21.02.2026
Jeopolitik risk ve fırsatlara kafa yormak kadar ‘’ kök sorun’’ a eğilmekten yanayım.
İstanbul Sanayi ve Teknoloji Grubu’nun Türkiye’nin Yakın Pazarlardaki Jeopoltik Gelişmeler başlıklı oturumunda öncü sanayici Adnan Dalgakıran’ın ‘’Ben bu jeopolitik değişimde bir avantaj gözlemlemiyorum!’’ saptaması, ‘’ kök sorun’’un deşilmesine neden oldu.
Nedir bu ‘’ kök sorunlar’’?
1-Sanayinin hantal yapısı.
2-AB pazarının fiilen battal kalması.
3-Rusya ve Çin’in adil olmayan kırıcı rekabeti.
Sırasıyla ele alayım:
1-Sanayinin hantal yapısı: İhracat ‘’yığın malı’’. İhracatta kg başına değerin sadece 1.5 $ olması, bunun kanıtı. Mal ihracatı artıyor ama refah üretmiyor. Savunma sanayinin gözde ürünleri Altay Tankı ve Kaan uçağı da bu düşük değerden payını alıyor. Altay tankında motor G. Kore’den geliyor. Motor gelmezse tank ‘’yok’’.
Türkonfed’in İkinci Yüzyıla Girerken Türkiye Ekonomisi başlıklı çalışmada dostum Dr. Rauf Gönenç’in incelemesini önereceğim. Dr. Gönenç OECD’de Türkiye Masası şefiydi. Yıllar yılı yazdığı Türkiye raporlarında koyduğu ‘’tanı’’larla yetinmedi, şimdi de tedavi yolları gösteriyor.
Onun için işin özeti, sermaye X düzenleme X eko-sistem üçlüsünün çarpımından oluşan ‘’ölçeklendirme’’den geçiyor.
Bunun için ‘’stratejik kamusal akıl ‘’ gerekiyor, çaresi bu. Ama bu kamusal aklı ‘’devlet‘’ olarak algılamayalım. ‘’Kamusal’’herkesin ortak paydası demek.
Bu stratejik aklı kullanmazsak montajlanmış otomobil, akıllı olmayan konfeksiyon, konservelenmiş domates ihracatıyla yetinmek zorunda kalırız.
2- AB pazarı: İhracatın kabaca yüzde 40-45’ni AB oluşturuyor. Bu ihracat azalıyor, daha da azalacak. İlişkiyi düzenleyen 1995 model Gümrük Birliği (GB) düne ait, hep geçmişin unsurlarını barındırıyor. Yenilenmesi konusuna AB ‘’kulak tıkıyor’’. Bir de serbest ticaret anlaşmaları (STA) imzalayarak Türkiye pastasını küçültüyor. ‘’Made in Europe’’ uygulamasına geçildiğinde Türkiye’nin sıfır gümrükle sanayi ürünü ihraç hakkı büyük oranda anlamını yitirecek.
Sorunu ‘’teknik‘’ olarak görenler yanılıyor…
AB’nin Türkiye gibi AB üye adayı 10 ülkesi var. Her bir ülke için her yıl bir ‘’İlerleme Raporu’’ açıklanıyor. 4 Kasım 2025’de açıklanan Türkiye Raporu’nda demokratik standartlar, hukuğun üstünlüğü, temel hak ve özgürlikler konusunda ülke notu ‘’kırık’’.
AB, GB’nin yenilenmesine ‘’politik’’ olarak karşı.
Kuşkusuz AB’nin ‘’ikiyüzlü’’ politikası nedeniyle konu başka alanlarda dallanıyor / budaklanıyor. Ama bu ‘’kök sorun’’ u görmemize engel olmamalı.
3-Rusya ve Çin’in kuralsız rekabeti: Jeopoltik Güç Merkezi konumunda olan bu iki ülkeyle ‘’kuralsız’’kurakucak yürüyen bir ilişki var. Rusya ile dış ticarette 1’e 4, Çin ile ticarette 1’e 10 fark var. Rusya’dan ithal ana kalem doğal gaz ama fiyatı ‘’sabit’’ ve açıklanmıyor. Çin ise ‘’değerlenmiş’’ TL’sından yararlanıyor ve ağırlıklı tüketim malı satıyor.
Güç Merkezi ABD’de ‘’henüz’’ kural koyan yapısıyla ‘’sabit’’ bir değişken.
‘’Jeopolitik Fırsat ve Tehditler’’ aramak adına, havanda su döğüleceğine, ‘’ağacın kurdunu içinde’’ arayalım.
İstanbul Sanayi ve Teknoloji Grubu’nun değerli üyeleri ‘’101 Ders Notu’’nu okumak yerine, sınav sorularının cevabı için ‘’rehber’’ arıyorlar.
Yüzleşme TV’de yaptığınız, bu değil mi Sayın Dalgakıran?
Yaşar Kemal dile geliyor ve diyor ki: Sen ne sanıyorsun oğlum Memed. İnce Memedler bitecek mi sanıyorsun? Köroğlu gitti, İnce Memed geldi. İnsanoğlunun içinde bu kurt oldukça insanoğlu ne olursa olsun yenilmeyecek.


