21.02.2022

Rusya için yazdıklarıma Stockholm’den dostum Osman İkiz şu yorumu yaptı : -Sevgili dostum, Putin de nihayetinde Gogol'un paltosundan çıkma. Kaybettiğini arıyor.
Haklı mı, haksız mı? Ayrı fasıl. (...)Ben, çok merak ettiğim ve yorumlanmasını beklediğim bir konu var:
Çin ekonomik dev oldu. Tek parti iktidarı veya diktatörlüğü sayesinde becerdi. Rusya ile çok kapsamlı bir deklarasyon açıkladılar. Geçmişleri uyduruk da olsa sosyalist olan bu ülkeler yeni bir model üzerinde konuşmuş olabilirler mi?
Evet bu konuya ne demek gerekiyor?
Benim aklımda hazır bir cevabım yok...
Bu arada güzel bir haber dostum Atila Alpöge yoluyla Berlin’den, ‘’Berlin Film Şenliği çok kaliteli bir olay olarak biliniyor. Yıllardan beri. Bu yılın şenliği bir hafta önce başladı ve dün ödül dağıtımı yapıldı. “En İyi Kadın Oyuncu” ödülü Meltem Kaptan’a verilmiş. Gözlemciler bu oyuncunun gerçekten çok başarılı bir kişilik yaratmış olduğunu söylüyorlar.’’ mesajıyla geldi.
Kaptan, Susuz Yaz filminin Altın Ayı ödülü aldığı 1964‘den bu yana Berlin Film Festivali ‘nden ‘’Gümüş Ayı‘’ kazanan ilk sanatçı....
Siz dostlarımla, İsrael Cumhurbaşkanı‘nın Türkiye’yi ziyareti bağlamında ‘’Kibbutz‘’lar konusunda 2017’de yaptığım gözlemleri paylaşmak istiyorum.
X
İsrael devletinin kurulmasından nerdeyse yarım yüzyıl öncesi, bu topraklara göç eden yahudiler 1910 yılında ''bir arada kollektif yaşamak '' anlamına gelen ilk kibbutz kuruldu.
Doğu Avrupa 'dan göçen Yahudilerinin oluşturduğu bu kibbutzlarda ilke şuydu :
-Herkes para almadan gücüne göre çalışacak. Herkes ihtiyacı kadar üretilenden payını alacak. Para kullanılmayacak, zaten yok. Yemeğin ortak pişecek. Yaşanılan konutlar sadece tahsisli, tapu yok.
Bu ilkelerle, 275 kibbutz kuruldu.
Kibbutz kurucuları sosyalist idi. Kibbutzların yaşam ilkelerini bu ülküye göre belirlediler. Ama daha önemlisi ülkenin üretimde kendi kendine yeterli olmasını sağlamaktı, bu da gerçekleşti.
175.000 insan, toprakların % 90'ını işledi. Bir dönem, ülkenin tarımsal ihracatının % 80'ı bu kibbutzlardan gerçekleştirdi.
Kibbutz bir utkuydu, bu gerçekleşmişti.
İsrael ‘in kurucu babalarından ve ilk Başbakanı ‘’İstanbul’lu’’ D. Ben- Gurion’da bir kibbutz’da yaşıyordu. Şimdi müze olan 40 m2’yi ya var / ya yok bu yaşama alanını yerinde gördüm, çok etkilendim.
1980'li yıllar, dünyanın tersine döndüğü yıllarıydı...
ABD‘de Reagan ve İngiltere’de Thatcher ‘’azgın bir kapitalizm‘’in çağrısında yarıştılar. Dahası, kamu ya da ortak olan her türden yönetim kötüydü, özel olmalıydı, özelleşme bir iktisadi eylem oldu.
Kibbutz’lar da bu işten payına düşeni aldı. Her şeyden önemlisi, İsrael‘in kuruluşunda yön veren İşçi Partisi hareketi cılızlamış, garip bir muhafazakârlık türemişti.
Muhafazakarlar, İsrael’i bir ekonomik krize soktular. Bunun sonucu hiper enflasyon dönemine girildi. Kibbutzlar bir ''oluşum krizi '' yaşadı. Kibbutz’lar için ‘’modası geçmiş ‘’ demek usulden oldu. Kibbutzlar 80’li yılları üretim konularını modernize ederek yola devam ettiler.
2000'li yıllarda başka bir sıkıntı baş gösterdi: Kibbutz’lardaki yaşamsal kural, kibbutz insanına yaşlılığında bakmak sorumluluğu idi. Nakit varlığı sorun olunca, kibbutz üyelerinin bakım parası finanse edilemedi. Bu yetmezmiş gibi, kibbutzların içinde kurulan iktisadi işletmeler kredi faizlerini karşılayamadı. Aslında bu işletmeler kibbutzların salt kendi kendine yeterli olması varlardı. Piyasada bir iktisadi oyuncu olmaya güçleri yetmiyordu.
İşte bunun üzerine kibbutzlarda '' özelleştirme '' denilen yoğun bir ''de- sosyalizasyon'' süreci başladı.
Kibbutzlarda bu süreç çok demokratik çalıştı. Her kibbutz geleceğini özgür iradesiyle oylayarak kararlaştırdı.
Kimi kibbutz tümden satıldı. Alınan paralar üleştirildi. Kibbutz üyesi insanlar bu parayla kentlere taşındı, yeni bir yaşam tarzı benimsedi.
Kimi kibbutz ‘’karma bir ekonomik yapıyı’’ oyladı. İçindeki iktisadi işletme – imalathane / fabrika – satıldı ama insanlar kibbutz yaşantısına devam etti. Ya da içindeki yaşadıkları evler kibbutz üyelerine satıldı, ortak yemekhane ücretli hale geldi, kooperatif satışları paralı oldu.
Kimi ise yeni kuşak kibbutz niteliğine dönüştü. Kibbutzun üretim konusu tarımdan sinai ya da dijital ekonomik ürüne dönüştü. Bu kibbutzlarda yaşam özgür iradeye bırakıldı.
Bütün bunların sonucu, ortada bir istatistik yok. Olsa olsa yönetimiyle 275 kibbutzun 200 'ünün özelleşmiş, 75‘inin eski ama karma yaşam tarzında yola devam ettiğini gördüm.
110 yıllık Kibbutz Hareketi sona mı erdi ?
Hayır...
Kudüs’te, geçmişi sadece 10-15 yıl olan '' Kentsel Kibbutzları '' karşıma çıktı.
Küçük gruplar halinde kentlerde ortak yerleşim yerleri ( örneğin bir apartmanın tümü )kiralayarak, bir kömün hareketi benzeri yaşam sürdürüyorlar.
Bu hareket İsrael genelinde serpiliyor.
İlkeleri, etkin katılım, dayanışma ve barış...
Her hafta ya da ay içinde saatler boyu süren toplantı olmayan tartışma beraberlikleri var. Burada ''ideal''lerini tartışıyorlar. Yemek, apartmanın tek bir mutfağında imeceyle pişiyor. Çocuklara dönüşümlü ortak bakılıyor. Para sadece yaşam döngüsünü sağlamak için var.
Kibbutzlar İsrael 'in dünyaya ''çölde yaratılan sulak yeşil vaha'' olarak yeni yüzünü yansıtmıştı.
Bir ortak yaşama ülküsüydü...
Daha iyi daha adaletli bir yaşam tutkumuz sürdükçe, kibbutz’larda şekil değiştirse de yaşamaya devam edecek, buna inanıyor, 1958 Mart’ında Cumhuriyet’de yayınlanan İsrael’de 10 Gün röportajıyla bize kibbutz dünyasının kapısını aralamamızı sağlayan Yaşar Kemal çınarımızı selamlıyorum.
(km / gönderi:19.02.2022)