'in İlk ve Tek Ekonomi Portalı

Okumak İçin Resimlere Tıklayınız.
Kapat
× Anasayfa Abone ol Tüm haberler Ekonomi Bölgesel Şirketler Gündem Belediye Sektörler Politika e-Dergi e-Gazete Web TV Künye Karadeniz sohbetleri Yazarlar